Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Curtis Michael Scaparrotti ile 15 Temmuz hain, alçak darbe girişimine yönelik telefonda görüştü.
Bir kere NATO demek Amerika demek! ABD demek NATO demek. NATO’da ABD’den habersiz yaprak kımıldamaz. Bunu bir kenara not etmekte yarar var!
***
ABD ve NATO demişken…
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden hemen önceki günler…
Amerika, Menderes Hükümeti’nin Sovyetler Birliği ile köprü kurmasını “dikkatle” izliyordu.
“Büyük ümitler ve kalabalık bir gezi sonucu Menderes, Amerika’da ikili anlaşmalar imzalamıştı ama dişe dokunur ekonomik bir yardım alamıyordu. 1959 yılının Eylül ayının 7’sinde Cento toplantısı için gittiği Amerika’dan yine eli boş dönecekti…
Menderes bu kez yönünü Moskova’ya çevirdi: Moskova ise, Amerika ve NATO üslerinin yoğun olduğu bu komşusunun yakınlaşma isteğini memnuniyetle karşılıyor ve her türlü anlaşmalara açık olduğu mesajını Ankara’ya iletiyordu…
14 Şubat 1960’da Türkiye-SSCB ticaret anlaşması imzalandı. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve diğer bakanlar Sovyet meslektaşları ile sık sık bir araya gelmeye başladılar…
Menderes, Amerika’ya karşı bir gövde gösterisine hazırlanıyordu: Kalabalık bir heyetle Sovyetlere gezi yapılması planladı. Emekli büyükelçi Semih Günver o günleri şöyle aktarmıştı:
CIA’nın derhal harekete geçtiği, ziyareti önlemeye çalıştığı intibaı alındı. Aslında Washington, Moskova ziyaretinden hiç mi hiç hoşlanmamıştı. 1947’den beri Amerika’nın dümen suyuna girmiş olan bir ülkenin hükümeti ilk kez kendi başına bir harekete tevessül ediyordu. Ayrıca soğuk savaşı henüz kaybetmediği bir dönemde, NATO üyesi bir müttefikin Amerika’dan izin alınmadan Moskova ile diyalog kurmaya çalışması, NATO içinde ve hür dünyada siyasi dalgalanmalara yol açacak nitelikte bir olaydı. Amerikalılar, Rıza Şah Pehlevi’yi uyardılar. Türkiye nereye gidiyordu? CENTO’nun sonu mu yaklaşıyordu?” (Fatin Rüştü Zorlu, Semih Günver. S 133)
Günver’in bu cümlelerinin ardından akıllarda yer eden soru şuydu; 27 Mayıs darbesi gerçekte kimin işiydi? Hangi aklın faaliyetiydi?
27 Mayıs askeri darbesini gerçekleştirenlerin içinde yer alan Suphi Gürsoytrak, gazeteci Cüneyt Arcayürek’e şunları söyleyecekti; “Ordunun küçük-büyük birimlerine giren Amerika, kuşkusuz istihbarat elemanlarını da yerleştirmişti. Sürekli rapor alıyordu Amerika. Ordu dışındaki devlet kademelerinde de aynı durum olduğuna göre, CIA bir yandan, ABD Büyükelçiliği bir yandan soluk alışımızı bile saptıyorlardı.”
27 Mayıs ihtilalinin kurmay heyetinden, ihtilalin “kudretli albayı”, ihtilal hükümetinin başbakanlık müsteşarı Alpaslan Türkeş’in, bir sohbet sırasında anlattıkları da son derece manidardır; “27 Mayıs’ta incelemelerim sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü binasında bir oda gördüm. Amerikalı subaylar ve siviller vardı. ‘Ne yaptıklarını’ sordum. Emniyete gelen bilgiler ilk önce burada değerlendirildikten sonra ilgili birimlere gönderiliyormuş. Talimat verip, onları oradan çıkardım.”
Sonra ne mi oldu? Bu olayın arkasından ilk önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Türkeş’in makamına gelerek şikâyetini bildirdi. Daha sonra Devlet Başkanı ve askeri darbenin lideri Cemal Gürsel “Amerikalıların şikâyetlerini”, Türkeş’e iletti. 13 Kasım’da yapılan bir iç darbe ile Türkeş ve 13 arkadaşı MBK´den (Milli Birlik Komitesi) uzaklaştırılarak yurt dışına sürüldü. “14’ler” diye adlandırılan bu ekip; devrimci, inkılâpçı ve biraz da anti Amerikancı radikaller olarak tanınıyorlardı…
***
Önceki gece İstanbul Beşiktaş’ta “can”larımızı verdiğimiz hain, kahpe ve alçak terör saldırısı “ilk işaretlere” göre terör örgütü PKK’nın işi. Hükümet yetkilileri saldırının bu örgütü tarif ettiğini açıkladı.
Tamam da, bu örgütün arkasında kim/kimler var? İşte asıl mesele burada!
LANET OLSUN TERÖRE!
* Lanet olsun terörden beslenenlere.
* Lanet olsun terörden medet umanlara.
* Lanet olsun terörü bir aracı olarak kabul edenlere.
* Lanet olsun terörü bir silah gibi kullananlara.
* Lanet olsun terörü bölgemize bela edenlere.
* Lanet olsun askerimize polisimize güvenlik güçlerimize kurşun sıkanlara.
* Lanet olsun masumlara saldıranlara.
* Lanet olsun teröre alet olanlara.
* Lanet olsun... Lanet olsun... Lanet olsun.
***
Ülkemizi kan gölüne çevirmek ve bizi birbirimize düşürmek isteyen tüm katilleri ve fitnecileri kahreyle Allah’ım!
Teröre lanet, şehitlerimize rahmet, milletimize sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.
Şu ana kadar yapılan tüm saldırı ve bombalama olayı ve dünkü patlamada can veren şehitlerimize rahmet, ülkemize de sabır ve başsağlığı diliyorum.
KABUL EDİLEMEZ SALDIRI
Yeniçağ gazetesinin İstanbul Yenibosna’da bulunan merkez binasına kar maskeli 30 kişi taş ve sopalarla gece yarısı saldırdı. Olayda silah seslerinin duyulduğu da iddia edildi.
Saldırganlar daha sonra yaya olarak kaçtı.
Saldırıyı kim, kimler gerçekleştirdi henüz belirsiz.
Yeniçağ gazetesine yapılan saldırıyı kabul etmek mümkün değil.
Buradan Yeniçağ gazetesi yönetim ve çalışanlarına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
İŞTE YENİ SİSTEMİN SATIR BAŞLARI
Aylardan bu yana tartışılan ‘başkanlık sistemine’ ilişkin anayasa paketi tamamlandı.
Anayasa teklifi, TBMM’den ve ardından referandumda halktan yeterli desteği alırsa, Türkiye 2019 Kasım ayında adı ‘cumhurbaşkanlığı’ olan “başkanlık” sistemine geçecek. Satır başları ile yeni sistem şöyle:
* Cumhurbaşkanı partili olabilecek.
* 550 olan milletvekili sayısı 600’e çıkacak. 25 olan milletvekili seçilme yaşı 18’e düşecek. Milletvekili adaylığında, “Askerlik hizmetini yapmış olma” şartı kaldırılıyor.
* Cumhurbaşkanı kararname çıkarabilecek.
* TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimi 5 yılda bir aynı günde yapılacak. İlk seçim Kasım 2019’da.
* Yedek milletvekilliği geliyor.
* Yerel seçimler 2019 Mart’ta yapılacak.
* Cumhurbaşkanı adaylığının şartlarında 45 yaş, üniversite mezunu olma ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olma özellikleri korunurken, “doğuştan Türk vatandaşı olma” şartı da getiriliyor.
* Seçilme yaşının 18’e düşürülmesi hükmü 2019 beklenmeden yürürlüğe girecek.
* Cumhurbaşkanı üst düzey kamu yöneticilerini atayabilecek ve görevden alabilecek.
* TSK, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu denetimine açılıyor.
* Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla 600 sandalyeli Meclis’te 301 milletvekilinin imzasıyla önerge verilebilecek.
* Cumhurbaşkanı yardımcılığı sistemi anayasaya giriyor. Cumhurbaşkanı yardımcıları, MGK üyesi olacak.
* Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanan milletvekilinin TBMM üyeliği sona erecek. Onların yerini yedekleri dolduracak.
* Meclis, ancak 360 oyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek.
* Cumhurbaşkanı, OHAL’de ülkeyi kararnamelerle yönetebilecek.
* Özel bir hükümle cumhurbaşkanına bütün bakanlıkları ve kamu kurumlarını yeniden yapılandırma yetkisi veriliyor.
* Devlet bütçesini Meclis’e cumhurbaşkanı sunacak.
* Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 12 üyeden oluşacak. Kurulun başkanı yine adalet bakanı olacak. Kurulun 5 üyesini cumhurbaşkanı doğrudan atayacak.
TEBRİK
Dün gece, tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen, kitabı ve hikmeti öğreten, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) dünyaya teşrif ettiği MEVLİD KANDİLİ idi. Kandilinizi tebrik ediyorum. Rabbim ülkemizi ve milletimizi tüm şerlerden muhafaza etsin. (Âmin.)