Nereye baksak dertler yumağı

Abone Ol

Pandemi sürecinde üniversiteler, uzaktan eğitim yapmak zorunda kalmıştı. O zamanda öğrencilerin yurt ve ev gibi problemleri yoktu. Bu dönem yüz yüze eğitimin açılmasıyla birlikte yurt ve ev problemi ortaya çıktı. Yurt ve ev arayan öğrenci sayısı bir hayli çok olduğundan, maalesef ki fırsatçılar bunu ganimet bilerek ev kiralarını astronomik rakamlara çıkardılar. Adeta evler karaborsa oldu. Denebilir ki sadece ev kiraları mı? Hemen her şey aynı durumda. Fakat bugünlerde en önemli mesele öğrenci kesimini yakından ilgilendiren ve sıkıntıya sokan yurt ve evlerin kiralarıdır.

Sağ olsun iktidar, “2001’de öğrenci bursları 45 liracıktı. Şimdi 650 lira oldu. Elinize dilinize dursun” diyor. Hayretler içinde kaldık. Dünyanın neresinde görülmüş ki, yapılan bir hizmet vatandaşının alnına çakılsın. Kaldı ki, alnına çakılan bu hizmet vatandaşın alnına çakılacak boyutta da değil. O günkü temel gıda maddelerinin bugünkü fiyatlarla kıyaslandığında, öğrenci burslarının 650 lira değil de 4500 lira olması gerektiği de ayan beyan ortadadır. Bu esastan bakıldığında, “Fiyatları artıran ve enflasyona sebep olanların eline diline dursun” mu demek lazım?

Yine İktidarın bugünlerde gündeme getirdiği konulardan birisi de, bireysel silahlandırmanın kapsamının genişletilmesi. Bize göre bu tehlikeli bir konu. Geçmişte merhum Özal zamanında verilen serbestlik, terörün yayılmasında başta gelen unsurlardan biriydi. O gün teröre sebep olan bu bireysel silahlanma, bugün de cinayetlerin artmasının yegâne sebeplerinden birdir. Eğer böyle giderse ülkemizin bir Teksas konumuna gelmesinden endişe ederiz. Biz bir engelli olarak düşünüyoruz: Herkes kendisini korumak için silahlanırsa silahı kullanma imkânı olmayan engelliler ne yapacak? Onları kim koruyacak? Bireysel silahlanarak herkes kendisini koruyacaksa, polisin ve jandarmanın görevi ne olacak?

Engellilerin sadece korunma ile alakalı problemlerini yazdık ama daha nice çözülmesi gereken problemlerini yazılarımızda konu ediniyoruz. Ama çözülmeyince de bunları tekrar etmek durumunda kalıyoruz. Bunlardan en başta geleni istihdam meselesidir. Pandemi bahane edilerek her yıl yapılması gereken kamuya engelli personel ataması maalesef yapılmamıştır. Hadi iktidar hiç olmazsa bu yıl bitmeden engellilerin arzu ettiği ölçüde bir atama yap da, bizi de utandır. Diğer bir taraftan evde bakım hizmeti konusunu güncelleştirerek günün şartlarına uygun kriterler koyun da bu sorunu çözün. Yine 2022 sayılı yasada düzenlemeler yaparak, engellilerin önündeki engelleri kaldırın da eskiden olduğu gibi engelli haklarını geri verin.

Kamudaki bürokrata ulaşmak, erişmek engelliler için maraton koşmaktan daha zor. Bu handikabı ortadan kaldırın. Bu arada hakkını vermek gerekirse Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü bundan istisnadır.

Engellilerin beklentileri sadece merkezi hükümetten değil tabi ki. Yerel yönetimlerden de çok beklentileri var. Bu hususta merkezi yönetim için yapılan serzenişler belediyeler için de geçerlidir. Özellikle de İstanbul ve Ankara gibi büyük kent belediyeleri engellilerin umduğu hizmetleri şu ana kadar maalesef sunmuş değillerdir. Daha ne zamana kadar bekleyeceğini de engelli camiası bilmemektedir. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi’nin Ego Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde yapmış olduğu, “Otobüste işaret dilini öğreniyorum” projesi çok olumlu ve yerinde bir çalışmadır. Lakin yeterli değildir. Buna benzer daha nice pratik yönden yapılması gereken hizmetler var. Örneğin görme engelliler için toplu taşıma araçlarındaki seslendirmeler rasyonel hale getirilip otobüs duraklarında da uygulanabilir. Bu gibi projeler daha da çoğaltılabilir. Burada zikrederek kimseyi sıkmak istemiyoruz. Bizim görevimiz ilgili birimlere yeri ve zamanı geldikçe görüş ve düşüncelerimizi aktarmaya devam etmek.

Dileriz ki, bu sorunlar kökten çözülmüş olur, biz de yazılarımızı takdir ve teşekkür üzerine yazarız. Vesselam.