Neşesi Masallarda Kaldı Çocukların

Abone Ol

O zamanlar çocuklar hayatın provasını, ardıç kokulu çamurlardan kardıkları oyuncaklarla yaparlardı. İnternet ve pahalı oyuncakları yoktu çocukların ama onlar doğanın barındırdığı renkleri oyuncağa dönüştürür ve zengin hikâyeler üretirlerdi.

Hikâyelerin içinde kök salmış çiçekler açardı ve çocuklar o çiçeklere dokunur, koklar ve göğüslerine koyarlardı.

Çiçekler satın alınan cansız nesneler değildi, ruhu ve zarafeti vardı çiçeklerin… Toprak değildi ama tıpkı insan gibi topraktan bir eser taşıyordu çiçekler… Ve topraktan eser taşıyan her şeyin birbirine akrabalığı vardı…

O zamanlar korkuları farklıydı çocukların. Bugün olduğu gibi hayaletlerden, hırsızdan, kaçırılmaktan, şiddetten, terk edilmekten, dışlanmaktan korkmazlardı fakat sevgiye ulaşamama endişesi taşır ve kurallara harfiyen uymaya çalışırlardı.  Uymasalar sevilmeyeceklerini düşünür ve alabildiğince gayret gösterirlerdi. Bir bedeli vardı her şeyin, sevgiye ulaşmak için de çaba göstermek gerekirdi.

O zamanlar onların korkularını tetikleyecek internet oyunları, televizyon ve karanlık tehlikeler yoktu ve çocuklar hayata olduğu gibi katılırlardı. Hayatlarının en kritik döneminde oyunların engin dünyasından koparılıp ağır koşullarda çalışmaya zorlanmazlardı çocuklar. Kardeşin sorumluluğunu üstlenir ve ailenin yüküne ortak olurlardı ama bunu baskı olarak değil görev olarak algılarlardı. Kardeşini sırtında taşıyan çocuk, yükünün sevgi olduğunu bilir ve şikâyet etmezdi.

O zamanlar çocukların korkularını tetikleyecek savaşlar, çatışmalar, katliamlar bugün olduğu gibi sokaklara kadar taşmış değildi… Çocuklar kötülerin olduğunu bilirlerdi ancak iyilerin galip geleceğine inanır ve korkularını kontrol altında tutarlardı. Çocuklar cinayet haberlerine, sokak kavgalarına, hırsızlara, soysuzlara pek aşina değillerdi ve güneşin var olan bütün kötülükleri eriteceğine inanırlardı.

O zamanlar çocuklar mekteplerde sadece gelecekte alabilecekleri rollerden değil, hayatlarına anlam katacak değerlerden de bahseder ve boyunlarına sevgiden buketler takarlardı. Çocuklar hayatın içindeydiler ama kıyıdan habersiz değillerdi. Dalgaların saçlarında gezinirlerdi çocuklar, hem kıyıyı bilirlerdi hem de derinlerde yer alan zenginlikleri… Fakat bugün çocuklar kırılmış bir camın ardından bakıyorlar dünyaya… Hayatın ne içindeler ne de dışında…

Bugün kirlenmemiş sevgiye, umuda, hatta bozulmamış tabiata, suya, havaya çocuklar kadar bizler de büyük bir özlemle bakıyor ve anıyoruz. Fakat sadece sorunların tespitini yapmakla yetiniyor ve kapıları zorlamaktan kaçınıyoruz. Oysa güneş bir adım ötemizde, elimizi uzatıversek hemen ulaşacağız…