Eğer bu sefer gene önümüze bir BM planı konacaksa ve
2003 2004 yıllarında yaptıkları gibi birtakım etkinlikler ve vaatlerle bizleri
ve Rumları Evet oyu vermeye ikna etmeye çalışacaklarsa ki eminim bu
yapılacak, neye Evet diyeceğimizi çok iyi bilmemiz gerekmekte. Bilinçli
olarak kararımızı vermeliyiz. Geçen defa olduğu gibi planı okumamış kişilerin
kulaktan dolma bilgilerle televizyon ekranlarında ve meydanlarda yaptıkları
propagandalara kanmamamız ve neye Evet ve de neye Hayır dememiz gerektiğini
bilmemizde fayda var.
24 Nisan 2004 referandumunda her iki taraftan da EVET
oyları çıkmış olsaydı şimdiye kadar neler gerçekleşecekti, neleri yaşamış
olacaktık ve yaşamımız nereye doğru gidecekti. Bunları en azından hayal gücümüz
içinde canlandırmakta ve hatırlamakta büyük fayda olduğu inancındayım.
Yaşayacaklarımız aynen aşağıdaki gibi olacaktı.
Oylamada her iki taraftan Evet oyları çıktıktan sonra
Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti hemen ilan edilmiş ve BM tarafından da
tanınmış olacaktı. Aradan geçen 9 yılın sonunda neredeyse tam bir Rum
hegemonyasında üniter bir devlet haline gelmiş olacaktı.
Bizim için kötü günler gene geri gelmiş, 2. sınıf
vatandaş olarak Rumlar tarafından aşağılanmaya ve ezgi çekmeye başlamış
olacaktık. Şehitlerimiz de herhalde mezarlarında huzursuz olacaklardı.
Her iki tarafın Evet oyları ile kabul edilmiş Annan
Planı uyarınca;
1- Görünürde iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe
dayalı bir Federal Cumhuriyet ama gerçekte Rum üniter devleti olan Birleşik
Federal Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiş ve 9 yaşını da doldurmuş olurdu.
2- 14 Haziran 2009 tarihinde Birleşik Kıbrıs
Cumhuriyeti ni oluşturan iki devletin Federe Milletvekilleri, Senatörleri ve AB
Milletvekilleri 2. kez seçilmiş olurlardı.
3- Federal Parlamento ve dördü Rum ikisi Türk olan, altı
asil ve oy hakkına sahip, ikisi Rum biri Türk olan, üç tane de oy hakkına sahip
olmayan, dokuz üyeli Başkanlık Kurulu , ikinci dönem seçimlerinden hemen sonra
seçilmiş ve görevine başlamış olurdu.
4- Başkanlık Kurulu nun görev süresi beş yıl olacağından
ve Birinci Beş Yıllık Dönem de her 10 ayda bir, bir Kıbrıslı Rum ve bir
Kıbrıslı Türk dönüşümlü olarak başkanlık yapacağından, şu anda Birleşik
Federal Kıbrıs Cumhuriyeti nin başında bir Türk Cumhurbaşkanı olacaktı ve görevini
21 Haziran 2014 de Rum Cumhurbaşkanı na devredecekti.
5- Kıbrıs Türk Devleti tarafınca, Kıbrıs Rum Devleti ne
aşamalı olarak toprak iadesi oylamadan hemen sonra başlamış, 25 köy ile
yerleşim merkezi tüm ekilebilir tarım arazisi ile birlikte iade edilmiş ve
Annan Planı içindeki toprak iadesi konusu bitmiş olacaktı.
6- 25 bin Kıbrıslı Rum, Kıbrıs Rum Devleti ne iade
edilmiş topraklardaki evlerine dönmüş olacaktı. Aynı zamanda Kıbrıs Türk
Devleti yönetimi altında yaşamayı kabul etmiş olan 60 bin Kıbrıslı Rum un da
kademeli olarak dönüşü tamamlanmış ve Kıbrıs Türk Devleti yönetimi altında,
seçme ve seçilme hakları ile birlikte yaşıyor olacaklardı.
7- Kıbrıs Türk Devleti yönetimi altında görev yapan bazı
Muhtar Azaları, Muhtarlar, Belediye Meclis Üyeleri ve Belediye Başkanları 60
bin Rum un oyları ile kendi içlerinden seçilmiş olacaktı.
8- Planda Türkiyeli göçmenler için tespit edilen 45,000
sayısı içine adada doğan ama anne ve/veya babası 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşı olmayanlar da dâhil edildiğinden binlerce KKTC vatandaşı Türkiye ye
geri gönderilmiş olacaktı. Kalanlardan bazıları da, Türkiye ye dönmek için
verilecek ekonomik olanakları değerlendirip geri dönmüş olacaklardı.
9- Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti yöneticileri,
Türkiye den adaya gelecek olan ziyaretçilerden, Türkiye nin tüm ısrarlarına
rağmen Shengen vizesi istemeyi uygun gördüklerinden, vize alamayan on binlerce
Türk vatandaşı yakınlarını görebilmek için dahi adaya giremiyor olacaklardı...
(Devam edecek)