Naylon poşet

Abone Ol

Yıllardır yazdım.

Naylonun, sentetiğin, sahtenin, poşetin kirliliğini.

Tahribatını, çevreye zararını, sağlığı bozduğunu.

Maddi manevi sıkıntı verdiğini.

Nihayet sevimsiz naylon poşetlere ulaşım zorlaşacak, zira paralı olacak.

Artık insanlar file mi olur, bez torba mı olur yanında taşıyacak, doğadan 500 yılda kaybolmayan naylon vebasından biraz uzaklaşıp nefes almış olacak.

Küçük bahçeme diktiğim ağaçlar, yıllardır bir arpa boyu büyümedi.

Geçenlerde diplerini kazıp başka bir yere nakledeyim, herhalde yerlerini sevmediler, belki canlanırlar dedim.

Köklerini kazarak açtım ki dehşete kapıldım, zavallı fidanların kökleri kalın naylon bir poşetle sarılmıştı ve terlemiş, kaynar su içinde kalmış poşet içindeki kök çürümüştü.

Meğer o yüzden zavallı ceviz, kiraz, kayısı on senedir bir karış büyüyememiş.

O gün benim bel fıtığından hasta yatıyor olmam yüzünden, ağaç fidanlarını aldığımız bahçıvan, ben dikerim demişti.

Fakat her işi yarım ya da yanlış yaptığımızdan, tembellik yapmış poşetle bağlı köklerindeki zehirli naylonu açıp çıkarmadığından zavallı ağaç bir karış büyüyememişti.

Yine o naylonların karıştığı toprakta büyüyen bitkilerle beslenen insanları düşünüyorum da sağlıkla nasıl hoyratça oynandığı çok aşikâr.

Ki bu naylon atıklar denizlere, göllere, temiz su barajlarına atılmakta, içme suları da naylon zehirden yeterince nasibini almakta.

Ne var ki devrim gibi karşılanan poşetle iş bitmiyor.

Hâlâ su ve meşrubatların naylon şişelerine bir çözüm bulunamadı.

İstanbul Belediyesi’nin bu yaz geri dönüşüm merkezi kurduğunu duyunca çok sevindik, çocuklar, biz hepimiz pet şişeleri topladık.

Fakat sonra öğrendik ki bu geri dönüşüm Seyrantepe’de ve bir tanedir.

Acaba neden bu kadar çok kendimize yalan söylemekte, kendi kendimizi kandırmaktayız.

O kadar uzak noktaya, çok büyük mesafe ötede oturanlar nasıl ulaşsınlar, çuvallarla pet şişeleri nasıl taşısınlar.

Kurulacaksa bu geri dönüşüm üniteleri her ilçede olmalı.

Ki o da fazla ulaşılabilecek bir yer değildir, yaşlılar oralara nasıl götürsünler.

Almanya elli yıldır çok güzel bir çözüm bulmuş.

Alışveriş ettikleri markete, boşalan şişeleri götüren halk; önce o boş şişelerin beşer onar kuruştan iadelerini almakta, sonra alışverişini yapıp evine dönmekte.

Ya da insanlar evlerinden topladıkları çöplerdeki kuru kâğıtları, camları, plastikleri, sebzeleri, ıslak çöpleri ayrı ayrı gruplandırmakta.

O çöp gruplarının haftalık toplanma günü farklıdır.

Hangi çöp grubunun günü ise çöp arabaları gelip onları alıp geri dönüşüme kazandırmakta, enerji kaynağı artmakta, ülke ekonomisi refaha ulaşmakta.

Eğer kâğıtlar, ıslak çayların içine karıştırılmışsa o ev sahibine belediyece yüklü bir ceza kesilmekte, canı yanan ahali bir daha çöpleri heba etmemekte.

Fakat biz Almanya’dan daha zenginiz ki, çöplerden elde edilecek serveti gözden çıkarıp ziyan etmekteyiz.

Bu yüzden olsa gerek çöplerden gazete, yumurta kolileri, karton kutuları ya da cam şişeleri toplayan kâğıt toplayıcılarını ne kadar saygın bulurum mutlaka onların yanına gidip takdirlerimi bildirip ülke ekonomisine verdikleri destekten ötürü tebrik edip teşekkürlerimi iletir, bu milli görevi yapmalarından ötürü saygıyla selamlarım.

Hâlâ pet şişelerin, çöp dolu naylon poşetlerin; dağlara, yemyeşil kırlara atıldığını görmek beni her seferinde utandırmakta.

Dışarıdakilerin tertemiz ormanlarını, akarsularını, bir halı gibi yemyeşil kırlarını gördüğümde; o halıyı tek bir çöpün lekelemediğini temaşa etmek, yüreğime çocukça bir sevinç vermekte. Lakin ülkemde şu modern çağda bile etrafa bilinçsizce zarar verilmesi, hepimizi utandırmakta, derinden sarsmakta.