Ne oldu bize

Abone Ol

Siniri, stresi, gamı, kederi, bunalımı artıyor

insanlarımızın.

Her televizyonda bu konuda uzmanlar çıkıp çareler sunmaya

çalışıyorlar.

Çalışıyorlar mı yoksa çalıştıkları hastahanelere müşteri mi

topluyorlar bilinmez.

Her geçen gün hastalık hastası insanlar üretiliyor.

En yakın arkadaşını öldürdükten sonra “Pişmanım hakim bey”

diyen katiller,

En yakın komşusunun veya akrabasının kolundaki bileziği

almak için öldürdükten sonra “Pişmanım” diyenlerin sayısı çoğalıyor.

Sokak ortasında eşini döven hatta öldürenler görülmeye

başladı her yerde.

Meclistekiler, argonun en adisi kelimelerle konuşmaya başladı.

En masum kelimelerden en kötü manalar çıkarıyorlar.

Korunanlar, korumalarından korunmanın yollarını arıyorlar.

Profesörlerimiz, dekanlık veya rektörlük seçimlerinde en

yakın arkadaşlarını arkadan hançerliyor.

Generallerimiz, iki gün hapse girince eski arkadaşlarını

jurnalliyor, hapse girmeyenler de bana dokunmasınlar diye eski dostluklarını

satıyor.

Havalı burnumuzdan şöhret zehirleri mi solutuyorlar

Doymak bilmeyen gözümüze haramları helal mı gösteriyorlar

Kulaklarımız yalan haberlerle kanar mı olmuş

Siyasette makyaveli, okuyup “gelen ağam, giden paşam, kral

öldü yaşasın kralcılar mı sardı etrafımızı

Allah’tan ki bu milletin içinde Allah’tan korkan, kulundan

utanan insanların sayısı diğerlerinden fazladır.

Hâlâ dilenenlerin sayısından, karşılıksız verenlerin sayısı

çoktur.

Yakınlarını gözeten, yardımlarına koşanlar, gökteki yıldız

kadar iken yakınlarının bileziğine göz dikenlerin sayısı bir elin parmakları

kadar bile değildir.

“Ser verip sır vermeyenler”in sayısı arkadaş ve dostlarını

satanların yanında kirpik sayısı yanında gür saçlı baştaki saç kadar fazladır.

Ancak iyilikler sayılamayacak kadar fazla olduğundan göze

dokunmazlar.

Her gün doğan güneşe kimse dikkat etmez ama senede bir defa

yarım saatliğine tutulan güneşe herkes bakar ve herkes hakkında konuşur.

Kötülükler konuşuluyor da iyilikler gündeme gelmiyorsa bu,

durumun hâlâ iyi olduğunu gösterir.

Hani derler ya, “Köpeğin adamı ısırması haber değildir ama

adamın köpeği ısırması haberdir”

İşte bir gün köpeklerin adamı ısırdığı haber olmaya başlamışsa

insanlık kudurmuş demektir.

İyi özelliklerimizin korunması için:

Allah’a imanımızı sağlam tutacağız.

Allah var keder yok diyeceğiz.

Ecelin tek olduğunu bileceğiz.

Rızka Allah’ın kefil olduğunu unutmayacağız.

Herkesin kendi nasibini yediğini hatırımızdan

çıkarmayacağız.

Gücümüz yettiğince çalışmaya devam edeceğiz,

Kazancımızı dostlar ve ihtiyaç sahibi insanlarla beraber

yiyerek lezzet katacağız.

Kalbimizi ve kalıbımızı Allahın emir ve yasaklarına göre

temizleyeceğiz.

Tenimizi, soğuktan, sıcaktan, kirden, mikroptan temizlemek

için elbise giydiğimiz gibi canımıza da takva elbisesi giydireceğiz. (Bak Araf

süresi ayet 26)

Verenin de alanın da Allah olduğunu bilip gönlümüze

kaldıramayacağı faydasız keder, gam, stres yükü yüklemeyeceğiz.