Geçtiğimiz hafta sonu Kahramanmaraş Kitap Fuarında bol bol kitap imzalayıp okuyucularımızla sohbet etme imkânı bulduk. Gerçi bu imza denen şey hâlâ içime sinmiş olmasa da mesele edecek bir şey de değil. Bu sayede en azından bizi sayfalar arasında takip etmeye çalışan kişilerle yüz yüze tanışma fırsatı yakalamış oluyoruz. Okuyucu yazarı gözünde yükselttiği yerden makul bir seviyeye indirmiş oluyor bu sayede. Ayrıca kitabın her şeyini sever katlanırım, lakin fuarına bakışım hep soğuk olmuştur. Kitap dağları sanki üzerime doğru yıkılacakmış gibi gelir hep. Bir yolunu bulup da kaçıp kurtulmak isterim bu kitap ormanından. Kütüphanemdeki kitapların büyük bölümü fuar görmemiş her biri müstakil serüveni olan kitaplardır.
Geçtiğimiz cumartesi günü tam da bu duygularla Kahramanmaraş fuarında okuyucularla buluştum, stantları gezdim. Yüzüne aşina olup eserine dokunmadığım ya da eserlerini okuyup da hiç kendisini görmediğim birçok yazarla karşılaşıp sohbet ettim. Osman Sarı ağabeyin Edebiyat Ortamı dergisi yayınlarından yeni çıkan bütün kitaplarını imzalatmak için ta Kahramanmaraş’a gelmem gerekiyormuş demek ki. Yoksa çıkan iki deneme kitabı ‘Diriliş Dikkati’ni de ‘Aydınlar İhaneti’ni de İstanbul kitap cangılında arayıp duracaktım. Hele hele bir zamanların efsanesi ‘ Önden Giden Atlılar’ şiir kitabının yeni baskısı gözümden uzun müddet kalkacaktı.
Edebiyat Ortamı dergisi son derece hayırlı bir iş yapmış ve dergi yazarlarının kitaplarını yayınlamaya başlamış. Hüseyin Gök’ün ilk şiir kitabı da buradan çıkmış: ‘Sabır Atları’. İki şiir kitabının birinden at diğerinden atlı geçiyor. Hoş bir rastlantı. 2000’li yılların iyi şairlerinden İbrahim Gökburun’a yeni bir kitapla fuarda rastlamak iyi geldi. İbrahim’in kitabını ‘Mühür’ yayınları basmış. Yani, imza İbrahim Gökburun’dan, mühür Mustafa Fırat’tan. ‘Güz Nöbeti’ demiş şiir kitabının adına şairimiz. Bir sonbahar serinliği var kitapta. Şayet Ankara ’dan üç günlük Din Öğretimi Çalıştay’ının ardından kalkıp Kahramanmaraş’a gitmeseydim Ömer Yalçınova’nın ‘avangard’ yayınlarından çıkan ‘Raskolnikov mu? Bihruz Bey mi?’ adıyla kitaplaştırdığı denmeleriyle tanışamayacaktık. Kahramanmaraşlı edebiyat fakültesi öğrencisi Betül Tuğ hem Maraş’ın toprağından hem de babasından bulaşan şiirin izlerini nasıl desen desen ruhuna işlediğini belki de hiç anlatamayacaktı.
Hece yayınları standında Bünyamin K.’nın son şiir kitabı ‘Sisten Yazma’yı ve Ali Karaçalı’nın ‘Kamçı’ öykülerini selamlayarak geçtim. Şule yayınları standında Hüseyin Su, Ali Işık ve Emine Batar Çağdaş öykünün üç önemli örneği olarak yan yanaydılar. Benim yanımda ise yeni şiir kitabı ‘dünya hatırası’ ile şiirlerini kendi şiirim kadar sevdiğim Mustafa Köneçoğlu kafiye oluşturacak biçimde yer alıyordu. Çantamı Ankara’da Osman Özbahçe’nin hediye ettiği ‘ebabil’ kitaplarıyla doldurmuştum zaten. Sümeyye Betül ‘çarpışma’ isimli bir ilk kitapla okuyucularını selamlamış. Fuara giremese de kitap kalbimize çoktan girdi bile. Eray Sarıçam’ın ‘yüzüm şimdi cumhuriyet’ isimli ilk şiir kitabı da beni aynı derecede heyecanlandırdı. Mehmet Aycı’nın “bağ” şiir kitabının, Özgür Ballı’nın 2. baskısı çıkan ‘İronika’sı masamda yerini çoktan aldı bile. ‘Kim geldi Penceresi’ çok hoş bir şiir kitabı ismi. Fuardaki kısa günün kârlarından sayabileceğim bu kitabın şairi Hüseyin Burak Us ile tanışmak da nasibimizmiş. Mustafa Nezihi Pesen ve arkadaşlarını selamladıktan sonra ilk iş olarak ‘İstanbul’a Zikirle Girdin mi Hiç?’ sorusunu taşrada ilk rastladığım kişiye sormak oldu. Dergâh Yayınları standında İsmail Kara ile ayaküstü sohbet edip ikinci cildi çıkan ‘Cumhuriyet Türkiye ’sinde Bir Mesele Olarak İslam ’ ve ‘Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe’ kitabına refakat ederek biraz da tabiat kitabından birkaç satır okumak için kapıya yönelmiştim ki Rüstem Ahmet Gözübüyük ‘Siriderya’ şiir kitabını elime tutuşturdu. Acaba hangisini okuyayım, fuardan aldıklarımı mı, elime tutuşturulanları mı, tabiat sayfalarını mı yoksa İbrahim Demirci’nin Ebabil yayınlarından yeni çıkan dev eseri “ Ahmet Haşim’in Nesirleri”ni mi?
Bizi fuar boyunca yalnız bırakmayan, İbrahim Gökburun’a, Yunus Develi’ye, Mehmet Gemci’ye, Şükran Kara’ya, Enver Çapar’a, Mesude Kuru, Sibel Kök ve Şule yayınlarına teşekkür ederiz.