Namaz kötülüğü tetikler mi?

Abone Ol

Namaz, İslam’ın temel esaslarında bir tanesidir. Günde beş vakit olarak Miraç gecesinde ümmetin üzerine farz kılınmıştır. İnsanlar her türlü kötülükten alıkoyan daha doğrusu alıkoyduğu ayetle sabit olan bir ibadet.

Günümüzde namaz kılanların sayısının giderek azalması bir yana beş vakit namazı eda edenlerin bile hali içler acısıdır. Kimsenin namazı derdimiz değil elbette. Önemli olan namaz kılanların namazı algılayış biçimi ve bize yansımasıdır.

Allah’ın huzuruna duranların hem nefsani hem de cismani olarak ne yaptıklarının farkına varmaları gerekmektedir. Oysa namaza durduğunda insan her türlü melaneti aklına getirmekte. Tüm ticari işlerini ve diğer faaliyetini namazda kotarmaktadır. Nedense insanın aklına her türlü şey de namazda gelir değil mi Olmadık işler, entrikalar, dünyevi işler hatta unutulan bir şey bile namazda insanın aklına takılmakta. Tuhaftır bu durum gerçekten. Dünyevi lezzetlerden arınmanın, uhrevi hazzı tatmanın adı olması gereken namaz bizlere pek bir anlam ifade etmez oldu.

Mehmet Akif’in dediği gibi “dinleri var işimiz gibi” kabilinden iyice boş verir olduk namazı. Odada Kur’an-ı Kerim var diye sabah kadar uzanıp yatmayan bir atanın ezanlar okunduğunda yan gelip yatan ahfadı olarak ne kadar üzülsek, dövünsek azdır.

Taksim’e cami gerekli kardeşim!..

Bazı bölgeler, muhitler vardır nevi şahsına münhasırdır. Asırlar geçse de bu yörelerin namı, önemi değişmez. Nesilden nesile aktarılır bu bilgiler.

Beyoğlu ve de özellikle Taksim – İstiklal Caddesi de bu bölgelerden biri belki de birincisidir. Bu sene Gezi Parkı olayları nedeniyle dünya gündemine bile giren bölgemiz için yıllardır bir başka mücadele sürmektedir. Taksim’e cami diye bildiğimiz bir proje aslında o bölgenin geçmişte günümüze değişiminin de sembolü olacak bir çalışma. Fırtınalar koparılsa da Taksim ve özellikle İstiklal Caddesi kalabalık olmasına rağmen camiden müstağni bir bölge sanki. Gerçi Taksim Mescid’i hizmete girmiş. Fakat bu sefer de Hüseyin Ağa Camii restore edildiğinden arada namaz kılacak mekân pek yok. Tünel’deki Şahkulu Camii’ne kadar arada bir çok kilise bulunmasına rağmen camiden eser yok. Neden yok sorusu ise muamma.

Tamam, bir zamanların “Pera”sına kimsenin bir şey dediği yok ama madem ki şimdiki adı Beyoğlu ve bir İslam beldesi burası o zaman burada camilerin olması kadar doğal bir şey yoktur. Diyecekler ki efendim namaz kılan mı kaldı Tabi bu da ayrı bir durum ve ülkemizi idare edenlerin dindar ile din-i-dar arasındaki tercihlerinin bir sonucu sanırım.

Minik bir tebessüm

Namazda konuşulmaz

Camide namaz kılan Temel, namazın ortasında yanındaki Dursun’a:

-Namazda konuşulmaz ama arabamı satayrum Dursun demiş. Dursun da:

-Namazda konuşulmaz ama ne isteysun, demiş Temel’e. Temel:

-Namazda konuşulmaz ama 15 bin lira, demiş. Dursun:

-Namazda konuşulmaz ama 13 bin vereyim, demiş. Temel:

-Ben secdede düşüneyim, demiş. Secdeden kalkmışlar. Dursun:

-Tamam mı da vereymisun arabayi, demiş. Temel de:

-Kusura bakma Dursun. Ben rükuda 14 bine İdris’e sattum arabayi da.

İlgilisine notlar:

•“Çocukken elektrikler kesildiğinde odasında mum ışığının yansıttığı gölgelerle oynayan bir neslin hayal gücünü yok edemezsiniz” (Orhan Veli)

•iddia veya at yarışı oynayanlar gibi öğrenciler derslerine çalışsalar; Japonları bir yılda geçer, uzayda koloni kurar, galaksileri keşfe gideriz.

•Devlet evleneceklere para yardımı yapacağına eşlerden birine iş garantisi verse ülkede bekar kalmazdı.

•Navigasyon aletindeki bayanın sesini kıskanan hanımların var olduğu da bir gerçektir.

•Hicri yeni yılın bizlere, ailemize, ülkemize ve İslam alemine birlik, huzur ve saadet getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ederim.