Ne yapacaksan ölmeden önce yap

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Göz ardı edilen gerçekler, onun yerine gerçek diye konulan yalanlar, bu durum bütün insanlığı yok olmaya götürüyor. Rabbimiz Hicr Suresi 85. Ayet ve sonrası ayetlerde bize sesleniyor: “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet saati mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et. Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan, pek iyi bilendir. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur›an›ı verdik.”  Bir gün gelecek kıyamet kopacaktır. İnanan insanlara emrediliyor ki, hidayet kaçkını diğer insanları “Kur’an ve Sünnet yoluna, İslam’a yani Adil Düzene” iyi muamele ile davet etsinler. Bunun için bütün insanlar ile münasebetlerimizi İslam’ca kurmaya çalışacağız. Batılın önderleriyle mücadele edeceğiz ama Milli Görüşçü olmasını istediğimiz bütün insanlara sevgi ve şefkat ile yaklaşıp tebliğ ve davet görevimizi hikmet ve tatlı bir üslup ile yapmamız gerekir. Bu görevi yaparken Kur’an ve Sünnetin rehberliğine muhtaç olduğumuzu da hiçbir zaman unutmamalıyız. İnsanı fethetmek ancak Kur’an’ın ve Sünnetin rehberliği ile mümkündür. Allah bunun için Peygamberimize “Fatiha ile Kur’an’ı verdik” diyor. Fatiha Kur’an’ın özetidir. Bu ramazan ayında her inanan kimse, hem Fatiha’yı, hem de Kur’an’ı ahkâmı ile birlikte tefekkür edip derin bir nefis muhasebesi yapması halinde en hayırlı işi yapmış olur. Buna ihtiyaç vardır.

SİYASİ DURUŞUMUZ

Siyaset hak olsun batıl olsun bütün yolların ve akımların aksiyonu yanı eylemidir. Eylemi olmayan davaların geleceği olmaz.  Biz Müslümanların siyasi hedefi bütün insanların saadet bulması için çalışmaktır. Bu hedefe ulaşmak için de insanları hayra çağıran, iyiliği emreden kötülüğü meneden bir topluk olmaya mecburuz. İnsanların saadeti İslam’dadır. İslam ise yönetimde ADALET esasını öne çıkarmaktadır. Biz inanmış Müslümanların itibar edeceği düzen, inancımızın düzeni Adil Düzendir. Adil Düzen helallere ve marufa dayanan düzendir. Bugün ülkemizde ve dünyada yürütülen düzen batılın yani Siyonizm’in düzeni olan faizci kapitalist zulüm düzenidir. Siyonizm’in faizci düzeni haramlara ve kötülüklere dayanan bir düzendir. Bu düzen ile insanlık bu zamana kadar saadet bulamadı ve bundan sonra da saadet bulması imkânsızdır. Müslüman, Siyonizm’in kurduğu bu köle düzenine ve hile rejimine rıza gösteren bir kimse olamaz ve olmamalıdır da.

Erbakan Hocamızın dediği gibi Müslüman’ın hayatı “iman ve cihad” olmak zorundadır. Milli Görüş bu şuuru esas alan bir harekettir. Milli Görüş batıl gayelere yelken açanların barınabileceği, sığınabileceği bir liman da değildir.  Milli Görüş, dünyasını ahireti için feda eden samimi Müslümanların Allah’ın rızasına doğru yaptığı kutlu bir yolculuğun tek mecrasıdır.  Milli Görüş, saadeti Batı kapılarında aramak değil, saadetin bütün koşullarını net bir şekilde “din ve düzen” ortaya koyan İslam’da karar kılmaktır. Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir. Milli Görüşçü olmak demek Saadet Partili olmak demektir. Saadet Partili olmayan bir kimsenin ben de Milli Görüşçü’yüm demesi sadece bir aldanma ve aldatmadan ibaret bir şeydir. Bizim siyaseten duracağımız yer Saadet Partisi’nin durduğu yerdir. Bu gerçeği hafife alanlar, itibarsızlaştırmak için olmadık hilelere başvuranlar Saadet Partisi’nin temsil ettiği mananın sadece edebiyatını yapanlardır. Bunların da hak nazarında hiçbir değeri ve itibarı yoktur. Bu mutlaka ileride görülecektir.

ATEŞ İLE OYNAMAK

Allah’ın gösterdiği saadet yoluna itiraz edenler, materyalizme, liberalizme, muhafazakâr demokratlığa, sosyal demokratlığa yönelmiş olanlar aldanmışlardır. Faize itiraz etmeyip, dünya gerçeğidir diyerek yönetimlerinde faize bulaştırmadık kimse bırakmayanlar aldanmışlardır. İslam Birliği yerine Avrupa Birliği’ni bir medeniyet hedefi olarak görenler, AB’nin rezil ahlakını alıp Kur’an ahlakı yerine tahkim edenler aldanmışlardır. Adil Düzen yerine faizci kapitalist nizamı yürütenler, üretim yerine tüketim ve israfı teşvik edenler, haksız vergiler ile vatandaşın faiz dışı imkânlarını da elinden alıp devlete sermaye yapanlar aldanmışlardır. İslam’ca eğitim yerine Batı ürünü olan materyalist eğitimi insafsızca uygulayanlar, bu eğitim yoluyla milletin fıtratını tahrip edenler, nesilleri maneviyattan uzaklaştırıp Siyonizm’e yem edenler aldanmışlardır. Spor Toto, Milli Piyango, Jokey Kulübü üzerinden oynatılan şans oyunları ile milleti kumar onamaya teşvik edenler, buradan elde edilen gelirler ile İHL, Kur’an Kursu yaptırmak ile övünenler aldanmışlardır. Zinayı, eşcinsel ilişkileri, içkiyi, yanlış kadın istihdamını AB istiyor diye teşvik edenler, toplumun bozulmasına, aile yapımızın yıkılmasına öncülük edenler aldanmışlardır. Dış politikada ABD ve İsrail’i stratejik ortak edinenler, İslam coğrafyasının daha da perişan olmasına destek olan işbirlikçi politikaları yürütenler aldanmışlardır. Bunlar ateşle oynayanlardır. Bunların kim olduğunu ancak Kur’an ve Sünnet rehberliğinde düşünen kimseler bilebilir.

NE YAPACAKSAK

Ne yapacaksak, ölmeden önce yapmamız gerekir. Çünkü Rabbimizin bizi tabi tuttuğu imtihan ölmeden önceki hayat ile ilgilidir. İnsan, tabi tutulduğu bu imtihanı Kur’an ve Sünnete muhalefet ederek kazanmaz. Muhalefet eden niçin muhalefet ettiğine dair çeşitli bahaneler üretebilir, üretilen bu bahaneler Allah Teâlâ’nın haram kıldıklarını helal yapmaz. Biz Kur’an nizamına ve bu nizamın icaplarına uymakla sorumluyuz. Kur’an’ın emir ve yasaklarını yaşama sorumluluğu ölüm öncesi hayatla ilgilidir. Ölüm sonrası hayat ise yapılan tercihlerin neticesidir. Şu Kur’an ayetini bu açıdan okuyalım ve değerlendirelim HİCR 98-99: “Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! Ve sana yakin (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” Tercihimiz ahiret saadetimizi sağlayacak Kur’an yolu olsun. Selam hidayete tabi olanlara…