Geçtiğimiz hafta sonu malumunuz dostlar “Dünya Kadınlar Günü” nü kutladık. Kadınları anladık, onlara “gününüz kutlu olsun” dedik, göstermelikte olsa bir günlüğüne resmi mesajlar gönderdik..!
Kadına şiddeti konuştuk, “onlar anadır” dedik, kadının emanet olduğunu hatırladık, hatırlattık.. Öyledir de, yani olması gereken de budur.. Bu yapılanlar doğru. Yalnız doğrunun olduğu yerde, gerçek doğrunun yerini, doğru olmayan yanlışlar tutmuş ve biz bazı yanlışları doğru olarak kabul etmiş gidiyoruz..
Bu yazıyı okuyan, duyan herhangi bir vatandaşımız bu ülkede yasal olarak çalıştırılan “genelev” mantığını izah etme cümlesi kurabilir mi, buna karşın
Kadına şiddeti konuşurken, onun nasıl bir insanlık dışı muamele olduğunu anlatırken gerçekten kadına şiddet onu dövmek midir, yoksa onu bir mal gibi satmak mıdır Mesela bu ülke insanı için namus ne kadar önemlidir biliriz. Ama bu ülke insanının namusu sadece hanesi için mi geçerlidir Hani namus komşuya kadar, hatta alt katlarında alenen fuhuş olduğunu bilse kıyamet koparan bu milletin namusu sadece hanesi için mi geçerlidir. İstatistikler böyle olmadığını doğrular. Yani doğru, namus bu millet için aziz bir şeydir. Namus sadece “anası, bacısı, akrabası ve yakını için değil; namus her alanıyla bir bütündür” bu millet için. Şimdi kadına karşı şiddet dediğimiz dayağından tutun da, efendim ta ki cinayete varana kadar... Tamam, hemfikiriz bu şiddettir ve el-hak doğrudur ama sadece bu kadar mıdır Yani düşünün ey millet bu ülkede, nüfus cüzdanı ismi “Ayşe, Hatice, Meryem vs” olan kadınlarımız, komşularımız, yakınlarımız maalesef kendi hayatlarını satmak durumunda kalmışlardır. Sapık olarak adlandırdığımız kişiler burada parasıyla keyfini sürsün diye..! Hangi kadın eşinden şiddet görmek ister Hangi kadın eşi tarafından katledilmek ister Hangi kadının bunları istemesi saçma ise bir kadının da “genelev” de çalışmak istemesi o kadar saçmadır ! Ey bu milletin namus için kükreyen erkekleri..! Namusunuz sadece haneniz midir Ey bu milletin kadın hakları savunucuları Gücünüz ölmeyen kadınları mı savunmaya yetiyor
Bir analık ölüyor şehrin bataklık sokaklarında, bir genç kızın hayalleri sönüyor sapık ruhların zevk-ü sefasında !
“Vergisi verilmiş her şey mübahtır...” hatta daha ilerisiyle “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır..” heyhaaat ! Zinayı da kutsal sayan bir genelev işletmeciliği !
Genelev kazancına ortak olmak (vergiyle dahi olsa) onu satmaya ortak olmaz mı
Onu satmak Anadolu’da ne demektir
Biz kimiz Nerede Yaşıyoruz..
Memur maaşları vergiden ödenir mi İmamlar maaşı nereden alıyor
Bu İstanbul Sultan Fatih’in değil mi
Sultan Fatih kim Bu işletmeler ne Bütün bu sorular bir gün cevap bulur mu bilmem ama bize kimse “Kadına Karşı Şiddete Hayır” demesin..
İnanmıyoruz çünkü, onların samimi gibi görünen duygularına ve sözlerine..!
Neresinden tutarsanız tutun, ülkemde tecavüz olayları oluyorsa, bu ülkede zina yapılması alenen serbest olduğu içindir.. Bir bakın şu hale Allah aşkına “Kadın emanettir” diyoruz, Kadın ve Aile Bakanlığı diye bir birimimiz var, belkide içerisinde yüzlerce memur var, her ilde merkezleri var, geriye dönün bu ülkede geçimini kendini satarak kazanan kadınlarımız var...
ha,ha,ha acı acı gülmek en evla olanı şu anda..
Millette şu durumda, “yahu kardeşim devletin yapamadığını ben mi yapacağım”
“Yoo sen yapma, sen rahat rahat takıl kardeşim, hatta oğlun askere giderken arkadaşları oğlunu bu bataklığa götürsün, oğlun Peygamber ocağına gitmeden burada rahat rahat eğlensin,sen bir şey yapma kıymetli vatandaş, sen neden yorulasın ki, zaten devlet yapamıyor sen mi yapacaksın...”
Yazık bize,
Vah bize,
Yuh bize...
Ülkemin kadını satılıyorsa, satılabiliyorsa bu ülkede “Kadın Hakları” konuşulmamalı..
Yetmiyormuş gibi daha düne kadar bu batakhanelerin kapısına öldüğü vakit şehit olabilecek kadar kutsal bir görev yapan “Türk Polisi” ni dikiyorduk nöbete !
Sapık ve hasarlı beyinlere zevk olsun maksat...
Kime ne olur, sonunu bilmem ama bize fazlasıyla yazıklar olsun...