Eskiden insanlarımız ruhsal sorunlarını gizleme ihtiyacı
hisseder ve psikiyatriste gitmekten kaçınırlardı. Rahatsızlık kişinin yaşam
düzenini bozup çevre ile ilişkilerine zarar getirmeye başladığında ise tedavi
kaçınılmaz olur fakat kişi bunu çevresinden gizli tutardı. Aileler, çevrenin ne
dediğine ne düşündüğüne büyük önem verir ve deli olarak tanımlanmaktan korkarlardı. Günümüzde ise bu yargının
tamamen yakıldığını aksine psikologa gidip yardım alan insanlarımızın bunu
ballandıra ballandıra anlattıklarına şahit oluyoruz. Bugün bir psikologa gidip
yardım almak, bilinçli ve kültürlü insanların işi olarak görülüyor. O yüzden
insanlar bunu rahatlıkla ifade edebiliyorlar.
İhtiyaç hâsıl olmuşsa psikiyatristen yardım almalı ve
bundan kaçınmamalıyız. Fakat günümüzde bu meselenin çok fazla abartıldığını
görmekteyiz. Annelerimiz küçük meseleleri dahi büyüterek çocuklarının
kollarından tutuyor ve onları psikologa götürüyorlar. Oysa çocuklarla ilgili
sorunların büyük bir kısmını anne kendi yeteneklerini kullanarak çözebilir.
Yeter ki bunun farkına varsın.
Yirmi yıl evvel bir sosyologun, Teknoloji geliştikçe
yalnızlaşma ve psikomatik sorunlar artıyor, bir dönem sonra insanlar akın akın
psikiyatristlere koşacaklar sözünü işittiğimde bu sözün gerçeği
yansıtabileceğine hiç ihtimal vermemiştim. Fakat günümüzde bu gerçeğin artık
herkes tarafından kabul edildiğini görmekteyiz. Ruhsal sorunlar çığ gibi
artıyor ve yaşlı genç kadın erkek herkes sorunlarına çözüm arıyor.
Evlerimizi ayakta tutan neşe ve huzur kaynaklarımız
kökten sarsılıyor, parçalanıyor ve
bütünlüğümüzü kaybediyoruz.
Araştırmalar, son otuz yıl içersinde ergenlerde görülen
ruhsal sorunların büyük oranda artmış olduğunu gösteriyor. Erişkinlerin durumu
da bundan pek farklı değil. İnsanlarımız en küçük sorunları ile dahi başa
çıkamaz hale geliyorlar. Bizi ayakta
tutan dinamikler zayıfladıkça direncimiz düşüyor, rüzgârın önünde savrulan bir
yaprak gibi sağa sola yalpalıyoruz.
İnsanın fıtratını en iyi bilen Allah onu ayakta tutacak
formülleri Peygamberi aracılığıyla vermiştir.
Bu ilkeler olmadan ruh ve beden bütünlüğümüzü koruyup
sağlıklı bir hayat sürmemiz mümkün değildir. Nitekim günümüzde hizmet veren
bunca psikolog, psikiyatrist, sosyal hizmet uzmanları, aile danışmanları varken
insanoğlu yine de beklediği huzura ulaşamıyor. Çünkü bu çalışmalar insana,
nereden bakması ve nerede durması gerektiği noktasında istikrarlı bir cevap
veremiyor. O yüzden yetersiz kalıyor.