Necmettin Erbakan, Muhsin Yazıcıoğlu

Abone Ol

İkisinin çok ortak özellikleri var.

İkisi de milli, ikisi de yerli!

İkisi de, sömürüye karşı bayraklaşmış isimler. İkisi de, Batı’nın maskesini düşürmüş, emperyal hislerin tarihçesini okumuş, bilmiş bilge kişiler.

Samimiyet! Davaya karşı, millete karşı, insanlığa karşı; dahası, Allah’a karşı samimiyetleri müşahhaslaşmış, hayatlarına nakış nakış işlenmiş örnek insanlar…

İkisinin de ortak davaları vardı.

Milletin ve ümmetin dertlerini dert edindiler. Ezilmiş, geri bıraktırılmış toplulukların kendi ayakları üzerinde durmaları için kafa yormuş güzel insanlar.

Ben değil biz diyebilmeyi başarmış, kendilerini millet ve ümmet davasına adamışlardı.

Mücadelenin sonu nereye varır, nerde durur, zarar ziyan olur mu olmaz mı, hesabına girmeden. Sadece ve sadece Allah’ın ve milletin rızasını dilemiş iki büyük yürek.

Tarihi iyi okumuş, iyi irdelemiş, geleceği kurarken, hayal ederken, dünlerden feyizlenerek istikbali şekillendirmeyi dilemişlerdi.

Yolları farklı zamanlarda ve ahvallerde kesişti.

28 Şubat postmodern darbesi, ikisini bir masa gerisinde, zulme ve baskılara karşı birlikte direnme imkânı verdi.

Kendilerini milletin efendisi ellerindeki silahı, tankı, kendi tankları ve silahları görenleri, durun, biz milletiz, biz halkız, değerlerimizi yok edemezsiniz, millet iradesini silah zoruyla, baskıyla susturamazsınız, demişlerdi.

Birçok cepheden Muhsin Yazıcıoğlu’na baskılar geliyordu. Millet, Refah Partisi’ni sandıkta birinci çıkarmıştı. 

Ancak, sivil ve askeri bürokrasi, bildik geleneğini devam ettirmiş, birçok ayak ve bilek oyunuyla, Necmettin Erbakan’ın başbakan olmasını engellemeye çalışıyordu.

Meclis’te Büyük Birlik Partisi’nin yedi vekili vardı.

Muhsin Yazıcıoğlu, halka ve siyasilere dönerek, milletin seçtiği partinin genel başkanı mutlaka başbakan olmalıdır, diyordu.

Engellemeler, tehditler havada uçuşuyordu.

Cennet mekân Necmettin Erbakan, elleriyle, tırnaklarıyla, büyük bir mücadele vererek, kitleleri uyarmış, İslam şuurunu kafalar zerk etmiş, milletin sevgisini kazanmıştı.

Halk, Refah Partisi’ni birinci yapmıştı.

Muhsin Yazıcıoğlu, hiçbir pazarlığa girmeden, inanarak, Meclis oylamasında, güvenoyu alması için, Refah-Yol hükümetine; Necmettin Erbakan hükümetine güvenoyu verdi.

Ve yan yana durdu… 

Darbecilerin tehditlerine, tanklarına aldırış etmedi.  Ve o tarihi sözü de o süreçte söyledi. Millete namlusunu dönmüş tanka selam durmadı.  

Milletin iradesinin yanında durdu. 

Aynı davayı paylaştığı mazlum Müslümanların, mazlum Türk İslam coğrafyasının ve mazlum insanlığın yeniden ayaklanması, emperyalizme karşı dik durması için mücadele eden bu iki insan, hepimiz için; İslam coğrafyası için, Orta Asya için, Ortadoğu için, güney Amerika ve Afrika halkları için numune-i imtisal teşkil edecek bu iki güzel insanı, rahmetle, saygıyla ve duayla anıyorum.

Sayın hocamı geçen aylarda yâd etmiş, hatırlamış, fikirlerin ve davasını toplumla paylaşmış idik.

Şimdi ise Muhsin Yazıcıoğlunu anıyoruz… Bugün kabri başındayız…

Dualarımız onlara. 

Onların davasında yürürken, Rahman’a kavuşanlara…