Nereden Başlamalı

Abone Ol

Dinimizin ana kitabı Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetleri, okumak, ilim ve kalemle başlar.
Sevgili Peygamberimize elçilik görevi verildiğinde kırk yaşında idi.
Mekke’den Şam’a kadar müşriklerin, Yahudilerin ve Hıristiyanların yaşam tarzını biliyordu.
Sudan fazla içkinin içildiği, zinanın ticaretinin yapıldığı,
Puthanelerinde kumar oynatıldığı,
Adam öldürmenin en kolay işlerden olduğu,
Güçlülerin kanun önüne getirilemediği,
Zayıfların kanunlarla ezildiği,
Kâbe’nin etrafında bile anadan üryan, çırılçıplak dolaşıldığı,
Yalanın, talanın kol gezdiği,

Kız çocuğu istemeyen bazı ailelerin çocuğunu doğduğu gün veya daha sonra öldürmesinin örf ve âdetlerine ters olmadığı bir zamanda Sevgili Peygamberimiz, Allah’ın elçisi olarak görevlendirilir.
Böyle bir ortamın bütün sorunlarını çözmesi için hangi suçları kaldırmakla işe başlamalı?
“Biz, günah işlediğimiz elbiseler içinde putlarımızın huzuruna gelemeyiz, o günahlardan soyunarak geliriz” diyerek Kâbe’yi çıplaklar kampına dönüştüren bu insanların önüne geçip “Duruuuuun” demesi mi gerekirdi?

Yeni doğmuş kız çocuğunu kendisine ar olur diye öldürme merasimi yapanların önüne mi geçmeliydi?
Faiz belasıyla fakirlerin kanını emen vampirlerin dişlerinin arasından zayıfları mı kurtarmalıydı?
O, bunların hiçbirini yapmadı.
Yapmaması da kendi fikri değildi.
İslam dini, Allah’ın indirdiği dindi.
İnsanlar için indirilmişti.
İnsanları da Allah yaratmıştı.

Öyle ise onların bu dünyalarında da, öte dünyalarında da güzel bir hayat yaşamalarını sağlamak için en güzel yolun ne olduğunu yaratan ve eğiten Allah celle celalüh bilir.
Rabbimiz, gönderdiği bütün peygamberlerin ümmetlerine öğrettikleri ortak kelamın, “Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yönetenin olmadığını, yalnız O’na kulluk yapılması gerektiğini” şu ayetiyle haber vermiş:

“Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: “Benden başka ilah (yaratan, yaşatan ve yöneten) yoktur, bana ibadet/kulluk edin” diye vahy ettik.” (Enbiya Sûresi, ayet 21/25)
Yani, bütün kötülüklerin anası, bataklığı, üretme merkezi olan şirk bataklığının kurutulması, dezenfekte edilmesi, ayak altına alınması gerektiğini, Lokman aleyhisselam da oğluna nasihat ederken:
“Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Oğulcuğum, Allah’a ortak koşma, şüphesiz ortak koşmak, büyük bir zulümdür.” (Lokman Sûresi, ayet 31/13) diyordu.
Kadın satıcılığı yapan adamlara, bu zina kanunlarını koyan put adamlara boyun eğmemesi gerektiğini, kendisini yaratan ve yaşatanın emir ve yasaklarına dönmesini anlatıyordu.

Kat kat faizlerle zenginin daha zengin, fakirin daha fakir hale getirildiği Mekke günlerinde faizle ilgili yasak gelmiyordu ama yardımlaşma ayetleri inmişti.
Faize para verene ve alanlara, bu kanunları yapanlara karşı onları inkâr etmelerini ve yalnız Allah’a iman etmelerini söylüyordu.

Yani insanlığın kurtuluşunun ekonomiyi düzeltmekten geçmediğini, çıplaklar kampını kapatmaktan geçmediğini, Kâbe’de kumar oynayanların fal oklarını kırmaktan geçmediğini Rabbimiz bildiriyor ve ilk önce insanın insana tapınmasını, Rabbin kıstas ve kriterlerinin önüne kendisi gibi insanların kanunlarını geçirerek onların kölesi olmamalarını, Allah’a kul olarak özgürleşebileceklerini anlatıyordu.
Put adamlara karşı tebliğini açıkladı, yaşadı, yaşattı ve Medine devletini kurduktan sonra ahkam ayetleri inmeye başladı.

Mekke’nin fethinden sonra ilk hac yapılırken o yıldan itibaren müşriklerin Mekke’ye girmesinin yasak olduğu ve Kâbe’nin tavafı esnasında çırılçıplak dolaşamayacakları,
Sevgili Peygamberimizin, Nur 24/30-31, Ahzab 33/33 ayetlere dayanarak:
“(bu yıldan sonra) Beytullah, çıplak olarak tavaf edilemeyecek” (Buhari, Sahih, K. Salat, bab 2) yasağını Mina’da herkese ilan ettirdi.
Bu dünyanın en tehlikeli mikrobu,
Çağında yaşayanlarının veya ölenlerin kriterlerini, kendisini yaratan Allah’ın emir ve yasaklarının önüne geçirerek,

Allah’a kul olması gerekirken Allah’ın kullarına kul olmayı seçmeyi özgürlük kabul edip,
İnsanların beyin salgısıyla hareket etme hali olan şirk mikrobudur.
Bu mikroptan önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra akrabalarımızı, sonra arkadaşlarımızı, köyümüzü, mahallemizi, şehrimizi, milletimizi, İbrahim aleyhisselamın milletinden olanları ve Adem aleyhisselamın neslinden olanları,
La ilahe illallah, Muhammed Rasülüllah
“Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur, Muhammed, Allah’ın rasülüdür” Kelime-i tayyibe ile koruyalım.