Son günlerde Yunanistan’ın savaş uçaklarımıza yönelik tahrik edici hamleleri ister istemez var olan gerginliği daha da artırma yönünde ilerliyor. Medyamızda yer alan haberlerde ağırlıklı olarak Yunanistan’ın bu tacizlerinin arkasında ABD’nin olduğu belirtiliyor. Yani, Yunanistan ABD’den aldığı cesaretle şımarıklıklarını sürdürüyor. Ancak, savaş uçaklarımıza yönelik radar kilidi atma olarak nitelendirilen hamleler ister istemez gerilimi artırmaya başladı. Kaldı ki, Yunanistan’ın geçmişte de ülkemize yönelik başka ülkeler adına yaptığı maşalık bilinmeyen bir husus değil. Çünkü Yunanistan bir takım Batılı ülkeleri arkasında görmenin şımarıklığından kurtulamıyor. Belki de bu şımarıklıktan haz alıyor. Ancak, galiba bu sefer yaptığı yanlışı düzeltmesi kolay olmayacak. Çünkü uçaklarımıza yönelik tacizini uçaklarımız NATO görevi yaparken gerçekleştirmiş durumda. Bir bakıma arkasında sadece ABD’yi değil NATO’yu da almanın peşinde. Akla hemen, “Yunanistan Türkiye’ye karşı arkasına NATO’yu alabilir mi?” sorusu geliyor. Normal şartlarda alamaması gerekir ama şimdiye kadar tüm belgeler ve bilgiler Türkiye tarafından NATO’ya iletilmiş olmasına rağmen NATO’dan bir tepki gelmedi, bir ses çıkmış değil. ABD ise zaten sadece Ege’de değil, Kıbrıs ve Akdeniz’de de Yunanistan’ı desteklemeyi sürdürüyor. Yani Yunanistan’ın şımarıklığının sebebini bu ABD ve diğer bazı AB ülkelerinin verdiği destek oluşturuyor.
Bir gazetemizin ifadesine göre “ABD’nin Atina’sı çizgiyi aşmış” durumda. Aslında Yunanistan sadece son olaylar sebebiyle çizgiyi aşmış değil. Çünkü Yunanistan çizgi tanımıyor. Bu tanımazlığı da ister istemez var olan ilişkilerin ve ittifakların sorgulanmasını gündeme getiriyor. Hemen belirteyim ki Yunanistan’ın bu sorgulamadan rahatsız olması söz konusu değil. Eğer olsaydı şimdiye kadar gerçekleştirdiği tacizleri NATO görevi yapan uçaklarımıza karşı sergilemezdi. Uçaklarımıza atılan radar kilidi NATO’ya silah kilitlemek anlamına geliyor. Böyle olunca Türkiye olarak bizden önce NATO’nun tepki vermesi gerektiği halde NATO gelişmeleri seyretmekle yetiniyor. Bunun da ötesinde NATO ve ABD’nin bu sessiz kalışını ister istemez bir güç gösterisi olarak nitelendirmek yeterli olmayacaktır. Olayın gerisinde ABD’nin Yunanistan’a verdiği destek yatıyor. Çünkü Yunanistan kendisini yüzde yüz ABD’nin ve NATO’nun korumasında görüyor.
Unutmamak gerekir ki, sadece Yunanistan konusunda değil ABD Suriye’ye de terör örgütlerini bir diğer ifadeyle maşalarını sokmuş, çatışmaların devamı için birlikte hareket ediyorlar. Bu noktada Suriye ve Irak’ta da ABD aynı Ege’deki tavrını sürdürüyor. Kısacası ülkemizde ve bölgemizde kısaca İslam ülkelerinde barış ve huzur olmasın, güçsüz kalsınlar, onlar da sömürülerini rahat sürdürsünler isteniyor. Bu bakımdan bu köşede sık sık mevcut dünya düzeninin bir an evvel değişmesi gerektiğine, bu değişikliği yapabilmenin ilk adımının da İslam Birliği olduğuna dikkat çekiyorum. Bu yönde harekete geçmeden sadece bir takım olayların görünmeyenlerini göstermeye çalışmak yetmiyor. Söz gelimi Suriye’de çatışmaların son bulması için bir takım adımlar atılıyor. Görüşmeler gerçekleştirilmeye çalışılıyor ama bölgemize barış gelmiyor. ABD ve Rusya bölgemizden askerlerini çekmedikleri sürece bölgemize huzur ve barış gelmeyecektir. Çünkü sömürgeciler barış ve huzura düşmanlar.