İşi gücü hiç bitmeyen, işiyle yatan işiyle kalkan,
çalışmaktan yorulmayan insanlar gördünüz mü
Görmüşsünüzdür. Belki aynaya bakınca karşınızda, belki
başınızı kaldırınca çevrenizde.
Dünyada başka hiçbir şey yokmuş gibi işiyle uğraşır
işkolik. Üstelik alkol bağımlılığı gibi, bilgisayar başında saatlerce oyun
oynayan çocuğun skor sarhoşluğu gibi keyif alarak uğraşır.
Çalışma hayatını kendi işkolik standartlarına göre
belirleyen bu kişinin yaptığı en başarılı davranış, farklı hevesleri olan diğer
insanların, uğraşılarıyla kurdukları ilişkiyi zafiyet olarak tanımlamalarıdır.
Ofiste geçen saatler, yirmi dört saat mesaisiyle yatıp kalkması, yaşam kalitesi
ölçüsünün kazanç miktarıyla tanımlanmasına aldırmaksızın, çevresindeki herkesi
bir şeyin bağımlısı olarak tanımlar.
İş hayatının rekabetçi tutumunun kaçınılmaz olarak ortaya
çıkardığı mükemmeliyetçi kişiliklerde daha fazla görülür. Her yer rekabet her
ortam yarış alanı. Aslanın midesinden alınmaya çalışılan rızık, bir lokma bir
hırka miktarını yüksek gelir standartlarıyla geçmeye başlayınca, evin
nafakasını temin için yapılan faaliyetler, işkolik standartlarında koşuşturan
yeni nesil personel profilini ortaya çıkarmış oldu. Bu profilin en tipik özelliği
nefes almazcasına çalışmak!
Bağımlılık psikolojik açıdan bakıldığında meşguliyet
demektir. Kişiyi meşgul eden faaliyetleri içerir. Alkol, madde, sigara,
bilgisayar vb. bağımlılıkların tamamının zemininde kişiyi meşgul edecek başka
bir organizasyonun olmaması hali vardır. Bu tanımdan yola çıkıldığında işkolik
insanlar, işleri ve çalışma alanları dışında başka hiçbir duruma vakit
ayırmadıkları için bağımlı grubuna girmektedirler. Dolayısıyla işkolikliğin de
bağımlılık kapsamında düşünülmesi fikri kulağı tırmalamadığı gibi, işkolik
sınırlarda yaşayan kişilerin yakınları tarafından makul karşılanacaktır. Zira
onlara göre çok çalışan eşleri, çocukları veya yakınları tam bir bağımlı
görünümünde iş hayatındadır. Tatil bilmez, bayram bilmez, yaz bilmez kış bilmez,
onlar hep çalışır.
İşkolik tutum babadan oğula geçer mi
İşkolik ebeveynlerin çocukları da işkoliklik tehdidi
altındadır. İşkolik ebeveyn, çocuklarını kontrol altında tutmayı ve onlardan
yapabileceğinin en mükemmelini yapmasını bekleyebilir. Bu tür davranışlar
çocukların da işkolik olmalarına neden olabilir. Genellikle işkolik anne
babaların çocuklarında sosyal öğrenme yoluyla görülebilir. Çünkü bu insanların
kendilerine ayırdıkları zaman çok azdır. Ailece aktiviteler, sosyal
faaliyetler, tatil gibi eğlenceli gezmeler yapmazlar. Çocuk böyle bir ailede
büyüdüğünde normal hayatın bu şekilde işlediğine inanır. Aileden gördüğünü
taklitler. Çevrenizde de görürsünüz. Danışanlarıma arada sırada gezmeye
gitmelerini, yürüyüş yapmalarını, kendilerine zaman ayırmalarını söylediğimde,
en çok duyduğum tipik cümle: Hocam biz aileden böyle görmüşüz. Benim rahmetli
babam 65 yaşında öldü. Öldüğü güne kadar hep çalıştı. Bir gün bile tatil yapıp
kendine zaman ayırmadı.
Nefes almadan çalışmayı maharet sayıyor onlar!
Mola verdiğinde suçluluk duyan bu insanlar uyku, yemek,
sohbet, eğlence, dinlenme gibi en insani ihtiyaçlarını bile
gerçekleştirmedikleri için genelde yalnızlaşırlar. Kendilerine ve sosyal
faaliyetlere zaman ayırmadıkları için ev-iş arasında yaşarlar. Farklı etkinliklere
yatırım yapmadıkları için samimi arkadaşları olmaz. Çevreleri kalabalık görünür
ama gerçek dostluklara zaman ayırmadıkları için iç dünyalarında
yalnızdırlar. Kendi ailelerinden bile
uzaklaşırlar. Ev halkı bu durumdan şikâyet edecek olursa, aslında onlar için
çalışıp durduklarını dile getirirler. Ev halkıyla evde zaman geçirecek olsalar,
sanki bir şeyleri eksik yapmışlar gibi duygulara kapıldıkları için,
davranışlarına yansıyan bu duygu, aile bireylerini de rahatsız etmeye başlar.
Bir şeyleri unutmuşluk duygusu tedirgin olmalarına neden olur. Kafa dinlemek
için yapılan her faaliyeti zaman kaybı gibi algılarlar.
Genellikle her meslek alanında görülmekle birlikte,
özellikle devlet yönetiminde, siyasette, sağlık, medya, tekstil ve
bilgisayar/bilişim sektöründe daha fazla karşılaşıyoruz gibi geliyor bana.
Belki benim çalıştığım vakalar o sektörlerden olduğu için böyle düşünüyor
olabilirim elbet.
Tedavisi var mı
Evet, tedavisi var; fakat kişinin önce işkolik olduğunu
kabul etmesi lazım!
Kişi bu durumun içindeyse ve yardım almak istiyorsa,
işkolikliğe neden olan duygusal bağlantı ve altında yatan içsel ihtiyaçlar
bulunur ve tolere etmesi sağlanır. Böylece kişi işkolik olmaktan kurtulur.
Ayrıca, ölüp gidersem ne olacak, diye düşünmek işe
yarıyor. Her işi kendisinin yaptığını düşünen ve hiç taviz vermeden çalışan
insanlar kendisine bu soruyu sorsun lütfen. Bitmek tükenmek bilmeyen işleriniz,
siz ölünce ne olacak İllaki her şey yolunu bulacak, birileri sizin yerinize bu
işleri yapacak. Öyleyse siz niçin hayattayken hayatta olmanın diğer sosyal ve
keyifli nimetlerinden istifade etmeyesiniz. İşler bitmez. Ama çocuklar büyür.
Büyümesine eşlik edemediğiniz evladınız sizden uzaklaşarak büyür üstelik. İşler bitmez. Ama insanlar yaşlanır. Elini
tutup yürüyeceğiniz eşiniz, elini tutsanız da yürüyemeyecek kadar yaşlanır bir
gün.
İşler bitmez. Ama siz bitersiniz.
Çalışkan olmak suç mu
Çalışkan olmak suç değil tabii ki. Fakat unutmamalısınız
ki çalışkan olmakla işkolik olmak arasında ciddi farklar vardır.
Çalışkan kişi, işlerini tamamlamak için gerekeni yapar.
İşlerini toparladıktan sonra dinlenmek için evine, arkadaşlarına gider. Arada
sırada uzun saatler boyunca çalışması gerekse bile, bunu geçici dönemler için
planlar. Hedeflediği çalışma programını tamamladıktan sonra kendisine ve
ailesine zaman ayırabileceği tatlı formdaki çalışma prensiplerine tekrar geri
döner.
Yaşamın size sunduğu türlü nimetlerden istifade
edebilmeniz dileğiyle..
İşkolik OLMAK psikolojik rahatsızlıktır!
İşkolik olmak psikolojik bir rahatsızlıktır. Çünkü bu
kişiler gittikleri her yere işlerini taşırlar. İşlerini belirli bir süre
yapamadıklarında eksiklik/noksanlık duygusu yaşarlar. İşkolikler için gittiği her yere işini
taşımak alışılagelmiş bir durumdur. Uzun saatler boyunca çalıştıktan sonra
evine, hatta tatil yerlerine bile işlerini taşıyabilirler. Geç saatlere kadar
iş yerinde kalır, eve gitmesi gerektiğinde garip bir vicdan azabına
yakalanırlar. Boş kaldığı zamanlarda, yapması gereken pek çok işi olabileceği
ve onları ihmal ettiği kaygılarına kapılırlar. Bedeni nerede olursa olsun,
kalbi muntazaman iş yerinde atar. Diyeceksiniz ki çalışmak kötü mü Değil!
İşkolik olmak kötü! İşkolik olmak, kişinin hayatındaki pek çok aktiviteyi ihmal
ederek sadece işiyle uğraşması halidir. Her insanın değişikliğe, farklı işlerle
uğraşmaya, farklı sosyal ilişkiler yaşamaya ihtiyacı vardır. İşkolikler tüm
diğer insani ihtiyaçlarını bir kenara iterler ve sadece çalışarak kendilerini
var ederler. Çalışmadıkları zaman, sanki bir şeyleri eksik yapıyorlarmış duygusuna
kapılırlar. Asla eksik ve noksan kabul etmezler. İşlerini iyi yapmak için her
dakikayı değerlendirirler. Birazcık ara verecek olsalar suçluluk duyarlar.