“Aaah nerde o eski günler” demenin faydası yok.
Yaşadığın günün ve anın değerini bilecek ve ona göre yaşayacaksın.
“Eskiden havalar pırıl pırıldı, havada kir yoktu” derken bulunduğumuz havayı almaya çalışıyoruz.
Mevcut havamızı kirletmemeye, kirleneni temizlemeye çalışalım ama eskiyi anarak ömür tüketmeyelim.
Futbolcu, eğitim esnasında eski futbolculardan örnek vuruşları ekrandan izleyerek eğitim alabilir ama maç oynarken topa, kaleye odaklanır ve onun peşinde koşar.
Eğer oynarken, “Şimdi filan olsaydı şöyle vururdu” gibi tarih tüneline girerse kalesine giren topun sesiyle uyanır.
Ticarette iflas eden adam, “Şundan olduydu, bundan olduydu” diyerek düşman çoğaltıp eski defterleri karıştıracağına çıkış yoluna yönelse daha iyi eder.
Devamlı, “Babam rahmetli” diyerek söze başlayıp babasının iyiliklerini anlatanlar kendi başarısızlıklarını anlatıyorlar demektir.
“18’inci Yüzyılda Osmanlı-İngiliz Ticari Münasebetleri Nasıldı” gibi geçmişe ait doktora tezlerini okumam, dinlemem.
Ama bundan sonra “Türkiye-İngiliz Ticari Münasebetleri Nasıl Olmalıdır” konulu araştırmaya belki bakabilirim.
Üniversitelerde verilen tezlerin yüzde doksan dokuzu geçmişe yönelik.
Aslında yüzde doksan dokuzu ileriye yönelik olması gerekirken geriye yönelik.
Allah bize iki gözü önümüzü görecek şekilde vermiş.
Gözlerimizi geriye bakacak şekilde kafamızın arkasına takmamış.
Bir şairimiz hep eski şiirlerini okuyorsa işi bitmiş demektir.
Yeni eser üretmeyip eskileri parlatmaya çalışan sanatkârın beyni ve bazusu durmuş demektir.
Kendisi kahraman olamayan kişiler, kahraman olmanın önünü tıkayanlar, geçmişten kahraman bulup onunla tatmin olmaya çalışanlar ve hatta “Geçilemez” diye de baskı yapanlar ailelerin ve devletlerin ayak bağlarıdırlar.
365 günü anmalarla geçirip anılacak adam yetiştirmem görevlileridir bunlar.
Bu kunda Rabbimiz Tekasür Suresi’ni indirmiştir.
Asr Suresi’nde Rabbimiz bütün insanlar zarar içindedirler ancak iman edip amel-i salih/İslam’a uygun eylem yapanlar, hakkı tavsiye edenler ele sabrı tavsiye edenler hariç buyurmuş.
Sevgili Peygamberimiz de kendi kabilesi olan Kureyş kabilesi üyelerine, Abdi Menaf kabilesi üyelerine, halası Safiyye ile kızı Fatıma’ya yaptığı bir konuşmada, “Allah katında ben size faydalı olamam. Siz, kendi nefsinizi korumak için can ve malınızı vererek Cenneti satın alınız” buyurmuş. (Buhari, Sahih, Kitap Vesaya, bab 11, Tefsir bab 26, Müslim, Sahih, Kitap İman, hadis 348)
Yani benim babam peygamberdir diyerek kulluğu bırakırsan sana benim faydam olmaz.
Nuh aleyhisselamın kâfir oğlu, “Benim babam peygamber, o beni korur” dese faydasız.
İbrahim aleyhisselamın kâfir kalan babası oğluyla hava atsa faydasız.
Lut aleyhisselamın kâfir hanımı kocasının peygamber olmasından hiç bir fayda sağlayamaz.
Bazı kitaplarımızda (Müsnedi Fridevs) hadis diye geçen, senedi zayıf kabul edilen, bazı kitaplarımızda Hazreti Ali’nin sözü olarak rivayet edilen, bazılarında Hasan-i Basriye nisbet edilen, “İki günü eşit olan mağbundur/aldanmıştır. Bu günü dünden daha şerli olan ise mel’undur” kelamı kibarda çok güzel ifade edilmiştir.
İmanınızda, amelinizde/eyleminizde dünden daha iyi olunuz.
Aldığımız nefesten, gölgelendiğimiz yerden, içtiğimiz su damlasından, ekmek kırıntısından, yaşadığımız andan sorumluyuz.
Zamanı ve mekânı yaratanın isteği doğrultusunda dünyayı ve nimetlerini değerlendirelim.
Tekasür Suresi ile Asr Suresi’ni “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverelim.
İsteme telefonu (0212) 5111085 Cantaş Yayınevi