Ne Olacak Şimdi?

Abone Ol

Türkiye NATO üyesi, Amerika’nın stratejik ortağı. Çıkar ilişkileri var. Duygular bu yönde ağır basıyor. Amerika’sız olmuyor! Dolayısıyla İngiltere ve İsrail’siz de olmuyor. Türkiye NATO’nun üs mezarlığı. Onlarca üsleri var. Nereye baksanız onların üsleri ve hatta onların.

Şu yakın zamanda, Suriye cephesinde yaşananlardan sonra İncirlik konusu tam bir çıkmaz. Güya gücümüz Almanya’ya yetiyor onları İncirlik’e sokmuyoruz, ya da engelliyoruz. Ama Amerika’ya ses çıkaramıyoruz. PYD’ye fiili destek veriyor Amerika, dolayısıyla NATO da destek veriyor. PYD NATO üyesi değil, hiçbir şey değil aslında. Peki, Amerika neden sadık, müttefik bir dostunu bir kenara hem bırakıyor? Bir yandan da bırakmıyor gibi yapıyor. Türkiye’nin en temel sorunlarından parçalanmaya gidecek olan bir sorunun tarafı oluyor. Yani Türkiye aleyhine faaliyette bulunuyor. Terör örgütünü fiili olarak destekliyor. Askeri sevkiyatta bulunuyor. Türkiye’nin gözlerinin içine baka baka.

Türkiye’nin karşı olduğu, kendisini doğrudan etkileyecek olan bir oluşa destek veren Amerika’ya ve NATO’ya neden tavır alamıyor. Alamıyor çünkü ayak bağları var. Alamıyor çünkü bir başına düşünemiyor. Alamıyor çünkü iktidar olanların varlık nedeni onlar. Veli-i nimetleri gibi bir şey.

Alamıyor çünkü etrafı iyice boşalmış ve yalnız kalmış bir Türkiye var. Alamıyor çünkü güç yetiremiyor. Alamıyor çünkü birlik olabileceği kimseyi bulamıyor. Olanları da ötelemiş. İnandırıcılığını yitirmiş.

Türkiye kendi içinde bütünlükten yoksun. Uçurumlar var. Bir araya gelmenin yolları tıkanmış. Güçlü bir yapı görünmüyor. İktidarın güçlü olması Türkiye’nin güçlü olması anlamına gelmiyor.

Türkiye iç savaşa hazır bir psikolojide. Allah korusun küçük bir neden büyük olayların başlatıcısı olabiliyor. Yıllardır Türk ve Kürt kardeşler vuruşuyor. Buna yenileri eklenebilir. Laik ve Batıcı kesim çok gergin ve hazırda. Aleviler her an devreye sokulabilir. Yıllardır Suriye politikalarından sonra Sünni ve Şia gerilimi hazırda duruyor. O, bir sürecin başlatıcısı olabilir.

Olaylar küçük nedenlere bağlı. Bunları geçmişte çokça yaşadık. Bu ülkenin ve milletin geleceği için aradaki uçurumların azaltılması ve giderilmesi gerekiyor. Ortak bir sese yönelinmeli.

Emperyalizm çıkarına bakar. En olmadık zamanda bir kesimi devreye sokabilir. Bu, çok da zor değil. Türk ile Kürt kardeşlerin birbiriyle savaşacağı kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Şırnak’ta bir helikopter düştü. Acı büyük. Şu süreçte aklımıza olmadık şeyler geliyor. Bu, gerçekte bir kaza mıdır, bir sabotaj mıdır, bir ihanet midir? NATO güçleri vurmuş olmasın?

Sorular sormak durumundayız. Emperyalizm bazen oyunlarını öyle ustaca oynuyor ki tarafları hem mecbur ediyor, hem de gözdağı veriyor. Yakın zamanda İngiltere’deki olay nedensiz değil. Bunu sadece DAEŞ’e bağlamak safdillik olur. Çünkü tarafları bir olayın içine çekme, mecbur etme gibi bir oyun var. Bu oyunlar sonuçlara etki ediyor. İkiz Kuleler’in vurulması gibi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Amerika ziyaretinden sonraki gelişmelerin aleyhimize sürüyor olması endişe verici. Biz, şu anda Suriye cephesinde bir şey yapamıyoruz ve müdahil değiliz. Önümüze duvarlar örüldü. Bir hamlede bulunsak karşımızda Amerika’yı bulacağız. Öyle ise neden çıkış yolları aramıyoruz. Birliktelik sağlayacak adımlar atamıyoruz.

Amerika bir yandan PYD’ye destek veriyor bir yandan PYD DAEŞ birlikteliğinden söz ediliyor. Oyun içinde oyun var. Biz de ne yazık ki bu oyunların bir parçası oluyoruz.

Çözümsüzlük ve çaresizlik tek çıkar yolumuz gibi. Yazık ki çok yazık.