Nereye gidiyoruz?

Abone Ol

Bulunduğum yerden vakalara, gelişmelere baktığımda bir sürü eksik, sakatlık görebiliyorum. Soruyu yüksek sesle, vicdanıma, aklıma ve tecrübeme sunduğumda, olmaz, bu kadar da olmaz, diyebiliyorum.

Ülkenin doğrucu davutlara, her hal şartta doğruyu dillendirenlere ihtiyacı var.

Ülkenin yağcılara, yağdanlıklara, günlük çıkar peşinde koşan sahtekârlara ihtiyacı yok. Bu hayvani yanı şişik insanlar, zaten her dönem varlar.

Bunların varlıklarının ne zamanla, ne atmosferle ilgili tarafı yoktur.

Her duruma uyum sağlarlar…

Herkesle hemen kaynaşıverirler… Kendi doğruları yoktur. Güçlünün sözlerine, yaptırımlarına uymada tereddüt etmezler.

Riyakârlık, dolandırıcılık, halden hale girmek bunların kârıdır.

Ya emr-i bi’l mâruf nehy-i anil münker yapanların hali nedir?

Güç sahipleri, doğrucuları sevmezler… Haklı isyanlardan hoşlanmazlar… İtiraz eden, görüş bildiren, düşüncesini savunan kişilere meyletmezler.

Genelde durum böyledir.

Böyle olunca da, istikbalin umutla bize bakması mümkün olabilir mi?

Nereye gidiyoruz sorusunu sorarken, ülkenin sıkıntılara boğulduğunu… Doğru çözümler yerine, günübirlik adımlar atıldığını… Ara ara, delilere tanınan özgürlüğün, akıllı insanlara da tanınması gerektiğini ifade için dillendiriyorum.

Derdim, ülkenin kurtuluşa, insanlığın hidayete erişmesidir.

İnsanlar bu dünyada şerefli yaşarlarsa, ahiret azıkları daha iyi olur, muhkem olur.

Siyaset de, ticaret de, sosyal ve sosyal olmayan hayat da bu amaçlara hizmet ederse, mana kazanır. Tek başına, günlük kaygılar ve arzular bir anlam ifade etmez… Allah’ın buyruklarını… İsteklerini, yaşanılır bir dünya sunumunu göz ardı edenler, sadece saatlik hazlarda kaybolup giderler.

Şehirleri… Köyleri… Sokakları geziyorum.

Bir tuhaflık geziniyor ülkenin üstünde. Yarına ait hayaller berrak değil. Bir grilik, bir bulanıklık, bir uyuşukluk var toplumda.

Kimileri, her şey mükemmel, her şey yolunda… Türkiye uçuyor, kaçıyor söylemleri, aslında iktidar sahiplerine kötülüktür.

Gücü elinde tutanlar, eleştirileri, sorgulamaları mühim hale getirirlerse, kazançlı çıkarlar. Her şeyi bilirim, kimsenin aklına, izanına, tembihine ihtiyacım yok… Ben zaten olgunlaşmış, dediğinde, aslında bitmişliğini ilan ederler.

Şu an en çok eksikliğini hissettiğimiz hususların başında, dışarıya... Dışarıdan gelen seslerin duyulmaması gelmektedir.

Dışardan kastım, uluslararası güçler değildir… İç kamuoyunda yükselen farklı meseleleri düşman kategorisine sokmadan, ne kadarı doğru, ciddi… Ne kadarı isabetli diye eğilmek, herhalde hayatı daha bir yaşanılır kılacak… Böylelikle, iktidarda ülkede kazançlı çıkacaktır.

Ülkeye… Problemlere, gelişmelere tek gözle bakanlar, kendilerine ve millete yazık ederler.

Yüksek sesle ifade etmek durumundayız… Dostların, doğrucuların ikazlarına kulak açın…

Yağcıların, her dönem adamlarının methiyelerine aldırmayın… Onlar sizi sarhoş eder. Doğru söyleyenler ise, sizi, ülkeyi, milleti ayakta tutarlarlar...