Ne zannediyorsunuz?

Abone Ol

Her zaman ısrarla gündeme getirmişizdir: Reyting canavarı televizyonlarımızın ve iri tirajlı gazetelerimizin dinimizle ilgisi ve bilgisi, tamamen yüzeysel, durumu idare etmek, uygun zaman şartlarında ise menfaatlerini tahkim etmek üzerine kurguludur. “Bu sene de Kurban Bayramı ve Hac dönemi aynı zaman dilimine denk düştü”, “Cenaze namazı kılanların secde etmedikleri görüldü”… Akıllara seza bu cümleler, rant odaklı haberler üretmekten başka bir işi olmayan medyamızın incilerinden sadece iki tanesidir. Bizim medyamız, sadece Ramazan ayı içinde kuşaklarını “İslami bilgilere açan” ve belirlediği birkaç isimle suya sabuna dokunmayan ilmihal çıkarımları yapan bir mantaliteyi ortaya koyar. Suya sabuna dokunmayan tabirini özellikle kullanıyorum, çünkü dinimizin yaptırımlara yönelik muamelat yönünü alan programlar değildir bunlar. Dinleyenlerin o anda tükettikleri, dinden fersah fersah uzak yaşantılarını biçime sokmak için kullandıkları bilgiler değildir bunlar. Yeşilçam filmlerini ise kesinlikle sormayın… Zira tek parti zihniyetinin ağırlığını ve dine bakışını özetleyen Yeşilçam filmlerinde dini figürlerimiz, din adamlarımız her zaman istihza edilen, aşağılanan ve sosyal yaşamın dışına atılmaya çalışılan bir yapıda ortaya konulmuştur. Komedi ürünü olarak önümüze konulan Kemal Sunal ve Şener Şen filmlerinin tamamında, senaryonun bir bölümünün içine yerleştirilen “İmam Figürü”, hiçbir şeyden anlamayan, sosyal olmaktan uzak, hayatı yorumlama noktasında arızalı ve karikatür tipler olarak karşımıza çıkarılmıştır. Kemal Sunal, bir zamanlar toplumumuzun en çok tercih ettiği, mübarek zatlarımızın güzel ismi “Şaban”ı yok etmeyi becermiştir. Oynadığı geri zekâlı, saf, aptal karakter yapısıyla, “İnek Şaban” tiplemesiyle bu ismi, isim kütüğümüzden tamamen silmeyi başarmıştır. Bugün Türkiye’nin birçok bölgesini taramış olsanız, “Şaban” isminin kesinlikle tercih edilmeyen isimlerden birisi olduğunu görürsünüz.

Dünya jandarması Amerika’nın kültürel uç beyi Hollywood’un hemen her akşam bir televizyon kanalında oynayan filmlerinde ise tam tersi bir manzarayla karşılaşmanız mümkündür. Hollywood, dini karakterleri, rahip, papaz ve rahibeleri, saygı duyulan, yaptığı iş saygı uyandıran, toplumun tüm katmanlarına yönelik önemli bir hizmet sunan bir yapıda ortaya koymaktadır. Sözleri dinlenen, fikirleri değerli, insanlara çok özel çalışmalar yapan karakterlerdir bunlar.

Geçtiğimiz hafta gazetemizde ATV ekranlarında yayınlanan Kertenkele dizisiyle ilgili bir haberimiz vardı. Haberimizde özetle, “Hırsız bir karakterin imam kılığına girmesi”nin ve bunun çelişkili yönleri izah edilmeye çalışılıyordu.

Dizinin hiçbir bölümünü baştan sona seyretmemiştim… Önceki gün, sabrettim, azmettim ve diziyi izlemeyi başardım. En çarpıcı sahnelerden birisi, imam kılığına giren hırsız karakterinin bir kumarhaneye gidip, arkadaşının kaybettiği paraları istemesiydi… Kumar masasındakiler parayı vermeyince, imam kılığındaki hırsız, cübbe ve sarığını çıkararak, masada kumar oynamaya başlıyor ve arkadaşının kaybettiği tüm paraları, geri kazanıyordu.

Dizi ile ilgili eleştirileri püskürtmek isteyen ATV’nin önceki gün Ana Haber Bülteni’nde bir haberi vardı. Zevahiri kurtarmak için yorum patlatan bir televizyon eleştirmeni diyordu ki, “Zaman içinde bu karakter, doğruluğa doğru yönelecek. Herkes, Kerterkele’yi yanlış anlıyor”

Yani, imam kılığında her türlü haltı yapıp, algılarımızı biçimleyen, zihinlerimizi yönlendiren, kötülüklerin içselleştirilmesini sağlayan karakter, zaman içinde doğruyu bulacakmış. Peki, doğruluk ve hakkaniyet hırkasına yapışan pislikler ve kepazelikler nasıl temizlenecek

Siz, herkesi zekâ özürlü mü zannediyorsunuz