Dedikodu bireyin ya da toplumun hayatında negatif bir
etki bırakır. Çünkü özünde kötüdür ve bulaştığı ortamda huzursuzluğa neden
olur. Fakat özellikle kadınlar arasında yaygındır ve kişiden kişiye bulaşarak
devam eder.
Dedikodu doğasında kötülüğü barındırır ve beslendiği en
kuvvetli duygu hasettir. Yani dedikodunun büyük bir kısmı insanların hasedinden
ortaya çıkar. Bir kadın haset beslediği komşusunun, bir adam başarısından
rahatsızlık duyduğu iş arkadaşının bir öğrenci öğretmen tarafından daha fazla
sevildiğine inandığı arkadaşının dedikodusunu yapar. Kişi öfke beslediği
kıskandığı kişinin dedikodusunu yaparak geçici bir rahatlık yaşadığına inanır.
Fakat çok geçmeden bu duygu yoğun bir iç huzursuzluğuna dönüşür. Çünkü özünde
kötü olan hiçbir şey insana kalıcı bir huzur getiremez.
Dedikodunun nedenlerinden biri de kişinin kendini
değersiz ve yetersiz hissetmesidir. Kendini yetersiz gören bir kişi insanların
kusurlarını dillendirerek yetersizlik duygusunu kamufle etmeye çalışır. Fakat
bu zaman içinde bir alışkanlık haline gelir ve kişi artık fırsat buldukça
dedikodu yaparak kendinden kaçmaya çalışır. Artık dedikodu bu kişi için bir
hastalık haline gelmiştir.
Dedikodu negatif bir iletişim biçimidir ve bazen bir
kişinin bazen bir toplumun hayatında büyük zarara yol açar. Mesela bir genç kız
mahallenin dedikodularına konu olmuş ve dışlanmıştır. Birbirini seven iki insan
dedikoduların seline kapılarak hasım haline gelmiş ve artık görüşmez
olmuşlardır. İşini iyi yapan bir tüccar, kıskananları tarafından dedikodu
malzemesi yapılmış ve ticaretinde zarara uğramıştır.
Dedikodunun malzemesi sözdür sözün kötüsü ise tehlike bir
silahtır. Dedikodu sevgi ve muhabbeti
zayıflatan, aile bağlarını parçalayan ve tahrip eden bir olgudur. Bu
hastalıktan kurtulmanın en etkili yolu ise kişinin kendini görmesi ve
bilmesidir. Çünkü kendini göremeyen bir kişi yanlış yapsa da doğru yaptığına
inanır ve hataları ile bir bütün haline gelir.