Neden yahu, Netanyahu!

Abone Ol

Samiri neslinden misin?

Musa ve Harun aleyhisselamların nesline bu kin nedendir?

Adama bakıyorsun, kelle kulak yerinde.

Gözlerine bakıyorsun, zehirli uyuz bir yılan gözü takmış ama tavşan yüreği taşıdığından, korkudan kaç yıldır çeşitli evlerin bodrumunda yatıp kalkıyor.

Kırk Siyonist akımın barındığı kalbinde, kırk tane akrebin kuyruklarının dolaşmasıyla birbirlerini zehirlerken, dışarıya sızan zehirle de Filistinlileri yok etmede kullanıyor.

Kendisi her gün ayrı evlerin bodrumunda yatarken halkını her gün aynı evin bodrumunda süresiz hücre hapsine mahkûm etmiş.

Filistin’den çaldıkları toprakları, kendilerine açık hava hapishanesi yapmışlar, her geçen gün hapishaneyi büyütme çabasındalar.

Tarihçi değilim ama Netanyahu ve şakşakçıları, tarihin hiçbir çağında böyle birine rastlanmamıştır.

Kur’an-i Kerim’de haber verilen kâfir, zalim Firavun bile, Hazreti Musa ve Harun aleyhisselamlara ve onlara iman eden Müslümanlara düşmanlık yaparken, kendi ırkından olan Kıptileri, korur ve kollardı.

Adam ülkeyi açık hava hapishanesi yapıyor.

Etraftaki hiçbir ülke, bunların yöneticilerine güvenmediğinden onlara su satmıyor.

Bir ara Manavgat çayının görüşmeleri yapıldı ama nedense satın alamadılar.

O da gereğini yaptı ve halkını Akdeniz’in tuzlu suyuyla sulamaya başladı.

Adam Amerika’dan başka ülkeye tutuklanırım korkusuyla gidemiyor; halkı da iyi karşılanmadıklarını bildiklerinden gitmiyorlar.

Kapıları açıverse tamamı Amerika’ya taşınacaklar ama gitmemeleri için her türlü tuzak, kanun olarak kurulmuş vaziyette.

Halkından bazıları iyi karşılanacağı zannıyla gittikleri ülkelerden kötü bakışların altında sokakta bile yürümenin zor olduğunu görüp hemen açık hava hapishanesinin bodrumuna geri dönüyor.

Adam, iç dünyasında birbirini sokan, zehirleyen akrep kuyruğu zehriyle dolu olduğundan gittiği Beyaz Saray bile, o gitmeden havasını zehirliyor ve o zehir, Trump’ın ağzından çıkıyor, adamın burnundan içine girerken zehir, zehirleniyor.

Dün, Sumud gemisinde bulunan bir hanımefendiyi dinledim.

Bana, karar verişinden, katılmak için mesaj gönderişinden, o uzun yolculuktan, sizin gemideki Müslüman ve Müslüman olmayanlardan, İsrail’in korsanlığından ve İstanbul’a dönüşüne kadar her şeyi anlat bakayım” dedim ve o da uzunca anlattı.

Beni sevindiren üç şey:

Bir, her dinden insanların aynı duygularla bu tepkiyi göstermeleri.

İki, aynı gemide, Türkiye’den birçok İslami grubun aynı hizmette buluşmaları.

Üç, uzun ve yorucu ve de riskli yolda pişmanlık kelimesinin gemiye bile alınmamasıdır.

Hanımefendi, anlatırken Müslüman olmadığı halde Filistinlilerin yalnız olmadığını göstermek için gemiye binenlerin bizim gemideki Müslüman olmayanların hepsi namaz için cemaat oluyorlardı.

Yaşlı bir Amerikalı erkeğin abdest alışına hayran kaldım, namazdan sonra bir kahve yaptım ve yanına gittim. O teşekkürle kahvesini içerken, “Sizi tebrik ederim, Müslüman olmuşsunuz” dedim, cevap, “Hayır, Müslüman olmadım. Burada ayrılık ve aykırılık olmasın istedim, bakalım dönüşte ne olur” dedi.

İnşallah nasip olur.

Tertip, düzenleme heyetinden bu gayrimüslim insanlarla bağlantının kesilmemesi için bir birim daha kurulmasını teklif ederim.