Necip Fazıl Kısakürek, kabullenilmiş mahlas ıyla Üstad
Necip Fazıl , çeşitli etkinlikler ile anılmaya çalışılıyor. Daha çok ölüm
yıldönümü vesilesiyle yapılıyor olsa da, arada bir onu konu edinen etkinliklere
de rastlanılabilmektedir. Bütün bu etkinliklerin yanında hakkında yazılmış bazı
kitaplar, geçmiş yıllara göre artış gösterse bile yeterli bir düzeyde olduğu
henüz söylenemez. Bir Adam Yaratmak , piyesi yanında diğer çok piyesleri
sahnelenmeyi beklerken, filme çekilmeleri konusunda hemen hiçbir çaba ya da
girişimin kıpırtısı bile söz konusu değil. Büyük Mazlumlar , Yeniçeri , Din
Mazlumları gibi biyografik çalışmaları senaryolaştırılarak diziler halinde
filme alınamazlar mı
Bir gazetenin, promosyon olarak Büyük Doğu dergilerinin
tıpkı basımını vermesi, kuşkusuz önemliydi. Ne var ki, tam yerini bulup
bulmadığından emin değilim. Çünkü söz konusu gazetenin kendisi bir marketin
promosyonu olmanın ötesine gidememiş durumda.
Düşünce geleneğinin kuruluşunda, yerleşmesinde ve
gelişmesinde kavramların, konuların, sorunların, kişilerin ve akımların, yeni
ve farklı bakış açılarıyla ele alınmaları, incelenmeleri ve tartışılmaları
başlı başına önem taşırlar. Düşünce geleneğinin işlevsel olabilmesi için
geçmişteki birikim ve değerlerin gözden geçirilmeleri, yerine göre ayıklamaya
tabi tutulmaları, eksiksiz ya da boş görülen yönlerinin tanım ve yorumlanmaları
sürekliliğin sağlanıp sürdürülmesi bakımından şarttır, hatta zorunludur. Bu
alanlarda tekrar gibi gözüken veya saygısızlık gibi algılanabilecek olan
çalışmaların, değerlendirme ve yorumların da, yeri geldiğinde büyük bir işlev
gördüğü, görebileceği ihtimal dahilinde tutulmalıdır.
Necip Fazıl bağlamında birkaç ay önce, birkaç gazeteci,
sıradan ve bildik bir önyargıyı tekrarlamış ve bunu anlamlı bir tartışma
konusu haline getiremeden, adeta battal etmişti. Anlaşılabilecek duygular ve
niyetler ile Necip Fazıl ı savunmak isterken bazı yazarlar, amiyane deyimle
linç e dönüştürür gibi olmuşlardı. Oysa bizzat eserlerinde, tanıkları yaşayan
özel konuşmalarında, Üstad ın dönemin başbakanından örtülü ödenekten cüz i
bir yardım aldığını yazar ve söyler. Burada tartışılması gereken Necip Fazıl ın
birey olarak kişiliği değil, yapmakta olduğu mücadele şartlarında birtakım
imkan ve fırsatları değerlendirmedeki tutumudur. Çoğu insan bu tür durumlarda
ahlaki bir düşkünlük bulunduğu şeklinde temelsiz bir algıya sahiptir. Oysa,
mesela kumara olan meylini Necip Fazıl gizlemediği gibi, onu sanatında (mesela
hikayelerinde), kişiliğinin ahlaki olgunlaşmasında bir metafor olarak
kullanmıştır. Dava sına olan bağlılığı bütün bunlardan zaafa uğramak şöyle
dursun, güçlü bir destek bulmuştur.
Özetle, Necip Fazıl, İslam düşünce geleneğinin, kopmuş
veya örselenmiş bağının kurulmasında hayati işleve sahip, önemli ve yapıcı bir
rolü üstlenmiş, öncelikle bir şair (sanatçı) ve emsali nadir bir aydın
(münevver olarak da düşünülebilir)dır. Çok yönlü ele alınmaya, yeninden yeniden
gözden geçirilmeye müstehak zengin bir kaynaktır da. İş olsun kabilinden
yapılacak etkinlikler, ona da, yapanlara da fazla bir şey katmaz.