Bismillâhirrahmânirrahîm!
İç ve dış politikadaki gelişmeleri hepinizin takip ettiğinden şüphem yok. Öyle olaylara şahit oluyoruz ki, “Bunlar Türkiye’de mi oluyor?” demeden edemiyoruz. Teröristbaşı FETÖ’nün ölümü ve sonrasında yaşanan ibretlik olaylar, bir siyasi parti liderinin PKK başını “TBMM’de konuşturma” teklifi, yenidoğan çetesinin sağlık üzerinden skandalları, teröristlerin Ankara/Kahramankazan’da TUSAŞ’a saldırısı, mafyalar, çeteler, aile içi cinayetler, intiharlar, daha niceleri…
Hepsini anlatmaya sütunlarımız yetmez. Şimdilik bazılarını yazalım. FETÖ Kiliseler Birliği’nden “Dinlerarası Diyalog” (dinleri birleştirme) görevini 1966’da aldı. İlkokul mezunu olmasına rağmen hızla yükseldi. Din görevlisi, vaiz, cemaat lideri oldu. Siyasilerce itibar gördü. Ülkemizin bütün kurumlarında “paralel devlet yapısı” oluşturdu. Devlet yönetiminde etkili oldu. Çalışmalarını 150 kadar ülkeye yaydı. 15 Temmuz 2016’da ABD’yi arkasına alarak darbe girişimine öncülük etti.
BÜYÜK BEDEL ÖDEDİK
Türkiye’ye büyük sıkıntılar çektirdi. Kalkışmada 252 şehit verdik. Kardeş kardeşe düşman oldu. Yüz binlerce aile mağduriyet yaşadı. Devletimiz büyük zarar gördü. Peki, FETÖ, bu şöhret ve malvarlığına ulaşırken yalnız mıydı? Devlet gücü ve siyaset kurumunun desteği olmadan böylesine büyük bir güce ulaşılabilir miydi? TBMM, 15 Temmuz’un siyasi ayağını araştırmaktan niçin kaçınıyor? Yoksa etkili kişiler, işin altından kendilerinin çıkmasından mı korkuyorlar?
FETÖ’nün ölümü üzerine medya ve sosyal ağlarda FETÖ ile iş birliği yapan siyasilerin boy boy resimleri tekrar yayınlandı. Dikkat ettiniz mi? Bu resimler içinde 1 tek Millî Görüş yöneticisi yoktu. Erbakan Hoca ve arkadaşları FETÖ’yü hiç yanlarına yaklaştırmadı. Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Mahmut Arıkan, bunu Saadet-Gelecek Meclis Grubu Toplantısı’nda şöyle anlattı:
“55 yıllık Millî Görüş döneminde, FETÖ ile hiç yan yana gelmedik. Hasret çekmedik. Beraber yol yürümedik. Ne isterlerse de vermedik. 28 Şubat sürecinde tam karşısında olduğumuz gibi, Ergenekon, Balyoz davalarında da tam karşısındaydık. 15 Temmuz sürecinde de meydanlara indik.” (22 Ekim 2024)
Bazıları FETÖ’den yana oluyor, çıkar sağlıyor; zaman geliyor, FETÖ’ye karşı oluyor, yine çıkar sağlıyor. Türkiye bu ikiyüzlü ve çıkarcı siyaset anlayışından bir an önce kurtulmalıdır.
TERÖRLE OYUN OLMAZ
DEVLET Bahçeli, 22 Ekim 2024’te TBMM’de yaptığı grup konuşmasında, “Teröristbaşı TBMM’de konuşsun; terörün tamamen bittiğini ve örgütün lâğvedildiğini haykırsın” diyerek ezberleri bozan, hepimizi hayrette bırakan bir konuşma yaptı. Bunu anlatırken “terörün bitirilmesi” gerekçesine sarıldı. İyi de, terör bu yöntemle mi bitirilir? Bahçeli’nin konuşmasında usul, yöntem ve Türkiye gerçekleri açısından pek çok yanlış var. Önce, bu yalnız Bahçeli’nin görevi mi?
Millî iradenin temsilcisi TBMM’dir. Terör konusunun TBMM’de görüşülmesini sağlaması gerekmez mi? Bahçeli’nin konuşması bir “devlet projesi” değil. Hükûmetin başı, bu konuşmayı onaylayan bir açıklama yapmış olsa da, devamını getirmedi. Teröristbaşı pişmanlığını(!) niçin TBMM’de açıklasın ki! Sonra, Öcalan için “umut hakkı”ndan söz etti. Bu talebin Öcalan’ın affından başka bir anlamı var mıdır?
BU sözlerin konuşulması bile ürpertici! PKK başından “örgütü lâğvetmesi”ni beklemek, terörün küresel boyutlu olduğunu dikkate almamak demektir. Dünyadaki terör örgütleri ABD’nin kontrolünde! PKK’yı Öcalan kurmadı ki, o lâğvetsin! PKK, kuklacı ABD’nin izniyle kuruldu. Öcalan kukla! Kuklacı emreder; kukla yerine getirir. Terörü bitirecekseniz, Amerika’ya karşı duruşunuzu değiştirmelisiniz!
TEHLİKELİ OYUN
FETÖ ile mücadelede yanlış yapıldı. PKK’yla mücadelede de aynı yanlışlığa düşülmemelidir. ABD’ye teslim olarak terörü önleyemezsiniz! ABD, terörü Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) gerçekleştirmek için kullanıyor. Ortadoğu’daki bütün terör örgütleri Büyük İsrail’in kurulmasını amaçlıyor. Terörü sözle yenemezsiniz! Önce bu konuda ciddi bir hazırlık yapmalısınız. Bir yol haritası oluşturmalısınız. Teröristle iletişime geçerken devletin kendisini garantiye alması şarttır.
TBMM’de konuşturulacak teröristbaşını bir daha tutabilir misiniz? Hükûmet, 2003’te “ihanet yasası” da denilen “ikiz yasalar”ı çıkardı. Yasa, farklı kökene sahip toplumlara geleceklerini tayin etme hakkı veriyor. Teröriste taviz vermek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu riske atmak demektir.
Terör üzerinden oyun olmaz. Domuzla aynı çuvala girilmez. ABD, Türkiye’yi zayıflatmak için, Irak ve Suriye’de olduğu gibi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da, kendi kontrolünde 1-2 devlet kurmak istiyor. Bu oyunu bozmalıyız. Türkiye’nin millî plan ve projeleri olmalı; kendi yol haritasını izlemelidir.