insanın mutluluk arayışı yaşamın ilk yıllarında başlar. Yeni doğan bir bebek kendisine haz veren şeylere yaklaşırken acı veren şeylerden uzaklaşır. Bebek hayatı acı ve haz bağlamında tanır. İnsanın bu arayışları yaşamının ileriki yıllarında da devam eder. Artık o arayışlarını daha geniş yelpazelere yaymıştır. Yemek içmek, gezmez, arkadaş edinmek, eğitim almak, mesleki kariyer yapmak, ibadet etmek, iyilik yapmak ve daha birçok şey insanın haz yani mutluluk alanını beslemeye devam eder.
Mutluluğun gelişebilmesi ben ve ötekiler arasında olumlu bir alış verişin olması gerekir. Günümüz gençleri sadece ben duygusu ile hareket ettiklerinden mutluluğu yakalama imkânı bulamıyorlar. Kendilerini merkeze alan yeni nesil, sevgi, saygı ve paylaşım gibi değerlerden uzak yaşıyor. Bütün ilgi ve yatırımlarını kendilerine yapan bu çocuklar rüzgârın önünde savrulan saman tanesi gibi küçük bir şeyde depresyona giriyorlar.
Mutsuzluğun diğer nedeni ise çağımızın getirdiği araçlar ve bu araçların doğru kullanılmamasıdır. Medya ve iletişim araçları bilgiye ulaşma noktasında önemli bir imkândır. Fakat günümüz çocukları bu araçları faydalı işler için değil, zaman israfına yol açacak boş işler için kullanıyorlar. Bu nedenle medya üzerinden yapılan gayri ahlaki ilişkiler, ihanetler, küfürleşmeler ve tehditlerin önü kesilemiyor. Çocuklarımız kendilerini huzur ve mutluluğa taşıyacak yollara değil, kör karanlığa sürükleyecek mecralara koşuyorlar. O yüzden mutlu olamıyorlar.
Bugünün çocukları (en) duygusu ile büyüyorlar. Her şeyin en üst modeline ulaşmak isteyen çocuklar içinde bulundukları şartları kabullenmekte zorlanıyor ve neden ben diye soruyorlar. Sürekli şikâyet eden bir neslin mutlu ve umutlu olması beklenemez.
Günümüz çocukları öz eleştiri yapmaktan kaçınıyorlar. Çünkü kendilerini kusursuz görme eğilimi içindeler. Bu durum hata üstüne hata yapmalarına neden oluyor. Kendi öz benliklerine dönmek yerine, bencilliği savunuyor ve kusuru başkalarına yıkıyorlar. Bu çocukların mutluluğu yakalama imkânları neredeyse hiç yok.
Günümüz çocukları en iyi eğitim kurumlarında okuyor ve meslek alanında kendilerini geliştirebilmek için her yolu deniyorlar. Fakat dini sorumluluklarını yerine getiremiyor, bunun önemini kavrayamıyorlar. Bu çocukların çoğu namaz kılmıyor, haramdan kaçınmıyor, iyilik hayır hasenat işlerini gereksiz görüyor. O yüzden mutluluğu yakalayamıyorlar.