İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrailli yayın kuruluşu 124NEWS’e verdiği röportajda tarihi ve “ruhani” bir görevde olduğunu söyledi. Elinde “Büyük İsrail” haritası bulunan bir muska taşıyan Netanyahu, “Buraya gelmeyi hayal eden Yahudi nesilleri vardı, bizden sonra da gelecek Yahudi nesilleri olacak” ifadelerini kullandı.
Netanyahu, bu vizyona “çok bağlı” olduğunu açıkça beyan ederken, haritada yalnızca Filistin değil; Mısır’dan Ürdün’e, Suriye’den Lübnan’a, Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye kadar birçok ülkenin topraklarının hedefte olduğunu ortaya koydu.
Bu açıklamalar, Arz-ı Mevud (Vaat Edilmiş Topraklar) projesinin diplomasi diliyle değil, artık açık hedef haritalarıyla dünyaya ilan edildiğinin kanıtıdır.
Hedef Haritada Kimler Var?
Hedef Haritada Kimler Var?
Netanyahu’nun gösterdiği “Büyük İsrail” haritasında hedef alınan bölgeler şunlar:
• Tüm Gazze ve Batı Şeria
• Ürdün’ün tamamı
• Lübnan’ın güneyi
• Suriye’nin geniş bir kısmı
• Mısır’ın Sina Yarımadası ve topraklarının yaklaşık %30’u
• Suudi Arabistan’ın kuzeybatısı
• Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi
• Irak’ın önemli bir kısmı
• İran’ın batısı
Aşırı sağcı Siyonistlere göre bu sınırlar, Tevrat’ta geçen Fırat ile Nil arasındaki tüm toprakları kapsıyor.
Gazze’nin Direnişi: Arz-ı Mevud’a Karşı Son Kale
Gelişmeleri doğru okuyanlar için Gazze’deki direniş, yalnızca İsrail’in saldırılarına karşı bir savunma değil; “Büyük İsrail” planına karşı duran son büyük engellerden biridir. Gazze düşerse, bu proje önündeki stratejik barikat ortadan kalkacak.
Ancak İslam dünyası, adeta Titanik gemisi su alırken güvertede “vur patlasın çal oynasın” modunda. Gemi su alıyor diye ikaz edenlere inanmakta zorlanıyorlar; çünkü güvertede her şey yolunda gibi görünüyor. Oysa alt katlardan giren su, eninde sonunda herkesi boğacak.
Bu manzara, Mehmet Âkif Ersoy’un şu mısralarını hatırlatıyor:
“Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,
Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.
Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,
Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!
Kar sayarmış bir tutam fazla olsun yutmayı…
Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!”
Âkif’in bu tasviri, yaklaşan tehlikeyi küçümsemenin ve “bana sıra gelmez” rehavetine kapılmanın felaketle sonuçlanacağını anlatır. Bugün İslam ülkeleri, Netanyahu’nun çizdiği haritada kendi topraklarının işaretlenmiş olduğunu göre göre hâlâ otlamaya devam eden o eşek gibi davranıyor. Kurt ise adım adım yaklaşmakta.
Merhum Erbakan Hoca Uyarmıştı
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, siyasi hayatı boyunca her fırsatta ümmeti yaklaşan tehlikeye karşı uyarmıştı. “Tufan geliyor” diyerek hem ülkemizi hem İslam dünyasını sürekli ikaz etti.
O gün söylediği sözler, bugün Netanyahu’nun ağzından itiraf edilen hedeflerin birebir karşılığıdır. Ve bugün de Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partililer, aynı uyarıları yapmaya devam ediyor. Çünkü bu mesele bir parti meselesi değil; milletimizin, ümmetin ve coğrafyamızın geleceğini ilgilendiren bir varlık yokluk meselesidir.
Uyanmak İçin Daha Ne Lazım?
Netanyahu’nun haritalarından sonra hâlâ “Bizi ilgilendirmez” diyenler, yarın kendi şehirlerini o haritada gördüğünde ne yapacak? Başımız celladın baltası altına girdiğinde mi uyanacağız?
Artık diplomatik temenniler değil, somut adımlar atılmalı:
• Gazze’ye uluslararası bir İslam Barış Gücü gönderilmeli.
• Abluka kırılmalı, insani yardım kesintisiz ulaştırılmalı.
• İslam ülkeleri ortak bir savunma ve caydırıcılık mekanizması kurmalı.
Aksi hâlde, Netanyahu’nun 124NEWS röportajında gösterdiği o harita, sadece Filistin’in değil, bütün İslam dünyasının geleceğine çizilmiş bir işgal planı olarak kalmayacak; uygulanacaktır.