Hani başka biri yapsa neyse, deyip geçebiliyorsunuz.
Fakat eski bir bakan ve güvenlik mensubunun
karşılaşmasına şaşıp kalakalıyorsunuz.
Öfke kontrolünü yitirip saldırgan bir hal alıp garip bir
gencin başına coplar savurmak. Merhamet, şefkat, sevgi, saygı hiç bilinmezmiş
gibi.
Adalet, incelik, rikkat çekmiş gitmiş gibi bu bağlardan
ki.
Hürmet hanımı kaybedeli çok zamanlar olmuş.
Ah o hidayet filmlerini küçümsediğimiz, mavi demir kapılı
kulübelerde yaşanan insanlıktan sonra çok hazineler devredilmiş, sonradan
görmeler bir derebeyi olmuş.
Vagonların, katarların çekemeyeceği fedakârlık. Takva
yağmurları ile etrafına serinlik veren ulu çınarlar da kaybolmuş insan yürekli
şehirlerden ki, hırs ve tamahkârlık dikenlerine duçar olmuşuz.
İffetli erkeklerin evden kaçan kızları kız kardeş bilip
annelerine teslim ettiği hikâyeler ile erkek çocuk yetiştiren annelerin
zamanından çok sonra masallar bir bozulmuş ki.
Bozanın tadı kaçmış.
Şırada kıvam tutturulamamış bir daha. O bir buçuk göz
hanesinden öteye iltica edenlerin dualarını süsleyen şiir, senden dünya
zenginliği değil gönül zenginliği isterim ey sevgili.
İsterim ki azgın nefsi terbiye edip elimdeki o tek somunu
da daha yoksullarla bölüşebileyim , diyen kanaat sahibi, diğergâm, asalet,
erdem, saygınlık yansıtan hakiki zenginlerin dünyası değildir artık
soluduğumuz.
Kendisine kimlik sorduğu için güvenlik görevlisi genç,
eski bakandan dayak yemiş, yetmemiş; bakan beyin asabını bozan garip, ayağına
götürülüp özür diletilmek zorunda da bırakıldığını okuyorum gazetelerden.
Mutlaka yanlış okudum diyorum, yanlış yazmışlardır, bakan
beyin vicdanı kanamış, uykularından olmuştur, kâbuslar görmüştür, dayanamamış
garibin yanına varıp:
Ne olur hakkını helal et, ben bu yükle nasıl Rahman ın huzuruna
giderim diye, gençten af edilmeyi ummuştur, diyorum.
Dost nasıl ince resmetti o gün.
Her ay yardımını götürdüğü kadına, yokuşu çıkarken
rastlamıştır, yaşlı ve hasta kadın artık banyo yapamadığını anlatır ve şeker
hastalığından ötürü patlayan parmaklarını gösterir, üstü başı kirlidir,
bakmamaktadır çocukları.
Yardımını yapıp kaçacaktır güzel evine. Onun
anlattıklarını dinliyormuş gibi yapar.
Fakat nasılsa elinde olmadan ağır bir tepki verir.
Yaşlı kadın ona sormadan koluna girmiştir.
Derhal kolunu çekmiştir; sanki kirleri, lekeleri,
hastalıkları, dertleri, elemi bulaştıracağından korkarcasına.
Evine geldiğinde, ince nehir gibi kan dolup kabaran
yüreğinin damarları gerginleşip ip olup boğazını sıkmaktadır.
Hayıflanma, pişmanlık, neye yarar söylenişleri.
Rahman ın garibine iki dakika kol kanat olamama
şımarıklığını tedavi merkezi var mıdır arayışları.
Açgözlü nefsini duvarlara çarpmak istemiş, feragat isimli
kedisinin yüzüne bakamamış, o batasıca pahalı giysileri kokacak diye mi
korkmuştur, ya da zavallı kadından gelen fakirlik kokusundan mı kaçmıştır.
Titreyen ellerine bakarken aynadaki yüzünden korkmuştur.
Bir garibin kalbini paramparça yapmanın vebali ile
kavrulmakta, nezaket kadavrasına dönüşmüşlüğüne yanmaktadır.