NATO Zirvesi'nin ardından

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

11 TEMMUZ 2026 tarihli, “İran, NATO’nun Yeni Düşmanı” başlıklı yazımın sonunda, “NATO Zirvesi’nin ciddi sonuçları olacaktır. İslâm âlemi teyakkuz halinde olmalı; birlikte hareket etmelidir. Türkiye ve İslâm âleminin yeri D-8’dir” demiştim. Zirve sonrasındaki yeni gelişmeler ve yeni bilgiler, Trump’ın hırs ve düşmanlık üzerine kurulmuş, “İran’ı her gece en sert şekilde vuracağız” gibi “küstahça” sözleri, görüşlerimi daha da pekiştirdi.

Dünyanın “barış” ve “güvenliği”ni sağlamak iddiasındaki NATO’nun, bizim ülkemizde, bizim basın kuruluşları önünde İran’a savaş ilânında bulunması devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmadı. Daha zirvenin ilk gününde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Hürmüz’deki seyrüsefer sirkülâsyonunu bahane ederek İran’a “saldırması” ancak bir “kabadayılık gösterisi”dir.

Trump’ın, “Her şey benim emrimde, istediğimi yaparım” anlayışının barış ve güvenlikle hiçbir ilgisi yoktur. İran’ı, dünyaya “saldırgan” olarak ilan etmek yalan ve iftiradır. Bütün dünyanın yakından takip ettiği görüntüler var. ABD ve İsrail; hem de İran-ABD heyetlerinin “barış masası”nda olduğu bir süreçte, İran’a habersiz ve sinsice saldırmışlardır. Hamaney ve 30 kadar üst düzey İran devlet yetkilisi bu saldırılarda şehit oldu.

Kimse, Trump’ın her gün uydurduğu kuyruklu yalanlarına aldanmasın. Bu, İran’a karşı büyük haksızlık olur. Her şey açıktır. Her iki ülkenin “üst kimliği” İslâm’dır. Konu, akidevî değil; siyasidir. Mezhep konusu halklar arasında değil; âlimlerin aralarındaki müzakereleriyle çözülür. Bugünkü sürecin konusu haline getirilmemelidir.

HASSAS SÜREÇTEYİZ

YAŞADIĞIMIZ süreç uzun senelere dayanan senaryonun bugünkü halkasıdır. Süreç bitmeyecek; farklı yöntemlerle sürecektir. Amerika’nın Afrika’ya ilgisi 1789’da başladı. 18. yüzyılın başında Afrika’ya ticarî birlikler gönderdi. 1991’de başlayan “soğuk savaş” dönemindeyse, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) konuşulmaya başladı. 36. NATO Zirvesi yeni bir dönüm noktası olacaktır.

Ankara’daki NATO Zirvesi’nde “kolektif savunma” vurgusu yapıldı. Kime karşı? İran’a karşı! “Sonuç bildirgesi”inde, “İran’ın nükleer silâhlara sahip olmaması”; “Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün dünyaya açılması” kararı çıktı. Kontrolünün NATO’nun muhafızı ABD’ye bırakılması hissettirildi. NATO, başkalarının elindekini kendi malı mı sanıyor? NATO’nun İran’dan sonraki hedefi Türkiye ve diğer İslâm ülkeleri olacaktır.

NATO eski Genel Sekreteri Cleas, 1995 Nisan’ında, “Komünizm yıkıldı. Bundan sonraki düşmanımız İslâm olacaktır” demişti. Sonrasında aksine bir söz duymadık. Müslümanlar uyanın! Hesaplar sizin üzerinize yapılıyor. Küçük hesaplarla uğraşmayın. Haçlı-Siyonist ittifakı bir tek Müslüman’ın bile varlığından rahatsızdır. Avını sıraya koymuş, tek tek yok etme yöntemi izliyor.

Müslüman “şuurlu” ve “uyanık” olur. Düşmanına yem olmaz. “Şuurlu”lar diğerlerini uyandırsın! Malcolm X’in dediği gibi; “Bütün uyuyanları uyandırmaya ‘bir uyanık’ yeter.” Hemen İslâm Birliği”ni kuramasanız bile, aranızda “bölgesel barış güçleri” oluşturun. Ülkelerinizi geliştirin! Özellikle savunma, eğitim, teknoloji, ekonomi gibi alanlarda kaliteli insanlar yetiştirin. Herkes kendi işini “güzel” yapsın! Zamanınızı boşa geçirmeyin! Unutmayın! Düşman pusudadır.

YENİ FIRSATLAR

İNSANLIK, NATO’nun İsrail soykırımını onaylayan ABD merkezli baskıcı politikalarını kabul etmez. Suyu sıkıştıramazsınız; mutlaka bir yerlerden çıkış yolu bulur. İnsan bünyesi de böylesine tazyiki kaldırmaz. Mutlaka, başka bir arayışa girer. İnsanlık “tek kutuplu dünyadan çıkış” arayışındadır. ABD’nin öncülüğünde temsil edilen Batı Bloku (NATO) yerine; D8, Şanghay İşbirliği Örgütü, BRİCS gibi oluşumlar bundan sonra daha çok konuşulacaktır.

Mazlumların âhı semalara yükseldi. İslâm dünyası darmadağınık! Haçlı-Siyonist ittifakını temsil edenler de rahat değiller. Gücü elinde tutan Trump askerî alandaki yenilgilerini tehdit, şantaj ve yalanlarıyla örtmeye çalışıyor. Kongre ve halk Trump’ın çılgın politikalarından bıktı. İsrail, her gün daha da yıpranıyor. Askeri yorgun. Savaşmak istemiyor. Ordu içinde bulunanlar, askerin bittiği haberlerini veriyorlar. İsrail, spor sahalarında bile istenmiyor.

Türkiye 15 Temmuz’u konuşuyor. Sömürgecilerin tuzağı darbeler Türkiye’yi yıpratıyor, köşeye sıkıştırıyor. Her darbe ülkeyi 50 yıl geri götürüyor. Türkiye, yabancılarla iş birliği içindeki siyasileri tasfiye etmelidir. NATO Zirvesi’nde, terörü besleyip amacına uygun kullanan Trump’a aşırı ilgi gösterildi. Onca şov yapıp İslâm dünyasını tehdit etmesine izin verilmemeliydi.

Türkiye bloklaşmada yerini netleştirmelidir. Türkiye’nin yeri, inanç ve tarihî bağlarla bağlı olduğu ülkelerdir. D-8 aktifleştirilmelidir. Tarihî gerçekleri örterek bir yere varamayız. “Bölgesel barış güçleri” oluşturulmalı; İslâm Birliği’ni kurmanın yolu açılmalıdır. Batı barışı temsil edemedi. İslâm dünyası tarihî görevini yapmalıdır.