6 yaşındaki yeğenim, “Neol baba nerede yaşar” diye
sorduğunda, bir hristiyan geleneği olan yılbaşı kutlamalarının, bizim
çocuklarımıza cafcaflı hale getirilerek sunulduğunu düşünmüş ve hüzünlenmiştim.
Çocuklar doğaları gereği, görüntüden etkilenir, esrarengiz olaylara ilgi duyar
ve masal kahramanları ile özdeşim kurarlar. Çocuk ileride kendine ait olanla
olmayanı ayırt etse dahi neol baba, onun zihninde ilginç giysileriyle, beyaz
sakalıyla ve hediyeleri ile hep kalacaktır… Ne acıdır ki, anne babalarımız
çocukların midelerine ne gireceğine bakmadıkları gibi beyinlerinin ve
hafızalarının da nasıl bir taarruza maruz kaldıklarının şuurunda değiller…
Hafızamıza beynimize midemize ve günlük hayatımıza
yansıtmamız gereken hal ve hareketlerimiz kendi değerlerimize ve kendi
köklerimize dayanmalıdır. Bu topraklarda, yüzyıllarca hristiyanlarla
Müslümanlar iç içe yaşadılar ancak Müslümanlar etkin bir duruş sergileyerek
kültürel miraslarına sahip çıktılar. Fakat son üç yüz yıldır müslüman toplumlar
bu etkilerini kaybedip Hristiyan kültür ve geleneğinin etkisi altında
kalmışlardır.
Allah’ın Resülü bizlere, eylem ve söylemlerimizde tutarlı
olmayı ve inandığımız üzere yaşamayı tavsiye etmiştir. Ama gelin görün ki
üzerinde yaşadığımız toprak şehit kanıyla ve onların yaşanmışlıklarıyla
doluyken, insanlarımız kendilerine tarihsel olarak intikal eden mirası
taşıyamaz hale gelmişlerdir. Allah’ın Resülü bir hadisinde ise şöyle buyurur:
“Bir kimse müşkirlerin bayramarına katılmak suretiyle onlara benzerse o kimse
kıyamet günü onlarla beraber haşrolunur” Kimlik kişiyi diğerlerinden ayıran
keskin bir çizgidir ve bu çizginin şekillenmesinde dinin büyük etkisi vardır.
Müslüman bir ailede doğup büyüyen bir çocuğun kişiliği de aynı şekilde İslami
tonlarla şekillenir ve bu tonlar hayatın tamamına yansır. Ancak inandığı ile yaşadığı
arasındaki çelişkinin farkında dahi olmayan insanlarımız çocukları üzerinde
tutarlı ve tersirli bir etki bırakamıyorlar.
Çocuk müslüman bir ailede doğuyor ve genellikle de kulağına
ezan okunuyor. Fakat daha sonra özünden uzaklaşmış ve başkalaşmış bir aileye
oradan da çevreye açılıyor. Müslüman olduğunu iddia eden fakat bir batılı gibi
yaşayan ailelerin çocukları kimlik oluştururken tutarlı bir yol takip edemiyor
ve kendileri olamıyorlar… Bu çocuklar bir süre sonra aileyi taklit ederek,
inandığı gibi yaşamayan ve yaşadığı gibi inanmayan biri oluyor. İnsanlarımız,
“Elhamdülillah müslümanım” diyor ve dinin bazı vecibelerini yerine getiriyorlar
fakat yaşamlarının ekserisinde bir batılı gibi hareket ediyor ve batı kültürünü
temsil ediyorlar. Bu insanlara baktığınızda hangi topluma hangi kültüre ve
hangi inanca sahip olduklarını anlamakta zorlanıyorsunuz. çünkü artık
hayatlarının bir çok alanında yaşadıkları gibi inanmaya başlamışlardır.
Yılbaşı programları insanımızın bu tutarsız tavır ve
çelişkilerini gözler önüne seriyor… Eğlenceler tertip ediliyor, içki alemleri
ve kutlamalar yapılıyor, alış verişlerin haddi hesabı belli olmuyor.
Çocuklarımızın zihninde ise bu resimler derin bir tesire neden oluyor. Elbette
müslüman olarak biz yılbaşı kutlamalarını tasvip etmiyor ve bunun bize ithal
edilmiş bir kültür olduğunu biliyoruz. Peki çocuklarımızı bu kültürün
etkilerinden nasıl koruyacağız Bu konuda bilinçli ailelerimiz gerekli
açıklamaları yaparak çocukları bilgilendirmeli ve sağlıklı bir kimlik
oluşturabilmeleri için yardımcı olmalıdırlar.