Ne Var Ne Olabilir

Abone Ol

Kalabalık mı kalabalık bir cadde. Herkes eğilmiş bakıyor. Soru soran yüzlerle yüzlerinde soru işaretleri olanlar aynı noktada. Cevap verenlerle bütün cevapları peşinen vermiş olanlar da orada. Herkese ihtiyacı olanlarla hiç kimseye ihtiyacı olmayanlar yan yana. Çözmemiş problemi kalmayanlarla çözecek hiçbir problemi olmayanlar aynı hizada. Peki, ne oluyor burada? Herkesin kafasında çekingen bir soru işareti. Çekingen soru şu; bir şey varmış?

Şehrin merkezi işlek bir meydan. Herkes dikilmiş bakıyor. Ya vakit kaçmış ya da kaçmak üzere. Düz görenlerle dümdüz görenler aynı minvalde. Kör kütük körlerle apaçık açıklar aynı manzarada. Uzağı yakınlaştıranlarla yakını uzaklaştıranlar aynı dakikada. Kafası gürleyenlerle kafasında fıs diye bir yel olmayanlar aynı dalganın denizinde. Kıyıya varmış olanlarla kıyıyı hayal etmekte bile zorlananlar aynı güzergâhta. Koşar adımlarla koşmaz adımlar yan yana. Soru yine durmuyor yerinde; bir şey varmış?

Hıncahınç bir üst geçit. Herkes durmuş bakıyor. Durakları kaçırmış olanlarla bütün durakların kaçırdıkları aynı yolda. Kol kola olanlarla kolu hiç olmayanlar aynı yalnızlıkta. Dumanı tütenlerle dumansızlar gri havada. Umutlularla umutsuzlar aynı ufkun parkında. Atılmış kahkahalarla atılmaya gram bulunamamış kahkahalar suratlarda. Zamanı olanlarla zamansız olanlar da burada. Artık bağlasak durmaz soru; bir şey varmış?

Milletlerarası bir havaalanı. Coğrafyalar gelmiş bakıyor. Zalimlerle mazlumlar aynı topraklarda. Dostlarla düşmanlar uçaklarda. Havalanıyor hayvanlıkla insanlık aynı hızla. Durmadan ölenlerle hiç ölmeyenler metrelerce. İşkencecilerle işkence çekmişler bir defterde. Zehir gibi akıllılarla aklı zehirlenmişler aynı yerde. Kuzeyle güney doğuyla batı tam dünyanın ortası. Tası almış gitmişlerle hiç bırakır mı tarağıgiller familyası. Furyası kokuşmuşlarla kokuşmuş furyalar atlası. Ulusal yatıp uluslararası kalkanlarla uluslararası yatıp ulusal kalkanlar mekanizması. Toprağa düşenlerle toprağı düşmüşler aynı yerde. Kederlilerle kedersizler sessizliğinde; bir şey varmış?

Dopdolu mu dopdolu bir bulvar. Herkes varmış bakıyor. Her şey olanlarla hiçbir şey olmayanlar aynı yerde. Görülmüş olanlarla bakılmış olanlar tezgâhta. Rengârenklerle siyah beyazlar aynı gülüşlerde. Uyuyanlarla hiç uyanmayanlar aynı düşlerde. Düşenlerle düş görenler uzak perdelerde. Her yere yetişenlerle hiçbir yere yetişmek istemeyenler aynı istikamette. Sepetlenenlerle sepet görenler var bir de. Geride olanlarla gerisi hiç olmayanlar aynı tonlamalarla. Yağmur isteyenlerle doludan kaçanlar göğünde. Huzurla gelip huzuru gidenler yeryüzünde. Soru gelsin mi yine; bir şey varmış?

Bir şey varmış bir şey var mı? Ne var mesela orada? Herkesin baktığı yerde ne vardır. Herkes ne diye bakıyor. Neden aynı yer. Aynı yer ne. Çok önemli bir şey mi olmuş orada. Ne olabilir mesela. Neden aynı doğrultudadır. Bakmasak olmaz mı örneğin. Kendi işimize odaklansak. Kendi işimize kendimiz olarak odaklansak. Her şeyi sorup sorgulasak. Her şeyi düşünsek. İnsan düşünür değil mi. İnsan düşünebilir. Düşünmelidir. Soru da durmuyor hani. Dayanılmaz oluyor. Soru. Geliyor.

Bir bir şey varmış!