Gürkan Zengin in CNN Türk ekranlarında sunduğu Editör programında geçtiğimiz günlerde sürekli şikayet ettiğimiz bir konu gündeme getirildi: "Türk halkının okuma kültürünün zayıf olması ve bunun nasıl değiştirilebileceği" Programa telefonla bağlantı kuran Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin, okuma kültürünün çocuk yaşlarda edinilebilecek bir alışkanlık olduğuna dikkat çekerek, "Problemin bir çok ayağı var. Özellikle eğitim sistemimiz, çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmayan bir yapıda kurgulanmış. İkincisi, ailelerimizde de çocukların okumasına yönelik bir çalışma yapılmıyor. Televizyon ve internet kültürü de okuma alışkanlığını baltalayan çok önemli faktörler" değerlendirmesini yaptı.
Okumuyoruz Okumayan bir toplumuz Kitap okumuyoruz, gazete okumuyoruz, dergi okumuyoruz İri tirajlı gazetelerimiz, "çok satıyoruz, çok etkiliyiz, iyi ki biz varız, biz çok iyi kamuoyu oluşturuz" diye övünüp şişinmesinler . Japonya da tek bir gazetenin sadece akşam baskısı bile bizim ülkemizdeki tüm gazetelerin toplam tirajından daha fazla satıyor. Gazetelerimiz bir zamanlar tirajlarını artırabilmek için kitap, ansiklopedi vereceklerine tabak, çanak, ıvır zıvır vererek prim yapmaya çalışıyorlardı. Gazetelerimizin yayın politikaları da insanlarımızın medyaya olan sempatisini baltalayan çok önemli bir etken Sürekli iktidarın davulunu çalan, sürekli iktidarı öven, yalakalık yapan medya organları, insanların gazetelere olan güvenini yitirmesine yol açtı. Ruhunda muhalefet olması gereken medya organları, kredi, teşvik ve devlet hazinesinden ihale kapabilmek uğruna, muhalefetmiş gibi yaptıkları için halk nezdindeki itibarlarını kaybettiler. Bir zamanlar Turgut Özal, "Bu ülkede iki buçuk medya bırakacağım" diye bir laf etmişti İki buçuk bile değil, bugünkü düzlemde sektörde bir buçuk medya organı kaldı . İktidarın davulunu çalanlar ve kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışan birkaç muhalif medya Dikkatinizi çekiyorsa, insanlarımızın bilgi edinme kaynakları sürekli azalırken, kitap okuma kültürü zayıflarken, bu alanı dolduran en önemli beslenme kaynağı ise televizyon . Televizyon, Türk insanının hayatını fazlasıyla dolduruyor Amerika da insanlar günde 8 saat televizyon başında kalırken, Türkiye de ise bu rakam 6 saate ulaşmış durumda. İnsanların bilgi kaynağı olarak hayatlarına televizyonu koyduğunu fark eden medya baronları, ellerinden gelen tüm gayretle zihinleri dönüştürmeye ve toplumu kendi arzuladıkları dünya görüşüne göre şekillendirmeye çalışıyorlar. Televizyon, toplum mühendislerinin elinde, izleyenleri "aptallaştıran bir kutu" olarak kullanılıyor.
İçi boş, sığ, düzeysiz ilişkileri ele alan diziler, nerde akşam orda sabah, daldan dala atlayan insanların arızalı ilişkilerini işleyen magazin programları, içeriksiz yarışmalar, mahremiyet kurcalayan kadın programları, izleyenleri enayi yerine koyan pop star türü yarışma programları vesaire, vesaire Televizyon ekranlarımızda insanlarımızı bilgilendiren, toplumsal hayatta bir sosyal yaraya parmak basan, zihinlerimizi dolduran bir program bulabilmek neredeyse imkansız. Vur patlasın çal oynasın bir eğlence anlayışı . Sürekli gırgır, sürekli şamata . Topluma örnek olması gereken ünlülerimizin de ellerinde sürekli şampanya kadehi, zil zurna sarhoş görüntüleri Örnek yok İnsanlarımıza şu insanı örnek alabilirsiniz diye ortaya koyabileceğimiz bir Allah ın kulu yok Hepsi defolu Hepsinin hayatı kayık Önüne bu ayna konulan insanlarımızın da kitapla, kütüphaneyle, dergiyle, edebiyatla, şiirle alakası bile yok Ne olacak bu işin sonu