Şu yıllarda ve zamanda yüzümüzün gülmesi, neşe içinde
olmamız, keyif çatmamız olası mı
İçimize ağan acılar altında, dünyamızı kuşatanları
gördükçe, yaşadıkça kahrolmamayı nasıl düşünebiliriz. Neyin sevincini
yaşayabilir, neyin bayramını kutlayabiliriz. Şu kahırlı dünyada insan aklının
başında olmadığı, güdülerle, sloganlarla yaşandığı, yığınların birer kuklaya
dönüştüğü şu zamanda neyi nasıl kime anlatacağız
Acılar içimizi buruyor, dertlerimize dertler ekleniyor.
Bin bir acı içinde çaresiz kıvranıyoruz. Ne sevincimiz sevinç, ne bayramımız
bayram, ne coşkumuz coşku.
Müslümanların birbirini kırdığı, birbirini tükettiği şu
zamanda.
Şeytanın iğvasına kapılmış olan Müslümanlar kendi
acılarının bile farkında değil. Ne yaptıklarının bilincinde değil. Kendilerine
verilmiş olan sorumluluğu yele savurup duruyorlar.
Şu ağır acılar altında hangi coşku bize yaraşır ve
yakışır. Hangi mutluluk başımızı döndürür, hangi yol umut verici olur.
Müslümanların birbirlerini karaladığı, dışladığı,
parçaladığı, enerjisini tükettiği gerçeğini nasıl göz ardı edebiliriz Nasıl
kişiler etrafında tafra atar, heyheylenir, büyükleniriz Niçin her bir birey
birbirimize yaslanarak büyük yolculuğa çıkmayı göze almayız. Nasıl kişileri
putlaştırır, küçük bir dünya için, küçük ve bireysel hırslar için ve
saltanatlar için çırpınırız. İslâm bilincinde, yüceliğinde, İslâm milletinin, devletinin,
birlikteliğinin yolları aranmaz Nasıl olur da kendisini tüketen, yiyen, yolan,
parçalayanlarla birlik olunabilir Nasıl
Acılarımız içimizi kemirip duruyor. Çaresizlik bizi
kuşatmış. Oysa Müslüman için karamsarlık yoktur, umutsuzluk yoktur, nemelazımcılık
yoktur, bencillik yoktur.
Küçük davalardan büyük sonuçlar beklenmesin. Hırslardan,
dünyalık içinde olanlardan, dünya hırsıyla başı dönenlerden değiliz.
Olmamalıyız.
Müslüman ız, birliğimizi sağlayacak sevgi, aşk, bağlılık
ve birliktelik ruhu yeniden sağlanmadıkça büyük yolculuktan söz edilemez.
Davayı, inancı, düşünceyi öncelemeden hiçbir yere varılmaz, varılamaz.
Büyük yolculuklara gönül insanlarıyla çıkılır. Büyük
yolculuklar sadıklarla yapılır. Büyük yolculuklar büyük gelecekler kurar. Hayali
olmayanlar kısır döngü içinde dönenip durur.
İçimizi kemiren kurtları, yanlışları, kavramları,
böbürlenmeleri, kibirleri yıkmadıkça, atmadıkça asla sağlıklı bir yoluculuk
yapamayız.
Ruhu zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Yeraltı ve yerüstü
hem manevi hem maddi zenginliğimiz büyük şansımız. Müslümanların birlik
olmasını sağlayacak bin bir nedenimiz var.
Yüreklerimizi dolduran kayalar bizi katılaştırdı, bizi
bizden uzaklaştırdı. Sevdamızı, sevgimizi, aşkımızı köreltti. Putlarla içimizi
doldurduk. Ne davayı, ne düşünceyi, ne inancı, ne büyük hedefleri düşledik.
Bin bir parçaya bölündükçe tükeniyoruz. Bin bir parçaya
bölündükçe kahırlarımız çoğalıyor. Eli böğründe bekleyen çaresizlere dönüyoruz.
Geleceği, görmeyen, sezmeyen, düşünmeyen, sıradanlıkların
peşine takılıp giden sürüngenlere dönüyoruz. Büyük hedeflere büyük
düşüncelerle, ideallerle varılır.
Yolculuğumuz çileli, sabır, direnç ve azim gerektirir.
Acılarımız büyük; kendimizi bilmedikçe, tanımadıkça,
anlamadıkça sonuçsuz kalırız.
Hüznümüz her geçen gün ağırlaşıyor. Kaldıramayacak kadar
da acı veriyor.
Ey Müslümanlar silahlarınızı birbirinize çevirmekten
vazgeçin, öfkelerinizi dindirin, nefretinizi bırakın, büyük davada, inanç ve
ruhta buluşmaya bakın. İlk adımınız bu olsun. Büyük düşünün, büyük hayaller kurun.
El ele tutuşun büyük yolculuğa yeniden çıkın. Çıkın ki şu ahlar dinsin, acılar
azalsın, hüzünlerimiz hafiflesin. O zaman ancak kendi yolumuzda ve bilincimizde
oluruz.