Temel felsefemiz “neye lâyık isek” öyle idare olunacağımız gerçeğinden başka bir şey değil!
Biz doğru bildiklerimizi söyleriz.
Yanlış gördüklerimizi paylaşırız.
Gerisi seçmen vatandaşa kalmıştır.
O ne derse ortaya çıkan sonucu kabulleniriz.
İnancımız tek kişi bile olsak her şartta sadece “doğru bildiklerimizi” söylememizi gerektirir.
Bunu yapmazsak kendimizi üzerimize düşen görevi yerine getirmemiş sayarız.
Bizim doğru bildiklerimiz başkaları tarafından kabul edilmeyebilir!
“Niye kabul etmiyorsunuz?” diye onlara asla ağzımızdan kem bir laf sadır olmaz! Onlardan da aynı anlayışı görmeyi bekleriz! Ama yıllardır böyle bir hoşgörüye hasretiz!
Farklı düşüncelerimizden dolayı hep mahkûm edilmeye çalışılıyoruz.
Ancak bu anlayışsız yaklaşım bizim şevkimizi kırmaz. Niye böyle hoyratça yaklaşıyorlar diye kırılıp küsmeyiz!
Kendimizi üzerimize düşen uyarı görevini yapmakla yükümlü saydığımız için bu hoyratlıkları mesele etmeyiz.
Onlar için duacı olmaktan başka elimizden bir şey gelmez.
Herkes üzerine düşen görevi yapmakla mükelleftir. Biz üzerimize düşen görevi yaparız. Takdir yüce Rabbimize aittir.
Kuşkusuz ülke olarak neye lâyık isek öyle bir yönetimle yönetilmemiz takdir edilir. İyi yönetimlere lâyık isek iyi yönetimler iş başına gelir.
Kötü yönetimlere lâyık isek kötü yönetimler iş başı yapar!
Yıllardır doğru bildiklerimizi söyledik! Yanlış gördüklerimizi de “bu yanlış” diyerek paylaştık.
Arzu ettiğimiz yerlere gelemedik ama netice itibarıyla adımız kötüye çıkmadı! Geçmişe dönüp baktığımızda dün bize ateş püskürenlerin bugün saygı ile andıklarını görüyoruz.
Bu da az şey olmasa gerek!
O halde üzerimize düşen görevi yapmaya, yani her şartta doğru bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz demektir!