Nerede olduğumuzu belirlemek

Abone Ol

İnsanımız doğulu ile batılı olmak arasında bocalayıp durdukça davranışlarımızdaki çelişkiden kurtulmamız mümkün olmayacak. Aslında insanımızı doğu ile batı arasında belirsiz bir noktaya sürükleyenler ülkeye hakim olan yönetim kadrolarıdır. Bu kadrolar milletten oy isterken doğulu gibi davranıp milletimizin doğulu duygularını kabartıyor, yönetime geldiklerinde batılı olmanın meziyetlerini anlatıyorlar. Bunun sonucu olarak ne olduğu belli olmayan bir toplum ortaya çıkıyor..

Ne doğlu, ne de batılı bir toplum..

Müslüman olmasına müslüman ama, Hristiyanlıkla uzlaşma arayışı ve çabası içinde.. Bazen asli inancı ağır basıyor, bazen batılı olmak isteğini hatırlıyor..

Bir yandan İslam medeniyetinin mensubu ve ürünü, öbür yandan Batı medeniyetinin mensubu olmak için çırpınan bir toplum..

Bir yandan ABye girmeye çabalıyor, öbür yandan kendi kültür değerleri ile bu isteğinin çatıştığını gördükçe bocalıyor. Bir bakıma ne yardan ne serden geçebiliyor..

Bir yandan Batı toplumu ile iyi ilişkiler geliştirebilmek ve hoşgörü adına birtakım tavizler gündeme geliyor. Ancak, bu toplum verdiği tavizlere karşılık olarak Batıdan beklediği yakınlığı göremeyince öfke seline kapılıyor ve bu öfke ile ortaya koyduğu tepkinin dozu kaçıyor.

Bir yandan bu ülkeyi yönetenler insanımızı serinkanlı olmaya davet ediyorlar, öbür yandan birtakım organizasyonlarla insanımızın kahramanlık damarları kabartılıyor. Bir yandan filmler çevrilerek millet heyecanlandırılıyor, öbür yandan aynı inanç ve kültüre sahip olduğumuz ülkeler bir bir işgal edilirken adeta işgalcilerle aynı tarafta görünmeyi dış politikamızın gereği gibi takdim ediyoruz.

Daha pekçok çelişkiyi sıralamak mümkün. Tüm bu çelişkilerin esas sebebi, ne olduğumuza, nerede durduğumuza tam olarak karar verememiş olmamızdır. Belki devlete hakim güçler nerede durduklarına kesin olarak karar vermiş olmakla birlikte bu hususta milletin istek ve duruşu ile ters düştüklerinden zaman zaman bir ileri bir geri adımlar atmak zorunda kalıyorlar.

Halbuki bu millet mensup olduğu medeniyeti terketmeden, Batı medeniyeti ile yanyana olunabilir. Böylece kimliğini de kaybetmemiş, ne olduğu belirsiz bir duruma da düşmemiş olur. Ama, bu ülkede kraldan fazla kralcıların milleti çeşitli yollarla zorluyor olmaları çelişkiyi daha da körüklüyor. Özellikle milletin karşısına çıkıp ondan oy istemek durumunda olmayan çevreler millete biçtikleri yeni şekli zorla da olsa kabul ettirmek isterken, milletten oy istemek durumunda olan siyasiler aynı düşünceye sahip olsalar da birtakım esneklikler sergilemek ve milletin istekleri doğrultusunda söylemler geliştirmeye kendilerini mecbur hissediyorlar. Aksi halde milletten oy alamıyorlar. Çünkü, millet kimliğinden ve kişiliğinden kopmamakta direniyor. Bir başkta ifade ile millet başkalaşmak ve yabancılaşmaya karşı çıkıyor.

Denebilir ki bu ülkede birtakım köşebaşlarını tutmuş olanların tepeden inmeci tavrı ile halkın kendi benliğine sahip çıkma mücadelesi giderek şiddetleniyor..

Peki bu böyle devam edip gider mi Yönetenler ile yönetilenler hangi noktada buluşur ve bir uzlaşmaya varır Uzlaşmaya varılabilir mi

Bu böyle devam edip gidemez. Bu toplum böylesine bir çelişkiye daha uzun süre dayanamaz.. Ya kendisine dayatılan anlayışa teslim olacak ya da dayatmacılar girdikleri yolun çıkmaz olduğunu bir gün anlayacaklardır. Beklenen sonuç da bu ikinci ihtimaldir.