Mutlak butlan kararı ile birbirlerine düşen CHP’liler ne yaptıklarının farkında olmadıklarını gösteren açıklamalarda bulunmayı sürdürüyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP’yi rüşvet ve yolsuzluk gibi gayri ahlaki davranışlardan arındırmak için yola çıktıklarını söylerken elbette mevcut yönetime büyük bir suçlamada bulunuyor.
Ve onları ahlaki davranmamakla itham ediyor.
Aynı şekilde mevcut yönetimi destekleyenler tarafından yapılan açıklamalarda da mutlak butlan kararından medet umanlardan mutlaka arınmak gerektiği söyleniyor.
Bu tür açıklamaların hedefi hep Kemal Kılıçdaroğlu ismi oluyor ve ona açıkça “senden arınmamız yani kurtulmamız gerek” deniliyor.
Yani her iki taraf da birbirlerini “ahlaki zaaf” içinde olmakla suçluyorlar!
Kimin söylediği gerçeği ifade ediyor, kimin dediklerinin gerçekle alakası yok bilmiyoruz.
Biz olaya dışardan bakan biri olarak her iki tarafın iddialarını dikkatle takip ediyoruz.
Tarafların birbirleri hakkında yaptıkları suçlamalar gerçekleri yansıtıyorsa CHP açısından durum oldukça vahim demektir.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, mevcut yönetimi yolsuzluk yapmak ve rüşvet almakla suçlarken mevcut yönetime destek verenler de Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarını iktidarla iş birliği yapmakla itham ediyor.
Yani bir taraf CHP’yi yolsuzluk ve rüşvetten arındırmak isterken diğer kesim CHP’yi iktidarla iş birliği yapmaktan arındırma isteğini dile getiriyor.
Bu görüş ayrılıkları, bu olaylara farklı bakış açıları CHP’yi hızla bölünmeye doğru götürüyor.
Yani ana muhalefet tanımını artık CHP için kullanmak pek mümkün olmayacağa benziyor.
Birbirlerini siyasi görüşleri açısından eleştirme yerine ahlaki zaafları ile eleştirmeye başlayınca ortaya böyle istenmeyen manzaralar çıkıyor.
Öyle anlaşılıyor ki CHP’nin son kullanım tarihi gelmiş hatta geçmiş bile! Bundan sonra farklı partiler ve farklı isimler ile yola devam edilmesi kaçınılmaz hale gelmiş gibi görünüyor.