Napolyon çığırı!

Abone Ol

Ali Abdurrazık ın çocuklarından maksat, siyasal İslam

adına İslam ın bütünü içinde yer alan İslam ın siyasi boyutuna ve onun ötesinde

ulusal yapılara sahip çıkarak Müslümanların birlik ve dirliklerini ve hilafetin

ihyasına karşı çıkanlardır. Burada iki tarz siyasal İslamdan bahsetmek

mümkündür. Birisi, bütünlük ve bütün içinde İslam da ferdi ve sosyal boyutu

reddetmeden ve hakkını verdikten sonra siyasi alana yönelendir. Siyasal boyutu

reddetmeden ona denge ve bütünlük içinde yaklaşandır. Bir de öteki alandaki

görevlerini ihmal eden yani ferdi ve içtimai daireyi ve ayağını ihmal ederek,

iman ve İslam eksenini sadece siyasi alana hasredendir. Bu şekilde tek ayak

üzerinde duranlar vardır. Bu da indirgemeci anlayıştır. Diğer ayakları

reddetmeden siyasi ayak üzerinde duran anlayış ise bir nevi farz-ı kifaye icra

etmektedir. Bu iş bölümüne girer. Bu bahse konu indirgemeci anlayışın bir ayağı

siyaset aleminde olduğu halde diğer ayağı da cihad alemindedir. Hiçbir tebliğ

faaliyetinde bulunmadan ve imamü l müslimin kayıp olduğu bir ortamda kendi

başına buyruk hareket eden ve fedai hareketlerinde bulunanlar da ikinci ve

indirgemeci fedai gruplarına girerler. GIA ve IŞİD buna tipik örnektir.

Bununla birlikte, Filistin örneğinde olduğu gibi İslam

beldelerinden birisi işgale maruz kalsa oradaki Müslümanlara seferberlik hali

terettüp eder. Kimseden izin almaları gerekmez. Bu doğrudan cihattır. Bugün

Filistin de İsrail e karşı cihad edenlerin hükmü budur. Öbür tarafta ise diğer

ayaklar tekamül etmeden sadece hilafet ayağı üzerinde duran siyasi anlayış

sünnetullaha göre davranmamaktadır. İndirgemeci yaklaşımıyla birlikte suya yazı

yazmaktadır.

*

Siyasal İslam üzerinden ittihad-ı İslam veya hilafeti

inkar eden münkirlere Ali Abdurrazık ın kalıntıları ve çocukları diyoruz. Müslümanlara

işgal karşısında bizatihi ve doğrudan cihad farz olduğu halde düşman karşısında

fedailerin veya direnişçilerin ellerindeki silahları müsadere eden ve etmek

isteyen anlayışı da Napolyoncular veya Napolyon un çırakları temsil etmektedir.

1798 yılında Napolyon un hamlesi İskenderiye den başlamış ve Kahire ye kadar

uzanmıştır. Bunun iki nedeni var. Birincisi, yolsuzluklara batmış Memlüklülerin

savunmadaki dirayetsizliğidir. İkincisi de birçok cephede mücadele eden ve

yorulmuş olan ulemadır. Yorulmanın ötesinde onlara arız olan gevşeklik halidir.

Napolyon Mısır seferi sırasında ve hatta öncesinde oryantalistlerle birlikte

yeni düzeni ve işgal planını hazırlar. Elinde hazır bir reçete ile Mısır a

gelir. Mısırlılara kendilerini nefret ettikleri Memlüklülerden kurtaracağını

vaat eder. Mısır ı elde tutmak için halkın nefret ettiği Memlüklüleri tefsiye

etmek ve ulemayı da nötr ve tarafsız hale getirmek hatta imkan varsa işgal

taraftarı kılmak ister. Hem Memlüklüler hem de ulema büyük çapta tarafsız ve

olaylara seyirci hale gelir. Ömer Mekrem gibi üç büyük alimin karşı çıktığı

Napolyon Divanına 9 büyük Ezher alimi katılır. Böylece atlarıyla Ezher e giren

Napolyon ve kuvvetleri Ezher i tepeden ele geçirirler. Süleyman Halebi gibi alt

düzeyde Ezherliler ve Ezher talebeleri işgale ve işgal güçlerine karşıdır. Ezher in

başının bağlandığı ortamda alt kademedeki Ezherlilerle birlikte halk elindeki

silahlarla birlikte direniş odakları ve fedai hücreleri teşkil ederek harekete

geçerler. Kahire yi Napolyon a dar ederler.

*

Napolyon un programı hazırdır. Ulemayı tarafsız hale

getirme karşılığına direniş odaklarını sökecek ve silahlarını müsadere

edecektir. Ayrıca halkı ve fedaileri sindirmek için de Napolyon kuvvetleri her

gün üç beş sayıda Mısırlıyı darağacında sallandırmakta ve bunları teşhir ederek

halkı korkutmakta ve ibrete sevk etmektedir! İbret-i alem için her gün birkaç

Mısırlıyı sallandırmaktadır. Moğollar Bağdat tan çıkarak Kahire ye ulaşmak

istemişler ama Muzaffer Kutz önlerini kesmiştir. Lakin Hülagu nun uğrayamadığı

Kahire ye Napolyon uğramış ve Bağdat ta onun yaptığını Kahire de Napolyon

yapmıştır. Napolyon Kahire kasabıdır. Napolyon Bush a kadar sömürgecilerin

rehberi ve öncüsü olmuştur. Napolyon un talimatlarından birisi halkın elindeki

bütün silahların toplanmasıdır. Maalesef Osmanlı sonrası ulus devletlerinin

veya düvel-i mülükün kurulmasından sonra Filistin de Napolyon un sünnetini

(çığırı anlamında) onlar izlemiş ve işlemişlerdir. Bu silah toplama görevini Mısır

yerine Filistin de başta Mısır olmak üzere Arap orduları yapmıştır. 1948

yılında işgal altındaki Filistin e giren Arap orduları iki şey yapmıştır. Ömer

Mekrem ve İzzettin Kassam ın devamı niteliğinde olan fedai odaklarını tasfiye

etmek ve silahlarını toplamak olmuştur. İkincisi de İsrail karşısında çil

yavrusu gibi dağılmışlardır. Şike savaşlarına girmişlerdir. Arafat neden

Filistin meselesinin askıda kaldığı ve çözülemediği sorulduğunda daima şu

cevabı vermiştir. Arap kardeşlerimiz bize ihanet etti! Arkadan vurdu! (http://www.almokhtsar.com/news/

30/07/2014 Muhallilu Sihyoni El Arabu hanu l Filistiniyyine el yevme kema

fissabiki)