Hatay Reyhanlı’daki saldırıyı nasıl okumak lazım
Elbette, saldırıyı kimlerin gerçekleştirdiği son derece önemli.
Cumhuriyet Tarihi’nin bu en kanlı saldırısının ardındaki karanlık eller elbette ortaya çıkarılmalı.
Ama en az bunun kadar önemli bir husus daha var; saldırı ile ne demek istendi
Saldırı neyi anlatmak istedi
Saldırının arkasındaki îma ne
Kimler, kimlere neyi yaptırma peşinde
***
Mail kutuma düşen son derece ilginç bir analiz aslında bu alanda ipuçları veriyor. Mail, Huzeyfe Candan’dan… Okuyalım;
1-Sene 1974. Ankara’da Abdullah Öcalan tarafından temeli atılan bir örgüt: PKK.
2-Sene 1993. Bingöl-Elazığ Karayolu... Otobüsten indirilip kurşuna dizilen 33 silahsız er...
3-Sene 1993. Temmuz ayı... 100 civarı PKKlı... Kurşuna dizilen 33 masum ve evleri yakılan onca köylü...
4-15 Şubat 1999. PKK lideri Abdullah Öcalan Kenyada ele geçirildi. 5-29 Nisan 1999. Abdullah Öcalan oy birliği ile idam cezasına çarptırıldı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bu karar onandı.
6-Ani bir kararla, idam cezası kaldırıldı.
7-Yıllar sonra dönemin Başbakanı Bülent Ecevit sözlerinde çarpıcı bir ifadeye yer verdi. CIAyı kast ederek, Bize Apoyu niye verdiler, onu hâlâ ben de bilemiyorum. Ama sonunda hayırlısı oldu. Apo konusunda bize hiç bir şart getirmediler.
8-Sene 2013. Öcalan, terör örgütü elebaşılığından devletin muhatap aldığı ve PKKyı sınır dışına çıkarmaya öncü olan bir kahraman ilan edildi..
9-…
***
Tarihin seyri içerisinde olayların anlaşılabilmesi için genel bir perspektifle bakılması gerektiğini bir kez daha hatırlamak durumundayız.
Şimdi 8 adet maddelendirilen bu olaylar silsilesi yine bir tesadüf sonucu mudur
Yıllarca en kanlı eylemlere imza atmış, askerlerin ve köylülerin kurşuna dizilmesine öncülük etmiş, emrini vermiş birinin, bu davasından vazgeçmesi, tesadüfi bir olay mıdır
Tarih hiçbir şeyi “es” geçmez.
Ne ırki hedeflerine ulaşmak için Think Tank kurumları ve strateji enstitüleri kuranları ne de hamleler sonrasını düşünerek, bilmem kaç perdeli bir oyuna imza atanlara alet olanları…
***
Sizce de garip değil midir, bir anda Kenya’da CIA tarafından yakalanan bir adamın Türk Hükümeti’ne teslim edilmesi.
Acaba CIA bunu Türkiye ile olan kadim dostluğundan mı yapmıştı, yoksa MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a Apo’nun yakalanması için müşterek operasyon teklifi yapan CIA ajanının şahsi Türk sempatizanlığına ve sevgisine mi denk geliyorduk
Doğrusu merak konusu..
Doğru ya, yıllarca Suriyelerde, İtalyalarda, Yunanistanlarda bir fare gibi, parazit hayat yaşayan bu adamın, yıllar sonra oynayacağı siyasi rolün ilk adımı olan Türkiye Girişinin en meşru yolu, Hapse(!) atılması değil miydi
Türk damarı kabardığından mı bilinmez, idam kararı alanlara, sanki siz ne yaptığınızın farkında mısınız, tarihi bir emeli berbat etmek üzereydiniz! dercesine apar topar idamı kaldırtanlar sahi kimlerdi
Hem dönemin kukla yönetimini bir kez daha cilalamak, hem perdeler sonrası için iyi bir hamle yapmak, hem terörle bıktırılan bir halka, siyasi yollarla terörizm ardında özerk devlet için normalleştirme süreci başlatmak ve bugün Apo denen bebek katilinin hapisten çıkmasını tartıştırmak...
Bir taşla bilmem kaç kuş
Ben sayamadım varın siz sayın.
***
Taa yıllar önce hazırlanan bir plan, nakış nakış dokunurcasına, tek bir gayeye hizmet eden: Arz-ı Mevud...
Eğer olaylara yazının başında yaptığımız gibi son iki üç yıla burnumuzu değdirircesine bakarsak göreceğimiz, ülkeden çekilen bir terör örgütünden başka şey olmayacaktır.
Peki ya hafif arkamıza yaslanarak ve belki de biraz gözlerimizi kamaştırarak uzaktan baktığımızda gerçeğin farklı olduğunu görebileceğizdir.
Hadi canım sen de ne senaryo yazdın be! diyen varsa, şu sözü hatırlatmakta fayda görüyorum; Ya her şeyin tesadüf olduğuna inanırsınız ya da hiçbir şeyin tesadüf olmadığına.
Umarız yukarda boş bırakılan 9. madde şu an sizin de aklınızda esen ve düşünmek bile istemeyeceğimiz tarihi bir olayla dolmaz...”
Ne diyorsunuz
Bu analizle Reyhanlı saldırısını yan yana getirdiğinizde zihninizde nasıl bir tablo canlanıyor, sahi
BU SALDIRININ ÜZERİ ÖRTÜLEMEZ!
Hatay-Reyhanlı’daki saldırı kimin eseri
Mossad mı
CIA mı
El Kaide mi
İran mı
Rusya mı
Türkiye’yi bu kirli savaşın içine çekmek için Suriye muhalefeti mi
Suriye’nin bizzat kendisi mi, Muhaberat mı Ya da Muhaberat’la bağlantılı başka örgütler mi
Başbakan Erdoğan’ın gezisi öncesi elindeki kartları zayıflatmak için bir başkası mı
Ya da tüm bunların ya da bir kısmının oluşturduğu konsorsiyum mu
Kim
Kim
***
Hatay Reyhanlı’da terör saldırısı ile 50’ye yakın insanımız hayatını kaybetti.
Başbakan Erdoğan saldırının arkasında Suriye’nin olabileceğinin işaretlerini verdi.
Amerika, “El Kaide” imasında bulundu.
Suriye, “ben yapmadım” dedi.
Anlayacağınız herkes farklı telden çaldı…
Ama 50’ye yakın masum vatandaşı geri getirmek artık mümkün değil..
Bu olayın üzerinin örtülmesi de imkansız…
NOT: Bugün 13 Mayıs 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton daha başladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, “Görülüyor ki, yeni Anayasa olmayacak!” dedi. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…