Belki de üç aydır, saymadım ama, bu sütunlarda hep Galatasaray’ın ligde hiç bir maçı kolay kolay kazamayacağını yazıp durdum. Gerekçe olarak da, kadronun büyük takım elemanı sıkıntısı çekişi idi. Özellikle de Galatasaray’da ki, her büyük takımın en etkili silahlarıdırlar, ön kanat oyuncusu yoktu. Santrfor diye adlandırdığımı konumdakilerin de ciddi oyun felsefesi, oyun tekniği sıkıntıları vardı. Orta alan Selçuk, Melo ve Sneijder’le garanti altında idi ama bu kariyerli blok bile önde duvarlarla temas kuramadığı için arka blokta sıkıntı çekiyordu.
Evet, günümüz futbolu takım halinde oynanıyor. Eskiden Lefter’e verirdin, beş kişiyi çalımlar topu birilerine çarptırıp gol yaptırırdı. Eskiden gelişi güzel de öne çıkarsan Metin Oktay ayağı gibi kullandığı kafasıyla bile gol yapardı. Baba Recep vücudunu dayadı mı topu alman mümkün olamazdı ve sonrasında mermi gibi bir şut işi bitirirdi. Şimdi öyle mi Siz daha topa giderken yolunu birden fazla adamla kesiliyor. Dolayısıyla herkes birbirine yardım edecek ve ortaklaşa oynanarak sonuca gidilebilecek.
Neyse bu maça gelelim. Baktım Hamza birader bu defa da kapris yapmış. Emre kadroda yok. Neden Oyundan çıkarken tafra attı diye… İyi güzel de Sneijder atmadı mı hiç Peki, kadro dışı kaldı mı hiç Olmaz bu... Devam edelim... Bruma da tafralıymış galiba... Maç kazanılmasaydı ne olurdu Hamza kardeş Neyse... Sağ kanatta yine Umut... Yani yine Umut’la Burak aynı on birde. İnsan yaşadıklarını nasıl unutur bunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Bir de Selçuk gitmez mi Hem de daha 14. dakikada... Yerine, bir aydır oynamayan iki idmanlı Hamit giriyor. Hamza dua etsin de Hamit hem usta, hem de iyi bir profesyonel... O da 82. dakikada gidiyor. Yerine Olcan giriyor... Sorarım Hamza kardeş; neden Yekta değil Galatasaray orta sahası 13. dakika Melo’nun tek başına sırtında kaldı. En son maç biterken Yekta akla geliyor. Daha doğru bir deyişle orta alan... Sonra da Galatasaray’ın savunması teneke diyenlerin sayısı katlanıyor Acaba hakikaten teneke mi, yoksa teknik adam yanlışı kurbanı mı
Devam edelim mi Sabri’yi aforoz edenler utançlarından acaba nelerin arkasına saklanıyorlar şimdi Melo ile birlikte, tabii ki Semih ve Hakan’la beraber sahanın en iyilerinden Sabri’yi seyrederken yoruluyor musunuz aforoz ustaları
Efendim bir dedikodu meselesi var. Kaleci topa dokunurken elini çekmiş. Yani golden söz ediyorum. Bu dedikodunun kaynağı da İlhan Cavcav’ın, “Galatasaray şampiyon olsun” dileğiymiş... Peki, aynı İlhan Cavcav, 3 Temmuz gününden bir kaç gün sonra federasyondan çıkarken, “Aman ha, üç büyükler düşmesin” dediğinde bu satırların yazarından başkası neden tek kelime etmedi diye sormaz mıyım
Sneijder vurmadan önce diğer köşeye vuracağı tahmin eden ki, doğrudur, çünkü Hollandalının önü kapalıydı, ters tarafa hamle yapıldığında denge tutulması güçtür. Kaleci maçı sattıysa aynı oyuncunun frikiğini neden çıkardı Ya da o ters köşeye yatıp orada kalmadı Stancu mu En azından, “Benim satar mısınız, bakın sizi nasıl yaktım” keyfine ulaşmayı istemez mi
Siz dedikodu uzmanları, teknoloji yalancıları, iftiracıları, 30 metreden bacak arası gol yiyen kalecilere ses çıkarmayın... Ama bu gole yangın yapın! Neymiş İlhan Cavcav Galatasaraylıymış... Doğrudur. Ağabeyi sol bek Tayyar bir zamanların Galatasaray’daki yıldızı idi. Peki, bir Süper Lig kulübünün başkanı da bir başka kulübün kongre üyesi değil midir Neyse...
Ne dedik; Galatasaray hiç bir maçı kolay kolay kazanamaz! Öyle mi Ve devam edelim. Bu takımı en az altı veya yedi adat futbolcu lazım... Ama futbolcu...