NATO barışın değil, ABD silah sanayinin emrinde

Abone Ol

Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından NATO nun

varlık sebebini kaybettiğine bu köşede çeşitli vesilelerle dikkat çektim.

NATO yu korumak isteyenlerin bir takım hesaplar içinde oldukları ve bu askeri

örgütü planlarına hizmet ettirmek istediklerini de sanıyorum tekrara bile gerek

yok. Bu hatırlatmadan sonra Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından

NATO nun yeni düşman ve tehlike olarak İslam ı ve Müslümanları belirlediği de tüm

dünyanın malumu. Her ne kadar NATO çevreleri yeni düşmanlarını tarif ederken

doğrudan İslam demiyor, Müslümanlardan söz ederken başına radikal,

fundamantalist ya da şeriatçı gibi bir takım sıfatlar ekliyor olsalar da bu

esas maksatlarını gizlemeye çalışmanın ötesinde ciddi bir anlam ifade etmiyor.

Çünkü, İslam ve Müslümanları tarif ederken kelimenin önüne ya da arkasına bir

sıfat eklenmesi kesinlikle iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Çünkü Müslüman ın

tek bir tarifi vardır o da Müslüman dır. Eğer birileri Müslüman ı Müslüman

olarak tarif etmiyor, kelimenin önüne ya da ardına fundamantalist; şeriatçı,

radikal gibi bir takım nitelendirmeler ekliyor ise bilinmelidir ki, bu durum

Müslümanlara karşı var olan bir düşmanlık ve tuzağın gizlenmesine yönelik zorlama

söz konusudur. Tüm bu hatırlatmaların ardından, Sovyetler Birliği nin dağılması

ile NATO nun yeni düşman olarak İslam ve Müslümanları tespit etmesine rağmen

halkı Müslüman bir ülke olan Türkiye nin hâlâ bu örgütte üyeliğini

sürdürmesinin mantıki bir izahı olamaz. Çünkü Batı yayılmacılığına karşı

Varşova Paktı kurulmuş, bir bakıma NATO ile Varşova Paktı iki kutuplu dünyanın

karşılıklı iki askeri ittifakı oluşturulmuştu. Ama Sovyetler Birliği nin

dağılmasının ardından Varşova paktı üyesi ülkeler kendi yollarını çizmiş, bir

kısmı Batı dünyası içinde yerini alırken bazıları da yeni oluşumlarda AB veya

Birleşik Devletler Topluluğu içinde konumlarını farklı bir biçimde

sürdürmüşlerdir. Buna karşılık NATO kuruluş sebebi olan düşman ortadan kalkmış

olmasına rağmen hem varlığını korumuş hem de genişlemeye devam etmiştir. Böyle

olunca da NATO nun varlık sebebinin Türkiye gibi üye ülkelerde sorgulanması

gerekirken bu sorgulama ya hiç gündeme gelmemiş; gelenler ise seslerini fazlaca

duyuramamışlardır. Bugün gelinen noktada NATO nun varlık sebebinin İsrail in

güvenliğini korumak ve ABD ile bazı ülkelerin silah sanayini desteklemekten

ibaret olduğunu söylemek bir gerçeğin ifadesidir.

Çünkü, NATO ya üye ülkeler kendilerini korumak için

istedikleri ülkeden istedikleri silahı alma hakkına sahip değillerdir. Söz

gelimi son olarak ülkemizin Çin ile uzun menzilli füze sistemi almak için

temasa geçmesi üzerine ABD de bir takım yetkililerin yüksek sesle bu temastan

rahatsızlık duyduklarını dile getirmeleri, bu yöndeki temasların ve uyarıların

sürdürüleceğini ifade etmeleri bağımsızlığımızın bile sorgulanmasını gündeme

getirmez mi .

Bunun anlamı NATO standartları adı altında başta ABD

silah sektörü olmak üzere silah üreticisi ülkelerin silahlarına Türkiye gibi

ülkelerin mahkum ve mecbur edilmesidir. Mesele bununla da bitmemekte, sözgelimi

Türkiye ye yönelik her hangi bir dış saldırı söz konusu olduğunda -özelliklede

İsrail ile bir çatışmanın gündeme gelmesinde- elimizdeki NATO silahlarını

kullanabilmek için bata ABD olmak zere NATO dan izin almamız gerekmiyor mu ..

Eğer bu izin çıkmaz ise elimizdeki silahları kullanmamız engellenmeyecek mi ..

Söz elimi Kıbrıs ta Türklere karşı Rumlar katliama başladığında Türkiye nin

müdahalesi gündeme geldiğinde ABD hemen harekete geçerek elimizdeki silahları

kullanamayacağımız uyarısında bulunmuş, hatta Kıbrıs harekatının ardından

parasını peşin dediğimiz silah ve araçlar Türkiye ye teslim edilmiştir. Tüm

bunlar gösteriyor ki, NATO nun bugünkü görevi ya bazı ülkelerin silah sektörünü

ayakta tutmak ya da Libya gibi İslam ülkelerinde ABD ve yandaşlarının öngördüğü

değişiklikle birlikte hareket etmekten ibarettir. Böyle bir oluşumun içinde

Türkiye nin üyeliğini neden sürdürdüğünü birilerinin kamuoyu ile paylaşması

gerekiyor.-