Neden biz?

Abone Ol

ÜNİVERSİTELİ bir genç kız soruyor:

Savaşlar neden bizim toplumlarımızda sürüp gider hep

Yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar, terör ve kargaşa İslam toplumlarının kaderi midir acaba

Neden katledilir kadınlar, erkekler, yaşlılar ve ağzı süt kokan bebeler bizim topraklarımızda

Neden elleri bağlıdır İslam toplumlarında söz sahibi kişilerin, lider ve yöneticilerin

Neden liderlerimiz kararlarını özgürce verme salahiyetine sahip olamazlar

Neden sürekli kaos ve karmaşa ile başlarız güne

Neden doğmaz güneş üstümüze Kan, savaş ve katliamı durduracak yiğitler doğmaz mı bizim topraklarımızda

Neden özenti içinde yaşar insanlarımız

Neden utanır geçmişinden

Neden

Bu soruları işittiğimde önce buruk bir hüzün ardından umut dolu bir heyecan yaşadım. Zira insanlarımızın büyük çoğunluğunun, düşünme, düşündüğünü ifade etme ve soru sorma cesareti yoktur. Onlar cansız bir nesne gibi, rüzgâr nereye sürüklerse o yöne doğru savrulup giderler. O yüzden bir genç kızın hayatı sorgulaması ve sorular sorması beni çok umutlandırdı.

İnsanlarımız medya üzerinden bir nevi zihinsel yoksullaşmaya maruz bırakılıyor. Bunun sonucunda kimse, okuma, araştırma, düşünme ve soru sorma gibi aktif girişimlerde bulunmuyor, bunun yerine televizyonu açıyor ve tereddütsüz teslim oluyor.

Günümüzde kapitalist kültürün aktarımı medya aracılığıyla yapılıyor. Masum gibi görünen programlar öyle büyük etki yapıyor ki, artık insanların zihinsel dünyaları tamamen dönüşüyor, olaylara İslami açıdan değil neo-liberal pencereden bakmaya başlıyorlar.

Birey ya da toplum için en büyük tehlike sürüleşmektir. Bugün ne yazık ki İslam toplumları sürü psikolojine kapılarak, akıl ve iradelerini kullanamaz hale gelmişlerdir. Büyük imkânlara sahip olsalar dahi özgürce hareket edemiyorlar, sürüyü yönlendiren çoban nereyi işaret ederse o yöne doğru sürükleniyorlar.

Bir lider, bir uzman ya da yetkin bir kişi ekrana çıkıp bir görüş ileri sürmüşse, bir sonraki gün, sürüye dâhil olan bütün fertler aynı şeyi sorgulamadan tekrar etmeye başlıyorlar. Çünkü sürüleşen insanın iradesini kullanma noktasında cesareti yoktur, o kurulmuş bir saat gibidir, söylenenin tekrarını yapmaya devam eder.

Medya insanların sürüleşmesinde etkin rol oynuyor, bununla da kalmayıp, sürüyü kontrol etme noktasında baş rolü oynuyor. Fakat şükür ki, zihnindeki zincirleri yırtarak özgürlüğe doğru koşan ve niçin neden, nasıl diye sorabilen insanlar da var. Bu insanlar kapitalist güçler için risk olarak görülseler de, toplumların boynundaki zincirleri kırabilecek tek kuvvettirler. Bundan emin olabilirsiniz.

GÜÇSÜZ VE YALNIZ İNSAN NE YAPABİLİR

Bernard Russel şöyle der: “Ben dünyanın durumunu günbegün vahim görüyorum. Güçsüz ve yalnız bir insan ne yapabilir Yaşam ve mülkiyet belli bir kesimin elindedir. Sulh ve savaş konusunda onlar karar veriyorlardır. Ekonomik güç ve üretim faaliyetleri devlet hükümet veya bu büyük müesseselere hâkim olanların eliyle idare ediliyor. Hatta o ülkeler dış görünüşlerinde demokrasi bayrağını ellerinde tutuyorlar, özgürlüğe vurgu yapıyorlar. Fakat bu ülkelerin siyaset çizgilerini tayin etmede bir ferdin etkinliği az veya hesaba katılmayacak kadar yetersizdir..” (Kur’an’da Mustazaf, Objektif)