Ali Abdurrazık ın çocuklarından maksat, siyasal İslam
adına İslam ın bütünü içinde yer alan İslam ın siyasi boyutuna ve onun ötesinde
ulusal yapılara sahip çıkarak Müslümanların birlik ve dirliklerini ve hilafetin
ihyasına karşı çıkanlardır. Burada iki tarz siyasal İslamdan bahsetmek
mümkündür. Birisi, bütünlük ve bütün içinde İslam da ferdi ve sosyal boyutu
reddetmeden ve hakkını verdikten sonra siyasi alana yönelendir. Siyasal boyutu
reddetmeden ona denge ve bütünlük içinde yaklaşandır. Bir de öteki alandaki
görevlerini ihmal eden yani ferdi ve içtimai daireyi ve ayağını ihmal ederek,
iman ve İslam eksenini sadece siyasi alana hasredendir. Bu şekilde tek ayak
üzerinde duranlar vardır. Bu da indirgemeci anlayıştır. Diğer ayakları
reddetmeden siyasi ayak üzerinde duran anlayış ise bir nevi farz-ı kifaye icra
etmektedir. Bu iş bölümüne girer. Bu bahse konu indirgemeci anlayışın bir ayağı
siyaset aleminde olduğu halde diğer ayağı da cihad alemindedir. Hiçbir tebliğ
faaliyetinde bulunmadan ve imamü l müslimin kayıp olduğu bir ortamda kendi
başına buyruk hareket eden ve fedai hareketlerinde bulunanlar da ikinci ve
indirgemeci fedai gruplarına girerler. GIA ve IŞİD buna tipik örnektir.
Bununla birlikte, Filistin örneğinde olduğu gibi İslam
beldelerinden birisi işgale maruz kalsa oradaki Müslümanlara seferberlik hali
terettüp eder. Kimseden izin almaları gerekmez. Bu doğrudan cihattır. Bugün
Filistin de İsrail e karşı cihad edenlerin hükmü budur. Öbür tarafta ise diğer
ayaklar tekamül etmeden sadece hilafet ayağı üzerinde duran siyasi anlayış
sünnetullaha göre davranmamaktadır. İndirgemeci yaklaşımıyla birlikte suya yazı
yazmaktadır.
*
Siyasal İslam üzerinden ittihad-ı İslam veya hilafeti
inkar eden münkirlere Ali Abdurrazık ın kalıntıları ve çocukları diyoruz. Müslümanlara
işgal karşısında bizatihi ve doğrudan cihad farz olduğu halde düşman karşısında
fedailerin veya direnişçilerin ellerindeki silahları müsadere eden ve etmek
isteyen anlayışı da Napolyoncular veya Napolyon un çırakları temsil etmektedir.
1798 yılında Napolyon un hamlesi İskenderiye den başlamış ve Kahire ye kadar
uzanmıştır. Bunun iki nedeni var. Birincisi, yolsuzluklara batmış Memlüklülerin
savunmadaki dirayetsizliğidir. İkincisi de birçok cephede mücadele eden ve
yorulmuş olan ulemadır. Yorulmanın ötesinde onlara arız olan gevşeklik halidir.
Napolyon Mısır seferi sırasında ve hatta öncesinde oryantalistlerle birlikte
yeni düzeni ve işgal planını hazırlar. Elinde hazır bir reçete ile Mısır a
gelir. Mısırlılara kendilerini nefret ettikleri Memlüklülerden kurtaracağını
vaat eder. Mısır ı elde tutmak için halkın nefret ettiği Memlüklüleri tefsiye
etmek ve ulemayı da nötr ve tarafsız hale getirmek hatta imkan varsa işgal
taraftarı kılmak ister. Hem Memlüklüler hem de ulema büyük çapta tarafsız ve
olaylara seyirci hale gelir. Ömer Mekrem gibi üç büyük alimin karşı çıktığı
Napolyon Divanına 9 büyük Ezher alimi katılır. Böylece atlarıyla Ezher e giren
Napolyon ve kuvvetleri Ezher i tepeden ele geçirirler. Süleyman Halebi gibi alt
düzeyde Ezherliler ve Ezher talebeleri işgale ve işgal güçlerine karşıdır. Ezher in
başının bağlandığı ortamda alt kademedeki Ezherlilerle birlikte halk elindeki
silahlarla birlikte direniş odakları ve fedai hücreleri teşkil ederek harekete
geçerler. Kahire yi Napolyon a dar ederler.
*
Napolyon un programı hazırdır. Ulemayı tarafsız hale
getirme karşılığına direniş odaklarını sökecek ve silahlarını müsadere
edecektir. Ayrıca halkı ve fedaileri sindirmek için de Napolyon kuvvetleri her
gün üç beş sayıda Mısırlıyı darağacında sallandırmakta ve bunları teşhir ederek
halkı korkutmakta ve ibrete sevk etmektedir! İbret-i alem için her gün birkaç
Mısırlıyı sallandırmaktadır. Moğollar Bağdat tan çıkarak Kahire ye ulaşmak
istemişler ama Muzaffer Kutz önlerini kesmiştir. Lakin Hülagu nun uğrayamadığı
Kahire ye Napolyon uğramış ve Bağdat ta onun yaptığını Kahire de Napolyon
yapmıştır. Napolyon Kahire kasabıdır. Napolyon Bush a kadar sömürgecilerin
rehberi ve öncüsü olmuştur. Napolyon un talimatlarından birisi halkın elindeki
bütün silahların toplanmasıdır. Maalesef Osmanlı sonrası ulus devletlerinin
veya düvel-i mülükün kurulmasından sonra Filistin de Napolyon un sünnetini
(çığırı anlamında) onlar izlemiş ve işlemişlerdir. Bu silah toplama görevini Mısır
yerine Filistin de başta Mısır olmak üzere Arap orduları yapmıştır. 1948
yılında işgal altındaki Filistin e giren Arap orduları iki şey yapmıştır. Ömer
Mekrem ve İzzettin Kassam ın devamı niteliğinde olan fedai odaklarını tasfiye
etmek ve silahlarını toplamak olmuştur. İkincisi de İsrail karşısında çil
yavrusu gibi dağılmışlardır. Şike savaşlarına girmişlerdir. Arafat neden
Filistin meselesinin askıda kaldığı ve çözülemediği sorulduğunda daima şu
cevabı vermiştir. Arap kardeşlerimiz bize ihanet etti! Arkadan vurdu! (http://www.almokhtsar.com/news/
30/07/2014 Muhallilu Sihyoni El Arabu hanu l Filistiniyyine el yevme kema
fissabiki)