Müslümanlık ve flört

Abone Ol

ASLINDA şu iki kelimenin yan yana yazılması dahi bir

zulümdür İslam a. Günümüzde ise normalleşen bir anormalliktir ne yazık ki.

Flört yani nikâhsız her türlü yakınlık.

Günün beş vakti buluşmak için sözleştiğimiz Rabbimizin

huzuruna çıkabilmek de cesarettir. Şeytan insanlara günah işlettikten sonra

namazdan onları uzaklaştırmanın bir yolunu bulur hangi yüzle çıkacaksın huzura

o kadar günah işledin . Ne yazık ki günümüzde en zayıflayan nokta bu namaz .

Hakkıyla kılınan namaz insanı kötülükten alıkoyar. Bu mümkün müdür Pek tabi

mümkündür. Nereden biliyorum diye sorulursa yaşadıklarımdan biliyorum.

Sanılır mı ki geçmişinde hiç sevgilisi olmamış, eli erkek

eline değmemiş kızlar aslında hiç âşık olmadı hiç sevdalanmadı ya da sevmedi

Bu elbette bir yanılgıdır bir de şeytanın flört yaşayanlara fısıldadığı bir

yalan sen sevildin onlar sevilmemiş . Elbette geçmişini temiz bırakan her kul

da âşık olmuştu vakti zamanında. Hem de Leyla ve Mecnun mesnevisine konu

olacak kadar. Esas harp bundan sonra başlar zaten. Bizim kendimizi korumamız

nefsimizle mücadelemiz silahsız mümkün olabilir mi İşte bu noktada silahın

adını veriyorum size: Namaz. Ama öyle bir namaz ki farzından kılmak yok

sünnetiyle vacibiyle kılınacak. Belki Efendimizin s.a.v. sünneti gereği müşkül

durumlarda ikindi ve yatsıda ilk sünneti kılmamak, bu da mecburi durumlarda

izin yani hastalıkta çok yorgunlukta ya da vakit daraldığında. Bir de yavaş

kılınacak, hızlı hızlı kılmak yok. Kılarken zihni arındıracağız, belki ölüm

anını belki Mekke yi tahayyül edeceğiz. Namazı kıldıran bir evliya belki ön

saflarda. Evveli de önemli tabi. Abdest tam alınmalı, farz ve sünnetleriyle tüm

gerekleriyle alınan abdest, namazı tamamlayacak unsurdur. Mermisi olmayan

silahın işe yaramayacağı gibi abdesti tam olmayan namaz da tam olmayacaktır.

Oysa biz çok güçlü bir düşmanla savaşa çıkıyoruz bu sefer, büyük cihada:

Nefsimizle savaşa. Nefsiyle savaşa giren her kula Allah yardımcıdır. Ona en

sevimli gelen, nefsiyle cihad eden gençtir. Zira insanın en coşkun en deli çağı

gençlik çağıdır. Şeytanın en çok kandırabileceği ayağını kaydırabileceği çağ

gençlik çağıdır. Yaşlılık beraberinde pek şeyden yoksunluğu getirir o nedenle

yaşlanınca ibadete başlayacağım sözü gülünçtür. Yaşlanınca şeytan senle pek

ilgilenmeyecek zaten. Belki imanın çoktan yitmiş olacak. Unutmayalım şu hadisi:

Ahir zamanda imanı tutmak avuçta kor ateşi tutmaya benzeyecek. Kor ateşi ne

kadar tutabilirsiniz İşte aşk size gelmiş bir kor ateştir aslında. Harama

bulaşmamak da o ateşi avuçta tutmaya benzer. Buradaki zorluk sonrasında insana

bir lezzet olarak döner. Temizlik berraklık duruluk lezzeti. Geçmiş kolayca

silinir zihninizden. O ağrılı zorlu dönem rahatça unutulur. Zira içinizde

tuttunuz ateşi. Ateş kor oldu, kalbinizi ruhunuzu yaktı zihninizi

bulanıklaştırdı ve belki hayatınızda çoğu şeyi aksattırdı ama bu çilenin

sonunda arınmış olarak çıktınız çünkü dokunmadınız harama. Allah size sonsuz

bir huzur bahşetti. Tam tersini düşünelim bir de. Ki kolay olan o aslında.

Kolay olan haramı yaşamak. Öyle olanları yakından tanıdığımda gördüm,

unutamıyorlar. Altı sene geçiyor on sene geçiyor hâlâ akıllarında kalplerinde

içlerinde hayatlarında eski sevgilileri var ve üstelik başkalarıyla evliler.

Rezaleti siz düşünün ve asla bu rezalet yumağına dâhil olmayın. Allah bizi

sevsin, O her hayrı yaratır. Unutmayalım.