İskandivav ülkelerindeki bir Türk, tası tarağı alıp
Türkiye ye geri dönmüş. Mis gibi ülke, Türkiye de yaşamak stresliyken neden
geri dönüyorsun diye sormuşlar O da, Burada zerre miktarı stres yok. Oysa
Türkiye öyle mi 24 saat içinde gündem iki kez değişiyor Ben hareketi özledim
demiş. Türkiye bir stres ülkesidir, bir anda her şeyin altüst olduğu, dün
konuşulanın bugün unutulduğu ülkedir. Özellikle bu ülkede siyaset, tam
anlamıyla bir kaypaklık zemininde seyreder. Gözünün yaşına bakılmaksızın adam
öğütülür. Balık hafızalı olduğumuz için, düne dair her şey tozlu arşivlere
kaldırılır, unutulur gider. Demirel in meşhur sözünde olduğu gibi, Dün dündür,
bugün bugündür Hep denilir ya, Bu ülkede siyasetçi olmak zordur diye. Biz
bu tanımlamaya kesinlikle katılmıyoruz. Bu ülkede en kolay yapılacak iş
siyasettir. Gündem neyse, muhaliflerinizi köşeye sıkıştıracak argümanları peş
peşe sıralayacaksınız, bol keseden atacaksınız. Kullandığınız dil veya
ağzınızdan çıkanlar için hiç kimse yarın size hesap sormaz, merak etmeyin.
Siyasetimizin tozlu arşivlerinde dün söylediklerinin bugün tam tersini söyleyen
ve hatiplik dehası olarak yutturulan nice insanın olduğunu göreceksiniz. Önemli
olan, mikrofonu kaptığınız anda edebiyatın kralını, hatipliğin dibini bularak
yaptığınız konuşmanın gündemi karşılamasıdır.
22 Mayıs ta iktidar partisinde yapılacak kongre sonucunda
belirlenecek, profilini bilemeyeceğimiz isimden sonra da biz, hâlâ bugünküne
benzer şeyleri konuşuyor olacağız. Hiç kimse, Türkiye de defacto şekilde
yapılmaya çalışılan sistem değişikliği konusunda bir kelam bile etmeyecek. Siz
Anayasa değişikliği mi bekliyorsunuz Olsa ne olur, olmasa ne olur! 4 Mayıs ta
Başbakan Ahmet Davutoğlu nun önce partisindeki yetkilerinin tırpanlanması
sonra, Bu parti bizimdir, biz istediğimizle çalışırız denilerek kapının önüne
konulmasıyla aslında sistemimiz değiştirildi. Sadece bu yeni sistemin adı
konulmadı.
İktidar partisindeki kavganın derinliğinde olanlar
bizleri ilgilendirmiyor Bizi ilgilendiren, yürüyüp giden hükümetin başındaki ismin,
yoktan yere görevinden alınıp azledilmesi. Dip dalgasının niteliğini
bilemediğimiz bir kavga sonucu ortaya çıkan bir garip yöntem ve garabet adam
harcama muamelesi İstişare, istişare, istişare Kendisini muhafazakâr olarak
tanımlayan bu iktidarın önde gelenlerinin unuttukları bu mukaddes kavramı
yeniden hatırlatmak istiyorum. Ve buraya daha rahat okuyabilmeniz için büyük
harflerle yazıyorum İSTİŞARE Tek adamlığın böylesine kutsandığı, her şeyi
bildiği, her şeyi yapabildiği, hatasız noksansız kabul edildiği, yaşanan her
şeyin lidere itaat kültürüne giydirildiği, kör gözüm parmağına yapılan
yanlışların bile göklere çıkarıldığı bir sistem tarihin hiçbir döneminde
yoktur, olmamıştır.
Ve ikinci bir hatırlatma, vefa sadece Beyazıt ta bir semt
değildir. Bazen lügatteki karşılığına bakmak gerekir. Bu kadroların içindeyken
kendisine kıymet atfedilen, liderlik özellikleri konuşulan birçok isim bozuk
para gibi harcanıp giderken iktidar kanadında vefa kelimesini hatırlayan var
mıydı Tek kişiye endeksli bu siyasi çark daha kimleri öğütecek Bırakın, Bu bayrak yarışıdır algı
yönlendirmelerini Değirmen misali, geleni gideni öğüten bu siyasi partinin
ülke geleceğinde hiçbir yeri olmadığı gerçeğiyle milletimiz böylece yüzleşiyor.
İyi oluyor, hatta çok iyi oluyor. Feraset sahibi bu millet, bundan sonraki
süreçte zaten bu zihniyeti tamamen tasfiye edecek bir arayış içine girecektir
merak etmeyin.
Bu sadece bir siyasal partinin içindeki, Beri gel, öte
git kavgası da değil. Altındaki dip dalgaya da bakarak, açıkça ülkenin yönetim
yapısına müdahale edilen hırsı doğru okumamız gerek. Peki bundan sonra kim
genel başkan ve başbakan olacak
Kim olursa olsun! Tam 14 senedir Türkiye nin rotasını
AB ye ayarlayan, dış politikamızı Amerika nın kucağına itekleyen, BOP eş
başkanlığını göğsünü gere gere kabul eden, manevi değerlerimizi
önemsizleştiren, törpüleyen, AB uyum yasalarına yaslanarak Rabbimin haram
kıldığı zinayı serbest bırakan, bu uyum masalıyla nesepleri bozan altyapıyı
hazırlayan siyasi anlayışın başına kim geçerse geçsin, ne fark eder