Nasıl şüphelenmeyelim?

Abone Ol

Sabah hükümete oldukça yakın bir gazetecinin, “Burnumuza pis kokular geliyor yoksa Adil Öksüz korunuyor mu?” mealindeki yazısını okuduktan sonra akşam Başbakan, bir bakanın “görevinden ayrıldığını” duyuruyorsa gelin de şüphelenmeyin!

Gerçi bu duyurunun ardından yapılan tüm yorumlar ayrılan bakanın FETÖ örgütüne karşı “amansız bir mücadele verdiği” kanaatinde birleşiyor ama bu devirde kimseye güven olmuyor ki!

Şeytan insanın aklına vesvese verip geziyor!

“Şeytana uymayalım” deyip kendisini kovalıyoruz ama bu sefer de başka sorular kafamıza takılıyor!

Bakan “kendiliğinden” mi ayrıldı yoksa birileri ayrılması yolunda “telkinde” mi bulundu?

Yapılan yorumlarda bakanın FETÖ örgütüne karşı verdiği mücadelede “yorgun düştüğü” için görevi bırakmış olabileceği gibi görüşlere de yer veriliyor. Kendiliğinden görevi bırakmış olsa o akşam Başbakan tarafından AKP’li bakanlar için verilen yemeğe katılmış olması gerekmez mi?

Görevinden ayrıldığı söylenen bakan belli ki bir şeylere kırılmış ve yemeğe katılmamış olmalı!

Tüm gelişmeler şüphelerimizi güçlendirmekten başka işe yaramıyor!

Bakalım işin ucu nerelere kadar uzanacak?

Elbette birkaç gün içinde her şey daha bir netleşir!

Bu arada, “Bakan kendisine güveniyorduysa ayrılmasaydı” görüşü de cevabını bulur herhalde!

Sahi bakan “telkin” üzerine görevinden ayrılmak yerine ayrılmamayı tercih etseydi ne olurdu?

Neler olmazdı ki!

“Azledilme” ya da “görevden alınma” gibi şey söz konusu olsa bunun izahı nasıl yapılırdı?

Türkiye ilginç bir süreçten geçiyor!

Dememiz o ki kimse bulunduğu koltuktan emin olmamalı!

Ve “Yerim sağlam bana bir şey olmaz” havasına girmemeli!

Her an her şeyin olabileceği bir dönem yaşanıyor!

Ya yürüyüşe “tam ayak uydurulacak” ya da bu tür “fireler” yaşanmaya devam edilecek!

Bu şartlar altında her şeyden şüphelenmemek mümkün mü?