Mustafa Sarıgül’ün ismi, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkan adaylığı için öne çıkartıldı. İri gazetelerin etkili köşe yazarları sık
sık Sarıgül’ün şanslı olduğunu yazıyorlar. Bu gelişmenin hemen arkasından
Mustafa Bey’in okyanus ötesine uzanacağı duyuruldu.
Mustafa Sarıgül, önümüzdeki ay ABD’ye gideceğini söylemiş;
Bay Obama’ya küresel demokrasiyi anlatacakmış! Küresel demokrasi bahane
başkanlık yarışı şahane... Bu günlerde Sarıgül lehine medya üzerinden müthiş
bir rüzgar estiriliyor: Önce, İBB Başkanlığı denenecek; olmazsa, CHP Genel
Başkanlığı. Her ihtimale karşı yarım kalmış bir yapıyı; TDH’yi yeniden
örgütleme işi de ihmal edilmemiş. Bu gelişmeler CHP’ye ikinci bir müdahalenin
yolda olduğunu çağrıştırıyor. Bilindiği gibi ilk müdahale Deniz Baykal
döneminde yapılmıştı. İnternette yayınlanan skandal kaset olayından hemen sonra
10 Mayıs 2010’da Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığından istifa etti; akabinde
Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna oturdu. Sarıgül o sıralarda TDH’yi
örgütlemekle meşguldü. Yapılan kamuoyu yoklamalarında yüzde 10 seçim barajını
aşabileceği tahmin ediliyordu. Partileşme çalışmalarında son aşamaya gelinmişti
ki Sarıgül, 21 Haziran 2010’da yaptığı basın toplantısında beklenenin aksine
“Kılıçdaroğlu’na şans vermek” için parti kurmaktan vazgeçtiklerini açıkladı. Bu
açıklama Sarıgül’ün yoldaşları üzerinde derin bir hayal kırıklığı oluşturdu. O
günlerde kendi iradesi dışında, bir çeşit “mahalle baskısı” neticesinde bu
kararı almak zorunda kaldığı veya Kılıçdaroğlu rüzgarından korktuğu düşünüldü.
Şimdiki mevcut gelişmelere bakıldığında işler tersine dönmüş gözüküyor; bu defa
“Sarıgül’den Kılıçdaroğlu’na parti blöfü” konuşuluyor: Şişli Belediye Başkanı
Mustafa Sarıgül İstanbul’a aday gösterilmez ise yedekte bekletilen partiyi
devreye sokacak. Şu sıralarda katıldığı her program ve etkinlikte Türkiye
Değişim Hareketi’nden söz ediyor. Halbuki Sarıgül 30 Mayıs 2010’da Ümraniye’de
düzenlediği mitingde kimseyi yarı yolda bırakmayacağı sözünü vermişti.
Sarıgül, Ümraniye mitinginde meydandaki kalabalığa şu
şekilde hitap etmişti:
“Değişime hazır mısınız Kimsenin etkisi ve himayesinde
olmadan Ankara’ya gitmeye hazır mısınız Peki üç gün ağladıktan sonra adam
satacak mısınız Delikanlı olacak mısınız O halde ben de Türkiye için
hazırım.” Bu ikna edici sözlerin üzerinden henüz üç hafta geçmişti; Sarıgül meydanda verdiği sözleri unuttu ve
şartlara teslim oldu.
Şimdi, aradan yaklaşık üç yıl geçti. Mustafa Sarıgül gene
devrede. Beklediği ortamı bulduğunu düşünerek Türkiye Değişim Partisi’ni kurma
çalışmalarına bıraktığı yerden yeniden başladı.
Sarıgül, Şişli’den sesini İstanbul seçmenine yeterince
ulaştıramadığını düşünmüş olacak ki, bu defa ABD’den İstanbul’a ve Türkiye’ye
sesini duyurmayı deneyecek!