Risaletin ilk günlerinde, Peygamberimizin muallimi olan
vahiy meleği Cebrail, bir insan şeklinde görünür ve Peygamberimize (s.a.v.)
Mekke nin dışındaki bir arazide abdest almayı ve namaz kılmayı öğretir.
Cebrail in örnekliğinde ilk namazını kılan sevgili Peygamberimiz (s.a.v.),
evine gelerek öğrendiklerini heyecanla, çok sevdiği gönüldaşı ve sırdaşı olan
eşi Hatice ye anlatır. Eşi Hz. Hatice (rh. anh.) kendisine ilk iman eden kişi
olarak çok özel bir yere sahiptir. Hazreti Peygamber kendisine namazı öğrettiğinde
teslim olur ve o da huşu ile namazını kılar Daha sonra Hz. Ali (r.anh.) ve
diğer sahabeler de bu halkaya dâhil olur ve hep beraber kıyamda, rükûda ve
secdede birleşirler. Böylece namaz asırlardır bütün inananların şevkle ve huşu
ile kuvvetli bir ibadet olarak yerine getirdikleri bir kulluk bilincine
dönüşerek devam eder gider.
Bilindiği üzere, Risaletin bayraklaşan temel mesajı, La
ilahe illallah, Muhammed Rasülullah tan müteşekkil Tevhit tir. Namaz ise
imandan sonra İslam ın ilk emirlerindendir. İslam ın ilk günlerinde Hazreti
Peygamber, eşi ve kendisine inanan sahabeleri ile birlikte namazı gizli gizli
şehrin dışında kılıyordu. Çünkü Mekke müşriklerin hâkim olduğu bir toplumdu ve
Müslümanlar üzerinde baskı oluşturabilirlerdi. Müslümanların sayıları artınca
Hazreti Peygamber Erkam ın evini bir Kur an okuluna ve namazgâha çevirmiş ve
burada gelen ayetlerin tebliğini yapmıştı.
Bütün alem kıyam, rükü ve secde halindedir. Nasıl ki,
maddenin katı, sıvı ve gaz hali varsa namazın da üç hali vardır ki bu, alemdeki
üç hale denk düşer. Bunlar kıyamda, rükuda ve secdede olan varlıklardır. Bizler
de namazlarda bu halleri yaşar, eşrefi mahlukat mertebesini temsil ederiz.
Alem eşler ve zıtların bileşkesinden oluşmaktadır.
Bunların hepsi gücü kainatı kuşatan bir varlığın eseridir. Mahlukatı birbirine
bağlayan ilişkiler ağını ve bu ilişkilerin mükemmelliğini gördüğünüzde bunun
tek bir yaratıcının eseri olduğunu anlayabilirsiniz. Tevhid ise bütün bir
alemde tek bir yaratıcıyı görmek ve bilmektir. Tevhidin hayatımıza yansıması,
Allah ın koyduğu yasalara tabi olmakla mümkün olur. Namazda ise kişi kulluğunu
ikrar eder ve yaratıcısına teslim olur.
İmanın çekirdeği tevhittir imanı sürekli ve şuurlu halde
tutan ise namazdır. Namazda oluşan şuursuzluk, zaman içinde kişinin imanını
zayıflatarak günahlara açık hale getirebilir.
Bilinçli bir şekilde kılınan namazda ise kişi kendisini
varlık aleminin bir üyesi olarak görür, bulunduğu konumun farkına varır.