Ne beklenir kadından?

Abone Ol

Erkeklerin kadınlardan ne beklediklerini merak etmemiz

gerekmez. Erkek de kadın gibi bir kuldur. Kul, kuldan bir şey bekleyemez.

Beklerse o, muhakkak bekleyenin menfaatini yansıtacaktır. Erkeğin beklentisi,

erkeğe hizmet eden kadındır. Kadının beklentisi de, kadına hizmet eden erkek

olur büyük oranda. İkisi de kul olduğuna göre, erkek de kadın da, kulluğunu

yerine getirmekle sınırlı bir anlayışa sahip olmalıdır ki, kulların birbirleri

üzerinden beklenti seviyesini aşmış olalım. Erkek kadını koruyup kollarken,

Allah ın emri gereği bunu yapmalıdır. Kadın da erkeğinin gönlünü hoş tutarken,

nikâh akdi ile bağlandığı bir insanın ekmeğini yemekten kaynaklanan

zorunluluğun sonucu olan itaati yapmamalıdır. Bu, kadın adına bir kayıptır.

Erkeğinin gönlünü hoş tutarken, onu ve erkeğini yaratan Allah tan karşılığını

bulacağı bir iş yaptığına iman etmelidir. Böyle bir iş, ibadet düzeyinde

görülebilecek iştir. Böyle bir kadın için mücahide vasfını kullanmakta

tereddüt etmeyiz.

Böylece kadından beklenenin, Allah Teâlâ nın kulları için

kurduğu düzenin içindeki rolünü oynamak olduğunu belirlemiş oluruz. Bu rol,

çocuk doğurmak, erkeğin gönlünü hoş etmek, çamaşır yıkamak, yemek yapmak

şeklinde tezahür eden işlerden oluşmuş olsa bile kulluk kavramı ile

anlatılabilecek işlerden oluşur. Bu sayede kadının, bedenini örttüğü kıyafeti,

bizim dilimizde tesettür, giyinme, kıyafet gibi kelimelerle anlatılır olsa

da, Allah ın dininde kendi çapında bir cihat olarak kabul edilen işler şeklinde

kaydedilir.

Kadın, erkeğinin beklentilerini cevaplarken takındığı

tavır hiçbir zaman, Rabbinin ona emirlerini yerine getirirken aynı tavır

olmayacaktır. Bu tavır farkı, kadın için de, ondan beklentisi olan erkek için

de daha kazançlı olma durumudur. Kadın adına özel cihat olarak çizdiğimiz

çizgi bu çizgidir.

Bugünkü kadının, onca gelişen hak hukukuna rağmen bu

noktayı yakalamakta zorlanması üzücüdür. Müslüman kadının, kendisini bir

erkek/kadın savaşının içinde bulması, tam anlamıyla bir enerji ve kimlik

israfıdır. Kadından beklenenlerle, kadının yoğrulup kaybolduğu dünyası tamamen

farklıdır. Bebeklik günlerinden itibaren yetiştirilirken başlayan bu yanlış

yönlendirme elbette, kadının fıtratında var olan meyilleri desteklemektedir.

Zaten var olan meyillerin üzerine, önceki kadın enerjisini israf eden

uygulamalar eklenince karşımıza böyle bir tablo çıkmış oluyor.

Kadının tesettürü nasıl olmalı, şu kıyafet mi yoksa bu

kıyafet mi daha dine uygun olurdan önce kadından asıl beklenenin ne olduğunu

anlamak zorundayız. Kadının Kur an hafızı olması da çok şey değiştirmiyor.

Hafız ama kendisinden mükemmel bir kulluk olan cihat etmesi beklenen kadın

olamıyorsa eksiklik giderilememiş demektir. Ayrıntılardan önce kadının aslını,

ondan asıl bekleneni kurallaştıralım. Bu noktada ilk başlanması gereken de

kadının kompleksini gidermek olmalıdır. Kadını, onun karşı cinsi olan erkeğe

göre değerlendirme yerine Allah a kul olmaya göre değerlendirebilmeliyiz.

Allah a kul olmada başarılı olmak, erkeğin beklentisinin üstünde bile olmaktır.

Yeni Çizgide İzler

Kadın adına ortaya konan bu yeni çizgiyi, cihat düzeyine

taşıyabilmek için kadın dünyasında yeniden ele alınması gereken şu hususları

öne çıkarabiliriz:

Kadın ve sabır kavramını, kadının hamileliğin ağırlığına,

erkeğinin çekilmezliğine sabrından alıp kulluk uğruna katlanma düzeyine

yükseltmeliyiz. İmtihan için bulunulan bu dünyada, Allah Teâlâ nın her şeyi

bilip yarattığı gerçeğinin tabii sonucu olarak kadın, Rabbinden beklemeli,

Rabbi için sabretmelidir. Onun sabrı, bir çaresizlik sonucu bekleme değil ödülü

hak etme şartı olarak bekleme sabrı olmalıdır. Bu çizgideki sabır da, kadın

dünyasının binlerce yıllık birikiminin etkisinden kurtulmakla başlamalıdır.

Kadından kadına aktarılarak taşınan felsefeden kurtulmak, kadın adına

hürriyettir. Çünkü kadını esir eden en ağır zincir, kadın dünyasının peşin kanaatleridir.

Bu kanaatler, erkeklerin aleyhine oluşturulmuş kimi doğru kimi yanlış var

sayımlardan bedensel zafiyetlerin doğurduğu basit tesellilere kadar pek çok

alanda kendini gösterir. Sonra da evliliğe ve çocuk doğurup büyütmeye bakış, bu

asrın maddeci bakışından arındırılıp cennetlerde aslı yaşanacak olan evlilikler

seviyesine yükseltilmelidir. Çocuğuna sarılırken bir anne, doğurduğu yavrusuna

sarılma sıradanlığından cennetine sebep olacak umuduna sarılma yüksekliğine

terfi etmelidir. Biz bunun adına, kuldan beklemek yerine kulu Yaratan dan

bekleme, kula veya kendine sığınma yerine her şeyin Yaratıcısına sığınma

diyebiliriz.

Kadın ve zaman ayarları yeniden yapılmalıdır. Eşine

hizmeti, bebeğine bağlılığı, ev işlerinin yoğunluğu veya başka bir neden kadının,

sayılı saatlerini hesabını veremeyeceği şekilde israf nedeni yapmamalıdır.

Kadın, kadınla bir araya gelince birbirlerinin işini biraz daha hafifletiyor

olmaları gerektiği hâlde bilinen tam aksidir. Kadının hayatını, değersiz sözler

ve anlamsız işler etrafında helak eden tutum hiç şüphesiz bir eğitim sorunudur.

Kadına hayatın asıl maksadını yanlış anlatma hatasının sonucudur bu. Kadın,

mücevherlerinden çok dakikalarını hesaplayabildiği zaman önemli bir mesafeyi

kat etmiş olacaktır Allah ın izni ile. Müslüman kadınlar, çocuklarının

üzerindeki titizliklerini vakit üzerinde gösterebilirlerse, kadınlar arasından

Ebu Hanifeler, Selahaddinler çok rahatlıkla çıkacaktır. Zaten kadın, eylem

olarak cihadın ortasındadır.

Kadın, insan üzerinden hakkı tanıma ve öğrenmeyi

bırakmalıdır. Hakkı insana ölçme yerine insanı hakka ölçmesi kadının da

kurtuluşudur, kadının elinden kurtuluş bekleyen toplumun da kurtuluşudur. Din

adına veya siyasi bir maksat etrafında ortaya çıkan şahsiyetlerin alt yapısını

kadın kitlelerinin oluşturduğuna dikkat edilirse ne demek istendiği daha iyi

anlaşılacaktır. Her hâlde, siyaset ve ekonomi başta olmak üzere pek çok alanda

kadın üzerinden planların yapılması, kadına ayarlı bir dünyada yaşıyor olmamız

bu mantığa dayanmaktadır. Kadın, duygusal olabilir. Bu tabii bir neticedir.

Tabii olmayan o duygusallığın kontrol dışı tutulmasıdır.

Sorunumuz, kadının eğlenmesi, neşelenmesi, dostları ile

bir arada olması üzerine kurulu değildir. Bunlar olsun, olması da gereklidir.

Kadın mesela düğününde neşelensin, güzel giyinsin, eşine karşı nazlansın,

ziynet eşyası kullansın, eşinden özel ev istesin. Bunların hiç biri tek başına

veya tamamı bir arada kadın adına ayıp ya da günah değildir. Kadının bütün

gayesi ve yegâne gündemi bunlardan oluştuğu zaman, meleklerle arasındaki

mesafeyi büyütmektedir.

Bunlar cihada mani değil, kadının mücahide olmasına engel

değildir. Bunların varlığına, kadının kadınımsı kimliğine rağmen kadın

mücahidedir.