“Devlet aklı”… “Devlet aklı” ya da “Hikmet-i hükümet”… Kişilerden bağımsız bir kurum olarak var olan devletin icaplarını, menfaatlerini anlatan bir deyim, esasen.
Bu kavram, kişisel ve toplumsal çıkarlarla devletin çıkarları çeliştiğinde devleti önceleyen mantığı ifade eder. Uzun ve köklü bir devlet geleneği olan ülkelerde “hikmet-i hükümet”in kuvvetli olduğu ve dış politikayı da yönlendirdiği görülür.
***
Bunları neden anlattım; Türkiye bir süredir terör belasıyla karşı karşıya.
Onlarca şehit verdik son süreçte; yüreklerimiz dağlandı, kalplerimiz acıdı, analar ağladı, kadınlar dul kaldı, çocuklar babasız… Gözyaşlarımız sel olup aktı.
Bu acının tarifi yok; yapılan tüm hizmetleri üst üste koysanız, toplasanız, çarpsanız bütünü, bir şehit ailesi ocağına düşen ateşi karşılayamaz.
***
Ne oldu da böyle oldu Nerede hata yaptık
Bir kere günlerden beri konuşulan, tartışılan bir konuya burada temas etmek isterim; Açılım Süreci.
Deniliyor ki, “Açılım Süreci başlı başına bir hataydı. Terör örgütü bu çatışmasızlık ortamından istifade ederek güç kazandı…”
Bir devlet, “artık şehit cenazeleri gelmesin”, “terör son bulsun”, “ülkede nizam, selamet, saadet hâkim olsun” diye görüşmeler yapamaz mı Elbette yapar.
Ama bir şey daha yapması lazım aynı devletin bu süreçte; “Su uyur, terör uyumaz”, “Su uyur, terör kaynaklarını besleyen unsurlar kurumaz” ilkelerinden yola çıkarak, istihbaratı başta olmak üzere devletin diğer güçlerini ve imkânlarını bu yönde temellendirir, gerekli önlemleri alır. Peki, alındı mı bu tedbirler
“Devlet aklı” dediğimiz şey biraz da böyle bir şey değil midir
İMRALI SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ!
* Devlet ve hükümetle zaman zaman görüşmeler yapardı…
* HDP’li yetkili ve avukatlarla mesajlarını sık sık taraftarlarına iletirdi…
* 21 Mart 2013’te Diyarbakır’da Nevruz etkinlikleri sırasında mektubu meydanda okundu ve “silahları bırakın” çağrısı yaptı…
***
APO’dan söz ediyorum. Sahi, terörist başı neden sessizliğe gömüldü Bu aralar İmralı’dan neden hiç ses seda çıkmıyor
ZOR SORULAR!
* Dağlıca’daki alçakça saldırı mahalline teröristlerin 400 kilo dolayında patlayıcı döşediği ileri sürülüyor. Bu patlayıcı ve mayınlar yollara döşenirken istihbarat neredeydi Mayınları patlatma düzeneği kurulurken istihbarat neredeydi İstihbarat bugünler için yok mu
* Şehit ve yaralı sayısı geç açıklandı. Böylesi büyük bir acı karşısında herkes bir rakam telaffuz etti. Şehitler üzerinden elbette spekülasyon yapılmaz ama Genelkurmay Başkanlığı ilk kez böyle bir saldırı sonrası neredeyse 24 saat somut rakamlara yer vermedi. Neden
* Öyle anlaşılıyor ki, saldırıyı gerçekleştiren teröristler ilginç taktikler izlemiş. Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine termal kameralar başta olmak üzere gelişmiş uzaktan görüş araç ve gereçleri temin edildi. Acaba bu cihazlar neden kullanılmadı/kullanılamadı Teröristler önceden neden fark edilemedi
* Dağlıca’da hain PKK saldırısı öğleden sonra gerçekleşti. Başbakan Ahmet Davutoğlu aynı gün oynanan Türkiye-Hollanda futbol karşılaşmasını izlemek için Konya’da bulunuyordu. Davutoğlu maçın büyük bölümünü izledi ve son dakikalarda maçtan ayrıldı. Acaba, saldırı haberi Başbakan Davutoğlu’na geç mi verildi
* İsrail’den neden hiç ses çıkmıyor. Ortadoğu’nun çıbanbaşı olan bu ülkeden neden tek bir açıklama yok
* Fransa’da bir terör olayından dolayı tüm dünya liderleri ayağa kalktı. Bir Batılının ayağına diken batsa zaten dünya ayağa kalkıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da Fransa’ya gitti o dönem. Şimdi, Türkiye kan ağlıyor. Kaç şehit verdiğimizi saymayı unuttuk! ABD ve AB ülkelerinden hatırı sayılır bir ses, destek mesajı neden gelmiyor Yoksa bu saldırılar bu ülkelerin işine mi geliyor
ÇÖZÜM SÜRECİ’NİN KİLOMETRE TAŞLARI…
Hafızalarımızı bir tazeleyelim mi; neydi satırbaşları ile Çözüm Süreci
* Türkiye’nin terör örgütü PKK ile mücadelesi 1984 yılından beri devam ediyor.
* Bu çatışmalar Türkiye ekonomisini yaklaşık 300-450 milyar dolar hatta belki çok daha fazla zarara uğrattı.
* Bu çatışmalar 1 Eylül 1999’da PKK’nın ateşkes ilan etmesiyle son buldu. Fakat 1 Haziran 2004’te PKK’nın ateşkesi sonlandırmasıyla çatışmalar tekrar başladı. 2011 yazından sonra çatışmalar şiddetlenerek artış gösterdi.
* 28 Aralık 2012’de bir televizyon röportajında Recep Tayyip Erdoğan Kürt sorununu çözmek için hükümetin İmralı’da hapis yatmakta olan Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptığını duyurdu.
* Daha sonra bu görüşme ve pazarlıklar “Çözüm Süreci” olarak adlandırıldı.
* Süreç devam ederken Paris’te üç PKK’lı yöneticinin öldürülmesi, Öcalan’ın konuşmalarının basına sızdırılması ve AK Parti’nin Ankara ofisinin bombalanması gibi birkaç olay çözümü sabote etmeye yönelik eylemler olarak değerlendirildi.
* Her iki taraf da bu eylemleri kınayarak, sürecin devam ettiğini duyurdu.
* Mart 2013’te, hükümet ile terörist başı Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, Öcalan’ın mektubu hem Türkçe hem de Kürtçe olarak Diyarbakır’da Nevruz etkinlikleri sırasında okundu.
* Mektupta PKK’nın silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından çekileceği ve silahlı mücadeleye son verildiği bildirildi. PKK Öcalan’ın bu emirlerine uyacağını ve Türkiye topraklarından çekileceğini açıkladı.
* 25 Nisan 2013’te, PKK bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak’a çekeceğini resmi olarak duyurdu.
* Hükümete, Kürtlere ve basının çoğuna göre bu hareket 30 yıllık çatışmaların sonunu getiren adım oldu.
* İkinci aşama olan anayasal değişiklikler ile ilgili çalışmaların da çekilmeyle birlikte başladığı bildirildi.
* Çözüm Süreci ile ilgili kanun dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla Resmi Gazete’de yayınlanarak yasalaştı.
* Eylül 2014’te, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı bir açıklama yaparak, “IŞİD’in Kobani’ye saldırtılmasıyla birlikte ortada bir çatışmasızlık durumu kalmamıştır” dedi.
* 7 Haziran 2015 seçimi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı Bakanlar “Çözüm Süreci’nin buzdolabına kaldırıldığını” deklare etti.
NOT: Bugün, 09 Eylül 2015 Çarşamba. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!