Nasıl bir irade?

Abone Ol

Başkanlık sistemini beğenenler de var, beğenmeyenler de var!

Övenler de var, yerenler de var! Başkanlık sistemini beğenenler, beğenmeyenler; övenler ve yerenler olduğu gibi halen bir karar verememiş yani “kafası karışık” olanlar da var.

Yani başkanlık sistemi hakkında kafalarında net bir görüş oluşmamış olanlar var. Onlardaki bu kafa karışıklığını gidermek için “Naci Ağbal” örneğini vermek istiyoruz.

Bize göre Naci Ağbal’ın yaşadıkları başkanlık sisteminin nasıl bir iradeyi temsil ettiğini göstermesi bakımından isabetli olacaktır! Başkanlık sisteminin temsil ettiği irade bir bakıyorsunuz Naci Ağbal’ı Merkez Bankası Başkanlığı’na getiriyor.

Bir de bakıyorsunuz oradan alıp Hazine ve Maliye Bakanlığı’na müşavir yapıyor!

Naci Ağbal siyaset dünyasında öyle bir isim ki geçmişi oldukça parlak görevlerle dolu!

Mesela Maliye Bakanlığı’nda Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş.

Gelirler Genel Müdürlüğü’nde Başkan Yardımcılığı ve bakan danışmanlığı yapmış.

Dahası Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı yapmış.

Sonra Bayburt’tan milletvekili seçilmiş.

AKP MYK üyeliği ile Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş.

Sonrasında Maliye Bakanlığı görevini üstlenmiş ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na atanmış bir izim.

Böylesine önemli görevlerden sonra Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen Naci Ağbal’a verilen son görev ise bakanlık müşavirliği!

Bu son görev size de bir “tenzili rütbe” gibi gelmedi mi?

Evet, başkanlık sisteminin “nasıl bir iradeyi” temsil ettiği konusunda henüz kafaları karışık olanlar Naci Ağbal örneğinden çok ders çıkarabilirler.

Ve muhtemelen de kafalarında bir şeyler oluşur!

Dememiz odur ki bu sistem adamı hem vezir ediyor, hem başkan yapıyor, hem de müşavir olarak atıyor!

Hâlâ kafası karışık olan var mı?

Sanırız verdiğimiz bu örnek kafaları karışık olanların kafa karışıklığını yeterince gidermiştir.

Bu irade oldukça güçlü bir irade!

Ne isterse yapan ve asla itiraz kabul etmeyen bir irade.

Merkez Bankası Başkanlığı sonrasında bakanlık müşavirliğine atanmayı başka nasıl açıklayabiliriz?