Neden DESTEK?

Abone Ol

Müçtehit Yetişme Merkezi ya da Kur an Arapçası, Fıkıh,

Matematik, Muhasebe çalışmalarına Neden DESTEK de diyebiliriz; dört gündür

yazdıklarımızın devamı olarak... 

İstanbul a yoksul olarak gelmiş ve şimdi büyük

zenginlerden olan bir zata, Müçtehit Araştırmacı Programı nı anlattık. Daha

sözümüz bitmeden; Bitti mi ! diye sordu ve bitirdikten sonra, Teklifinizi

beğenmedim, desteklemiyorum! dedi. Bu vesileyle önce örteni tarif edelim.

Kendisine davet geldiği ve davetin doğru ve yerinde olduğu kanıtlandığı halde

reddedip davete icabet etmeyen örtendir; yani kendisine davet ulaşan konunun

örtenidir...

Bugün de iki grup insan vardır. / Biri; Allah onları

tebliğ seviyesine ulaştırmıştır. Bunlar davet beklemeden kendileri davetçi

olacaklardır. Neye Hakka davetçi olacaklardır. Bunlar Hakka davet edecek

seviyeye ulaştıkları halde davet işini yapmazlarsa örten olurlar. Hakka davet

de tek başına olmaz, ancak birlikte yapılabilir. O halde bunlar birliğe davet

edildikleri halde katılmazlar veya işbirliği yapmazlarsa örten olurlar. Kur an,

Birr ve takvada yardımlaşın diyor, emrediyor. / İkincisi; Allah bir kısım

insanları davet edecek seviyede var etmedi veya henüz o seviyeye ulaşamadılar.

Bunlar kendilerine davet gelmeden önce sorumsuzdurlar. Bunların sorumlulukları

davet etme durumunda olanlara aittir. Allah, neden davetinizi yapmadınız, neden

tebliği ulaştırmadınız diye onlara soracaktır. Ama bunlara davet ulaşır,

davetçiler iddialarını kanıtlar da onlar yine katılmamakta ısrar ederlerse

kâfir olurlar. Davet ulaşmadan önce ise bu konuda sorumlulukları yoktur.

Allah bütün insanlara emretmiştir; içtihat yapınız ve

içtihadınıza göre amel ediniz. İçtihada gücünüz yetmiyorsa, içtihat eden birini

bulun, içtihadınızla onu seçin ve onun verdiği fetvalarla amel edin. Ama hiçbir

zaman içtihatsız amel etmeyin. Ya kendin içtihat edeceksin ya da bir müçtehidin

içtihatları ile amel edeceksin. O müçtehit de hayatta olacak ve sorarak fetva

alacaksın. Bugün günümüzün fıkhı oluşmamıştır, sanayi döneminin fıkhı ele

alınmamıştır. O halde ya kendimiz içtihat yapıp fıkhımızı oluşturacağız yahut

bir fıkıhçı bulup içtihatlarından yararlanacağız. Müçtehit yoksa ve bizim de

içtihada gücümüz yetmiyorsa, o zaman ne yapacağız Müçtehidin yetişmesi için

işbirliği yapacağız. Farz-ı kifayeler yerine gelmediği zaman farz-ı ayn

olurlar. O halde bugün bütün insanlar, müslimler, mü minler, kâfir olmayanlar

müçtehitlerin yetişmesine katkılarda bulunmalıdırlar. Necip Fazıl gibi Batı dan

aktarma İslâmiyet i bilenler içtihada karşı olurlar. Oysa içtihada kimse karşı

değildir. Sadece `içtihada ehil kimse yoktur diyorlar, `sen ehil değilsin

diyorlar. Tamam, biz de; `Biz ehiliz, bizim içtihadımızla amel edin demiyoruz.

Hiçbir kimse `ben müçtehidim, siz bana tâbi olun diyemez. Herkes ancak kendisi

için müçtehit olduğunu söyleyebilir.

Mademki içtihat veya sorma farzdır. Mademki bugün içtihat

yapan yoktur.

İşte, size diyoruz ki; gelin müçtehidin yetişmesine

katkıda bulunalım. İçtihat yapacaklar onun ilmini ve eğitimini alırken biz de

onun zaruri geçimini temin edelim diyoruz. Kur an da; `kâtip ve şahit zarara

sokulmaz deniyor. Müçtehit fetva verirken şahit durumundadır. Fıkıh kitabı

yazarken kâtip durumundadır. Öyleyse müçtehit yetişecek kimseler zarara

sokulmayacaktır, sokulmamalıdır. Başka âyette de; fıkıh yapmak için dışarıya

gidip tahsil edilmesini emretmiş, ancak hepiniz birden dememiş, içinizden bir

taife denmiştir. Döndüklerinde uyarsınlar diye gönderiyoruz. Demek ki müçtehit

olma farz değildir ama müçtehidin yetişmesine imkân verme herkesin üzerine

farzdır.  Biz sizi buna davet ediyoruz.

Bu iş nasıl yapılacaktır 1) Kırk kişiyi çalıştıran bir

kimse bir kişinin zekâtını verecek, onu sigortalatıp bir çalışma saatine beş

lira verecektir. Bugünkü düzende zekât budur. Bu mâli destekte bulunanlar, bununla

araştırma kooperatifine iştirak edecekler, yatırdıklarının iki mislini

alacaklardır. 2) Araştırmacılar zamanlarını harcayacaklar ve kooperatiften

destek alacaklardır. Bunlar da ilim elde edeceklerdir. 3) Diğer müslimler ise

araştırmacıların işletmelerine ortak olarak katılacaklar, tesis ve ham madde

temin edeceklerdir. 4) Âlimler de bunlara gerekli bilgileri vereceklerdir.

(Dikkat; önceki dört yazıda bazı detaylar yazıldı.)

Böylece İSLÂM DÜZENİ gelecektir; ve s-selâm mea d-dua,

dua, DUA