Oluyor işte, insan bazen gördükleri karşısında şaşırıp
dudak büküp geçse de şaşkınlığını gizleyemiyor. Yaşadığı ilginç ve tesadüf
olaylar karşısında acaba sorusu beyninde şimşek gibi çakıyor.
Hani derler ya Hayatta yaşanan olaylara iki pencereden
bakarsınız. Ya her şeyin tesadüf olduğuna inanırsınız, ya da hiçbir şeyin
tesadüf olmadığına! Hemen belirtelim, biz ikinci gruptanız; yani hiçbir şeyin
tesadüf olmadığına inananlardan.
Birazdan anlatacaklarımıza da bu pencereden hangisiyle
baktığınıza göre yaklaşımınız değişir. Ya Gazeteci Mustafa Yılmaz ın ağzıyla
konuşarak Ne var bunda canım, tesadüf bu olmuş işte! dersiniz, ya da
olayların arka planında yaşananları düşünerek, aralarında büyük bir bağ kurar
ve yaşanan hadiselerin sistematik bir planın parçası olduğu kanaati hâsıl
olur.
Ne yazık ki, durum öyle bildiğiniz gibi sıradan basit
işler değil; anlatacağımız tesadüfler zinciri, öyle değişik alanlarda yaşanmış
ki, görünür de her şey bir tesadüf ama bir de bakıyorsunuz ki bu
anlatacaklarımızda her şey birbiriyle iç içe girmiş ve neredeyse hemen aynı
hafta içinde yaşanmış. Öyle ilginç olaylar, zincirin halkaları gibi peş peşe
gelişiyor ki apışıp kalıyorsunuz, nasıl mı
Kime-neye yarar, hangi amaca matuf olduğunu bilmediğimiz,
bir anda kucağımızda bulduğumuz Patriot füze bataryalarının ülkemize
yerleştiği hafta, İsrail uçakları bir başka ülkenin egemenlik haklarına
çiğneyerek Suriye topraklarına giriyor ve Şam da bulunan askeri üsleri
bombalıyor. Tesadüf işte deyip geçiyorsunuz ki, birden başka bir sürprizle
karşılaşıyorsunuz.
Yaşanan bu tecavüz olayı karşısında patriotların
İsrail e bir güvence olduğu, İsrail in patriotlardan güç alarak bu
saldırganlığı gerçekleştirildiği iddiası ortaya atılırken ne tesadüf ki
Amerika Büyükelçiliğine intihar eylemi düzenleniyor.
Tesadüfen, sadece gariban güvenlik görevlisi olay
yerinde can veriyor. (Can yanmasını arzu etmeyiz de olaydaki
çarpıklığa/tesadüfe dikkat çekmek istiyoruz.)
Tesadüf bu ya Sn. Cumhurbaşkanı da Bizim zaten olaydan
haberimiz vardı-bekliyorduk mahiyetinde açıklamalar yapıyor.
Ne tesadüf ki, Amerikalı masum fotoğraf tutkunu turist
Sarah adlı kadının cesedine ulaşılıyor. Adı geçen bayan önce ülkemize giriş
yapıyor. Sonra çeşitli Avrupa ülkelerini geziyor daha sonra tekrar ülkemize
dönüyor, sonra birden bire ortalıktan kayboluyor.
Yine tesadüf bu, ya olay yerinden gece yarısı tesadüfen
geçmekte olan bir bayanın ihbarıyla Amerikalı kadının cesedine ulaşılıyor.
Kamuoyunda bu konuyla ilgili pek çok soru işareti olduğu konuşuluyor. Biz o
tartışılmaları ehline bırakmak istiyoruz. Sonra kamuoyu gündemi günlerce Laz
Ziya adıyla nam salmış bir zanlıyı aramakla meşgul ediliyor.
Tesadüf bu ya bütün bu anlatılanların hepsi hemen hemen
aynı hafta içinde peş peşe meydana geliyor.
Bunlarla da bitmedi, tesadüf bu ya önce Hollanda ve
Almanya Savunma Bakanları, ardından Alman Başbakanı Merkel in ülkemize gelip
Kahramanmaraş taki birlikleri bizzat teftiş etmesi de sıradan tesadüf bir
olaydı. Amerikan Dışişleri Bakanı nın Ankara ziyaretini vs. ekleyerek listeyi
daha fazla uzatmak istemiyorum.
Böylece patriotların ülkemize niçin konuşlandırıldığı, ne
işe yarayacağı, İsrail rolü, etkisi gibi sorular rafa kalkıyor. Kamuoyunda ne
İsrail in saldırganlığı ne Amerika nın vahşeti hepsi kalkıyor, birer masum
rolüne bürünüyorlar.
Amerika eski başkanlarından Roosevelt in meşhur sözü
Siyasette tesadüf yoktur. Bir şey vuku buluyorsa mutlaka önceden
planlanmıştır. Eğer yaşanan o şey tesadüf gibi görünüyorsa da tesadüf
olduğundan değil; tesadüfmüş gibi olması planlandığından öyle görünür sözü
beyninizde yankılanıp duruyor.
Biliyorum inancımızda da yeri olmayan tesadüf
kelimesini okuya okuya bunaldınız. İzninizle son bir defa daha o meşum
kelimeyi tekrarlayarak yazıyı noktalayalım. Zaten bizde bütün bunların birer
tesadüf olduğuna inanmıştık.(!)