Neden Milli Görüş?

Abone Ol

Vefatın Mevlana gibi sanki şeb-i aruz.

Sana vız geldi ne Amerika ne Rus.

Hiç huzur vermediler çektirdiler evinde mapus

Seni anlatırken düğümlenir boğazımda hecem.

Kabrin nur makamın cennet olsun Hocam!

Milli Görüş: İyinin, doğrunun, güzelin, adaletin ve faydalı olanın hâkim olmasının mücadelesidir. Bir davadır, bir kavgadır, bir sevdadır. Kınayanların kınamasından korkmadan Hak namına yürüyenlerin yoludur. Milli görüş dikenlerin arasında hepsine inat açan güldür. Hakk’ın mı, yoksa Batılın mı yanında olma safını belli etme mücadelesidir. Bu mücadelede bizi yanlışa götürecek olan doğru gibi gözüken, doğruya yakın olan yanlıştır. Merhum Erbakan hocamız,”Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü doğruyla karıştırılması ve insanların daha kolay aldatılması ihtimali taşımaktadır” sözleriyle buna dikkat çekmişlerdir. Milli Görüş; kıyamete kadar sürecek savaşın adıdır. Milli Görüş! Yılmadan, yorulmadan, engel tanımadan ufuktaki güneşi görüp ona el uzatmaktır. Bütün insanlığın saadeti için yeryüzünde hakkın ve adaletin hâkim olması gayesiyle hep beraber disiplinli bir topluluk olarak çalışma görevini ifa etmek, Milli Görüş’ün şiarıdır. Milli Görüş iktidar ortağı olduğu hükümetlerde ve sahip olduğu belediyelerde hizmetler hep insan odaklı olmuştur. Çünkü Erbakan hoca, “devlet; milletine garson olmalı” derdi. Çocukluk dönemimden itibaren “İnsanlığın iki cihan saadetini sağlayacak adil bir dünya”yı inşa ediyordu kafasında. Hep aksiyon ve eylem adamıydı, sonuç odaklı çalışmayı severdi. Çünkü çok iyi biliyordu ki, İslam savunma dini değildir, taarruz dinidir. Şükreden bir kul olmanın cihad eden bir Müslüman olmaktan geçtiğinin idrakiyle “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya’nın kurulması içindi bütün çabalar. Erbakan hocayla alakalı yazmaya devam etmem durumunda bütün gazeteyi bu yazıya ayırsalar bile yine de yetmez! Böyle bir lidere sahip Milli Görüşçülerinde; Erbakan hocanın gösterdiği istikamette teşkilat çalışmalarını yerine getirmeleri gerekmektedir. İslam dünyasında her akan kanın, her dökülen gözyaşının hesabını bizden soracaklardır. Bugün dünden iki misli daha fazla teşkilat çalışmalarını yapmak durumundayız. Herkesin en iyi yapmış olduğu çalışma “eleştiri” çalışmasını bir kenara bırakarak, teşkilata “ben ne kadar zaman ayırabiliyorum ” diye kendimizi sorguya çekmeliyiz.

İdarende İslam âlemi huzur buldu.

Sonuna kadar hocam başın hep dik durdu.

Seninle işçinin emeklinin yüzü güldü.

Seni anlatırken gözlerim yaş doluyor hocam!

Başörtü sorunu yoktu, rahat okuyordu bacım.

Hak batıl mücadelesi, düne göre bugün daha güçlü bir çalışma gerektiriyor. Çünkü bugün yeryüzünde daha fazla fitne var! Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan Milli Görüşçüler, yolda yürümeye başlamadan önce, gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak durumundadırlar. Bu korkularını yenip yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. Zaten Milli Görüşçüler her zaman zora talip olmuşlardır. Biz zor şartların insanlarıyız. Merhum Erbakan hocanın işaret ettiği “İman varsa imkân da vardır” sözünü asla unutmadan hedeflerimize ağır ama emin adımlarla ilerleriz. Bunu yaparken safları birleştirerek yaparız ki, şeytan aramıza giremez. Erbakan hoca karşılaştığı zorlukları rahmet görürdü. Her zaman daha fazla çalışmanın nedeni sayardı. Zorluklar karşısında yılan teşkilat mensuplarına şunları söylerdi; ”Cüneyd’i Bağdadi hazretleri ibadet ve hizmet yolunda, çeşitli zahmet ve zorluklarla karşılaştığında seviniyor ve Allah’a şükrediyordu:”Rabbimin, işlerimi zorlaştırmasını, daha çok gayret ve metanet göstererek, mükâfatımın kat kat artmasını murat ettiğine işaret sayıyor ve teselli buluyorum.”diyordu. Asıl marifet, yük altında ve hizmet esnasında sadık ve sağlam kalabilmektir. Yoksa çay sohbetlerinde ve edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır.” O aynı zamanda bir lider değil, bir öğretmendi de. Böyle bir öğretmenin öğrencilerinin toplantılara gelip sadece çay içmek yakışır mı Yoksa çalışmanın, projelerin bir parçası mı olur! Bu davaya hizmet eden, her mücahit bilir ki,”Bizim davamızda kimse kendisi için yaşamaz, herkes kardeşi için yaşar, menfaati öldürmenin en kolay yolu budur. Bütün mazlum insanlar bizim ayağa kalkmamızı beklemektedirler. Sen varsan bu gözyaşı ve kan duracaktır. Sadece çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen batı medeniyeti, insanlığa saadet getirememiştir. Mazlumların ezilmediği, her türlü sömürünün son bulduğu, adil ve adaletli dünyayı Milli Görüşçüler kuracaktır. Yeni bir dünya kurulacaksa bunu D-8’leri kuran Saadet Parti’si yapacaktır. Dolayısıyla bunun hayata geçirilmesi için teşkilat çalışmalarının düzenli ve sağlıklı olmasıyla gerçekleşecektir. Erbakan hoca ömrünü insanlara cihadı anlatarak tamamlamıştır. Bizler kapitalizmin bize sunduğu imkânlarla bunu nasıl başaracağız. Bir an önce kendimize gelip, tebliğ görevimizi yapmamız gerekmektedir.

Erbakan hocamız cihadı şu şekilde anlatıyordu:

“Cihad izzet ve aydınlık, gevşeklik ise zillet ve karanlıktır, İslam, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır. Cihad; Hakkı hâkim kılmak, temel insan hak ve hürriyetlerini sağlamak ve korumak ve her türlü zulüm ve sömürü düzenlerini ortadan kaldırmak için yapılacak hizmet ve faaliyetlerin tamamıdır; Batılıların kullandığı manada “Harp” ve “Savaş” gibi kelimeler cihadı ifade etmez. İslam’da cihad bir teşkilat düzeniyle yapılmak zorundadır. Milli Görüş lideri Erbakan hocamız ebediyete intikal etmiş olabilir. Bize düşen görev, onun bize öğrettikleriyle insanlığın saadeti için çalışmak ve mücadele etmektir. Yan gelip yatmak, toplantılara gitmemek ve sürekli mazeret oluşturmak Milli Görüş neferine yakışan bir tutum değildir.”

Yaklaşık 2 milyarlık İslam âleminde hayatından gerçek anlamda memnun olan iki yüz bini geçmemektedir. Batı, 1699 yılından beri fiziki gücüyle dünyayı sömürmektedir. Buna dur diyecek olan tek bir ülke var o da Türkiye’dir. Bunun için İslam birliği mutlaka kurulmalıdır. Bunu kuracak olan tek parti ise Saadet Parti’sidir. Bunu ABD, AB ve Siyonizm çok iyi anladığı halde nedense Milli Görüşçü kardeşlerim hâlâ anlayamadı. Bu dava kimseye, han, hamam, arsa, tarla, arazi, apartman, refah ve mutluluk vaat etmiyor. Bu dava size çile vaat ediyor. Eğer bu İslam davasının delisi olmayı başaramazsak o zaman başarısızlığa mahkûm oluruz. Bizi az yâda fazla oluşumuz yıkmaz, bizi atalet içerisinde oluşumuz yıkar. Mısır’da alanları dolduran mücahitler ne diyor “Nasılsa bir kez öleceğim, neden bu Allah yolunda olmasın” bu duyguyla hareket eden bu Müslüman gençlere top, tüfek ne yapabilir İşte bu ruhu kaybetmek üzereyiz! “Bunca çalışıyoruz, tebliğ ediyoruz ama bir türlü başarılı olamıyoruz ” diyorsunuz. O zaman yaşantımızda, yediğimizde, kazancımızda bir sorun vardır. Yoksa hakkı tebliğ etiğinizde neden tesiri olmasın ki, Hakk’ın tesir gücü vardır. Bizim medeniyetimiz kimi zaman düştü, kimi zaman sekteye uğradı ama asla yıkılmadı… Düştüğü yerden kalkmasını hep bildi… Kalktığında da eskisinden çok daha güçlü yoluna devam etti... Milli Görüş hepimizin asli vazifesi ve mukaddes davasıdır.

Adı Necmeddin Soyadı Erbakan

Döktürmedin, sabır dedin, halka, bir damla kan.

Bir daha çok zor gelir sizin gibi Başbakan

Gözlerim yaş dolar, boğazıma düğümlenir hecem.